17 Aralık 2007 Pazartesi

KIRMIZI PAZAR



Çoluğu çocuğu, eşi barkı olan erkek milleti pazar günü fosur fosur uyumak yerine sabahın köründe maile bir kahvaltının organizatörü olmakla güne başlar ve şayet hava da güzelse terlik, çizgili pijama ve sürüsüne bereket gazeteyi bırakıp piknik, alışveriş başta yaşanılan yere göre yapılan türlü gezintilerin yükünü çeken adamlardır. Benim gibi bekar, hafta içinde işten pestili çıkmış ve üstüne birde iş çıkışı serserilik yapan erkek milleti içinse gün saat 13:00'dan önce başlamaz.

Bunu değiştirebilecek iki şey vardır: Futbol aşkı ve lambuja manyaklığı.

Bu pazar bunun değiştiği günlerden biriydi, çünkü o gün iki büyük kırmızı-mavi maçı vardı ve üzerine bir de Kuzey Batı İngiltere derbisi olan Liverpool - Manchester United maçı.

Saat geceden kurulup sabah 11:00'da kalkıldı, ve Xeneizes - Rossoneri arasındaki kapışma için tüm hazırlıklar yapıldı. Japonların insanı sinir eden çığlıkları ve Milanista'nın mıy mıy tezahüratları arasında Martin Mauro ve cuntasının Dale Booooo haykırışlarını duymak, Fatih Ürek'in "hade hade" okuduğu bardan çıkıp Don Dokken'den "In My Dreams" dinlemiş etkisi hissettirdi bünyede. Her ne kadar onlarca yeni Maradona'dan biri olan Riquelme'yi tribünde görmek biraz kafamızı karıştırsa da Boca'nın Banega ve Palacio ekürisiyle maçı alacağından emindik.

Lakin Kaka adında nur yüzlü, İsa evladının soloları ile patladık.

Ne demisti Atilla Ilhan;

"saçların kendinden mi sarı boyadın mı
öyle örtülü bakma içimi karıştırıyorsun
"

Nesta'nın lambujası ve yeteneği kendinden olan Kaka karman çorman etti tüm hislerimizi. Futbol mu seveceğiz yoksa taraftarlık mı yapacağız, epey zor durumda kalıyor, kukumav kuşu gibi donup kaliyoruz ekran karşısında bu anlarda. Tebrik edelim ziyadesiyle kendisini ve oyuncu olarak Maldini ile birlikte kazandığı kupayı bu kez hoca olarak gene Maldini ile kazanan Ancelotti'ye de aynı tebriklerimizi iletelim.

1-0 Olsun Bizim Olsun





Kazanalım da nasıl olursa olsunun Türkiye'deki resmi mottosu "1-0 olsun bizim olsun" bu sene neredeyse "EPL'de bug var arkadaş, sikerim böyle aşkın ızdırabını" dedirtecek düzeye geldi, Football Manager beta geliştiricilerinin bile ağzını açık bırakır vaziyete büründü, Manchester şehrinin takımlarına over oynayanlar için. Zira iki takımın şu ana kadar oynadığı 34 maçtan 13'ünün skoru 1-0 idi.

Bu kez de Tevez attı lambujanın altına imzasını.

Alma Mazlumun Ahını...


2006 - 2007 sezonunun başında olduysa ne olduysa. 2005 - 2006 sezonunda ilk 11'in değişmez ismi olmasına rağmen oynadığı sol bek mevkiinden hoşlanmayan Gallas Chelsea'nin kontrat uzatma isteğine olumsuz yanıt veriyor ve İtalya'da oynamak istediğini bas bas bağırıyordu, Chelsea'de yüklü başlık parası karşısında dahi satmayacağını. Ardından Gallas misilleme yapıyor ve Dünya Kupası'nın ardından Chelsea'nin Amerika'daki sezon öncesi hazırlıklarına yorgunluk gerekçesiyle katılmayacağını bildiriyordu. Chelsea'nin eli armut mu toplayacaktı, onlar da hemen karşılık verdiler.

Gallas'ın 13 numaralı forması artık yeni transfer Ballack'ın sırtındaydı. Buna bir de Bouhlarouz transferi eklenince, Gallas soluğu Ashley Cole takasıyla Londra'nın bir başka köşesinde alıverdi. O bir Gunners idi artık. Ne var ki rahat durmuyordu Chelsea.

Bu transferin ardından Chelsea, Gallas'ın kulübü transferine izin vermemeleri halinde kendi kalesine kasten gol atmakla tehdit ettiğini açıklayıverdi. Gallas sürekli bunu yalanlamasına rağmen yalancı çoban durumundaydı artık.

Pazar günü Chelsea'yi yıkan lambujanın ardından gelen sevincini görünce hatırlayıverdim işte öyle sebepsiz.

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa