22 Ekim 2008 Çarşamba

Önce Futboldan Anlamayacaksın

Son söyleyeceğimizi ilk söyleyelim.

Önce futboldan anlamayacaksın !

Önce egondan kurtulacaksın !

Önce kadrom yetersiz demeden, rakip kim olursa olsun kendi oyununu cesurca oynatmaya ve oynamaya çalışana, spor ahlakını terketmeden başarılı olan ve daha da olmaya çalışana saygı duyacaksın. Fenerbahçe'yi yorumlayanlar ve yönetenler duymadılar.

40 yıllık Zico, tevellütü popüler futbol yorumculuğunun ötesine geçmemiş Rıdvan Dilmen'in dahi çözdüğü ve yeryüzündeki en basit futbol denklemi olan Anadolu takımlarına çift forvet, derbi ve Avrupa Kupası maçlarında tek forvet felsefesini şiar edinmek bir yana akıl dahi edememişti. Onun kulübe kazandırdığı 100.yıl şampiyonluğunu, TFF Süper Kupa'yı da aslında o kazandırmamıştı. Rakipler kötüydü ve Fenerbahçe 2006 - 2007 sezonuna moral ve teknik anlamda aslında sorunsuz girmişti. 14 Mayıs bir karnavaldı Fenerbahçeliler için. Şampiyonlar Ligi çeyrek finalini de oyuncuların arzusu getirmişti. Ve zaten disiplinsiz bir adamdı Zico. Yapılan işten ve sevgiden gaza gelip kaleye şut atan tercümanı Samet'ten belliydi. Yürüye yürüye kazanılması gereken ligi elinde eksiksiz ve geniş bir kadro olmasına rağmen kazanamamıştı. UEFA'nın kulübe verdiği milyonlarca franklık hakedişe rağmen Zico bırakın zammı, yeni bir sözleşmeyi haketmemişti. Böyle başarısız, beceriksiz bir adam Zico dahi olsa uğurlanmayı bile haketmiyordu ve her türlü medyası olan, özellikle de bunlara itibar edilmesini isteyen Fenerbahçe'nin kurumsal yapısı bu kararın bir öğrenci panelinde açıklanmasını gerektiriyordu. Altyazıyla gelen için çok bile. Yerine disiplinli ve kariyerli biri gelmeliydi. Anlı şanlı...

Fenerbahçe'yi yönetenler futboldan en çok anlayanlardı. Zico'yu keşfedenlerdi. Juventus'ta oynayan Appiah'ı tek bilenlerdi. Aurelio gitti, Emre geldi bu iş tamam diyenlerdi. Aurelio'ya da o kadar maaş verilmezdi. 1 oyuncunun gidişiyle de takım erimeyecekti ya. Hem 4 de oyuncu alınmıştı üstüne. Aurelio'ya verilmeyen yıllık zammın bilmemkaç katı bonservis harcanarak.

Florentino Perez de aynen böyleydi. Makelele'yi o kadar önemsemiyordu. Maaşına artış isteğini fazla bulup reddetiğinde "Makelele'yi özlemeyeceğiz. Tekniği vasattı, rakiplerini geçmek için gereken hız ve hünerden yoksundu, ve paslarının % 90'ı yana ya da geriyeydi " demişti. Hem Beckham'ı almıştı Perez. Hızlı, adamlarını geçen, iyi pas atan ve tüm Uzakdoğu ile Amerika'yı kendisine aşık edebilecek kadar yakışıklı. Zidane acı söylemişti sonra: "Motorunu kaybettikten sonra neden Bentley'e bir kat daha altın boya vurasın ki " Vicente Del Bosque show adamı değildi, takıma da her maçta 5 attıramıyordu. Real Madrid UCL'de yarı finali her sezon rahatlıkla oynayabilirdi. 2 UCL, 2 La Liga, 1 Kıtalararası Kupa, 1 Avrupa Süper Kupa, 1 İspanya Süper Kupa şampiyonluğunu bir altyapı hocası kazandırıyorsa biraz tecrübelisi çok daha fazlasını kazandırabilirdi. Yıldızları oyuncuları idare etme işini Perez, direktörü Valdano ile birlikte pekala kendisi de yapabilirdi.

Öyle olmadı elbet. Makelele ve Del Bosque'nin ardından Florentino Perez Başkanlığı'ndaki Real Madrid SIFIR kupa aldı. Del Bosque'nin gittiği sezon La Liga'da 4. oldu. Şampiyonlar Ligi'nde yarı finali görmek bir yana 2 sezon üstüste 1. eleme turu geçilemedi.

Geçen senenin en iyi 8 Şampiyonlar Ligi takımında biri olan Fenerbahçe de bugün UEFA Kupası'na da havlu attı. Geçen sene ki özveri, kendine güvenin yerinde yeller esiyor. Ligin treni de kaçmış vaziyette, çooook hızlı ve durmadan koşmak lazım yakalamak için.

Lakin bunlar çok önemli değil.

Arsenal'den 5 yemek o kadar da önemli değil, ligde şampiyon olamamak da...

Fenerbahçe elbette yeniden ayağa kalkacaktır.

Ama Ali Koç herşeyin farkında olduklarını söylemişti Kocaeli maçından sonra. Acaba gerçekten öyle mi ? Esas mühim olan bu.

Fenerbahçe'de rahip bulmak zordur gerçi ama gene de günah çıkarabilecekler mi ?

Var mı stad, tesisleşme, ekonomi filan demeden
"eğer kazanılan bir takım başarılar nedeniyle, bir takım başarısızlıkları göz ardı etmeye, tolere etmeye kalkarsak, bunu Fenerbahçe'de gelenek haline getiririz ki, bu da Fenerbahçe'nin geleceği açısından çok büyük bir tehlike oluşturur" lafının arkasında duracak cesaret ?

Var mı yetkiyi alıp da sorumluluğu başkasına yüklemeyecek ?

Var mı sesimi duyan ?

Var mı futboldan anlamayan ?

Etiketler: ,

3 Yorum:

Blogger temur dedi ki...

Fulya ile florya'da bolca var kardeşim. Birbirlerine çok benziyor Futboldan Anlamazus lar sadece renkleri farklı aynı yerlerde avlanıp futbol ekolojisine zarar veriyorlar.

22 Ekim 2008 14:49  
Blogger aşkın dedi ki...

Ben açık ve net söyleyeyim, geçen yılki kadro Aziz Yıldırım'ın eseri değildi.Buyrun bakalım:

Carlos reklam için
Wederson Ümit Özat gittiğinden
Gökhan yoğun telkinlerle
Edu - Lugano Uche - Högh olayından
Kazım - Uğur rakipler almasın diye

Yıllardır kanatsız oynayan takıma eğrisi doğrusuna denk gelip kanat futbolcuları alındı, olay budur.
Hani hep diyorlar ya, ''geçen yılki başarı Aziz Yıldırım'ın eseridir, buna ne diyeceksiniz'' diye, bu yazı işte bunu diyenler için.

22 Ekim 2008 18:31  
Blogger Ortega dedi ki...

Yönetimdeki isimlerin, kendi firmalarında böyle hoyratça para harcayıp harcamayacaklarını merak ediyorum ben? ya da firma içinde takım ruhu yakalanmışken, o havayı bozmaya çalışıp çalışmayacaklarını?

23 Ekim 2008 02:51  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa