31 Mart 2009 Salı

Delikanlı (!) Taraftar





Kendimi How I Met Your Mother'a kaptırdım bugün, yazmayacaktım da aslında ama mola zamanında şunları görünce biraz karalamak farz oldu üstüne. Çok değil 4-5 ay önce yerin dibine sokuluyordu Dunga. Şimdi ise kahraman gibi karşılanıyor. Üstelik 2010 Dünya Kupası elemelerinde Ekvador ile 1-1 berabere kalınan ve 4. sıraya düşülen bir maçın ardından. Günlük yaşadığı için spor basınını iğnelesek de genelde, onlara bu tarzı sevdiren taraftara biraz fazlaca masum yaklaşıyoruz sanki. Aslında oyunun en dönek figürlerinden biri olan taraftar nedense kendi kendine, bilhassa da Türkiye'de, hep delikanlı diyor. Oysa birkaç sene öncesine kadar katil, çirkef, Fatih Terim'in kabadayı ekolünün baş temsilcilerinden olan Emre için Fenerbahçe tribünleri, tamam hepsi değil, "Seni Seviyoruz" diye pankart açıyor şimdilerde. Eskiden tartışması dahi imkansız olan bir konuda, forumlarda ciddi mesai harcanıyor. Fatih Terim'i ciddi ciddi teknik adam kulübesinde görmek isteyenler var yahu. Kabul. Futbol ilginç bir oyun, gündemi çabuk değişiyor ve anlık coşkunun, hüznün, nefretin, sevginin yeri çok fazla ama şu tarz pankartları açtıracak, Fatih Terim'i Fenerbahçe'ye düşündürecek kadar omurgasız olanı beni rahatsız ediyor. Uzun uzun yazmayı tercih ederim aslında bu konuları ama bu kısa notu düşmek istedim. HIMYM sonrası etraflıca yazarız...

Etiketler: ,

7 Yorum:

Blogger pclion dedi ki...

:D

Bunda benim ya da Dutchman anketinin (dolayısıyla benim) payım var mı acaba? :)

Özellikle 2.sezon harikadır, tavsiye ederim...

1 Nisan 2009 00:34  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

Var tabi.

Her ne kadar epeydir elimde olsa da, bir türlü oturup da başlayamadığım bir diziydi.

Senin HIMYM postlarını da o bakımdan pas geçiyordum hep :D

Başladık dün, hatta az önce Atlantic City'de Marshall ile Lily'yi evlendirdik, yoksa evlendirmedik mi desem :)

1 Nisan 2009 01:38  
Blogger varol döken dedi ki...

pclion'ın 300 kişilik imha ekibinin payı var, benim 35 sayfa bilimsel seinfeld açıklamalarımın payı yok, bravo alper, kadehlerden bir levreklerden yarım tane eksilttim:)

bu tırt taraftar mevzusunu hollandalı'da can bartu postu altına yazdım, canarino alınmış, gerçi sebepleri makul ama istisnalar genel durumu değiştirmiyor... bu taraftar bu ülkenin bir aynası işte, çok sevmek de çok nefret etmek de en birinci ve en sonuncu olmak da araya kaynayıp gidiyor...

ben delikanlı gibi sözümü söyledim, emre ile gelecekse şampiyonluk gelmesin, aragones gitsin derken başarıdan çok duruşu kast ettim ve şu roberto carlos'tan hep nefret ettim!

1 Nisan 2009 10:41  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

Seinfeld'i kategorize edemem ben Varol. İzleyip taptığım bir yapım o, bambaşka birşey.

Uçan Hollandalı'nın anketinde de oyum Seinfeld'e idi.

Eksiltme o yüzden rakıyı da levreği de :)

HIMYM'yi ulan neymis bu Seinfeld'den fazla oy alan diyerek, merakımdan izliyorum ve fikrimin değiştiğini de söylemem.

Seinfeld Seinfeld'dir. HIMYM ise kaliteli bir dizidir.

1 Nisan 2009 12:44  
Blogger varol döken dedi ki...

rakıyı da levreği de veren yaradan, eksiltmek ne haddimize, bizimkisi latife, hem merak etme oradan bir şey eksilse bile sohbetten artırılır:)

seinfeld seinfeld'tir, işte bu... bu da neden yazmadın bir el atmadın abi biz 314.000 kişilik himbillar ordusuna karşı koyarken:)

1 Nisan 2009 14:44  
Blogger pclion dedi ki...

Yahu, beni de Seinfeld düşmanı yaptınız iyiden iyiye. Seviyorum ben Seinfeld'i, sadece yeni nesil dizilere de bu kadar kapalı olmamak lazım. :)

1 Nisan 2009 16:05  
Blogger varol döken dedi ki...

seinfeld'i sevmek yetmez, tapmak gerek!

aha ben de iyiden sardım sitcom faşoluğuna:) en iyisi herkes kafasına göre takılsın çünkü efsaneler asla ölmez!

3 Nisan 2009 16:33  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa