2 Temmuz 2009 Perşembe

Kader Keita Galatasaray'da



Kader Keita ayak hassasiyeti, tekniği, sürati, dengesi, fiziği neredeyse kusursuz bir oyuncu. Şöyle ki; Yattara'nın 2 gömlek üstüdür. Mali olarak ne kadar rantable bilmiyorum, taraftarın da işi olmamalı bu konular zaten; ama Rijkaard'ın gelir gelmez deneyeceği aşikar olan 4-3-3 dizilişi için biçilmiş kaftan Keita. İleri üçlünün hem solunda hem de sağında oynar. İki ayağını da iyi kullanan ve sadece çizgide gidip gelmeyeni içe kat edip bitirmeyi de seven bir kanat-forvettir. Çok da spektekülerdir, gol sevinçleri ayrıca coşturur ve Türkiye'de özel taraftarı olabilecek türden bir oyuncudur ama idare edilmesi de zordur. Hem kollektivite sorunları bakımından saha içinde hem de karakterinden ötürü saha dışında.

Kariyerine kısaca bir göz atmak gerekirse çoğu Fildişi Sahilli topçu gibi ASEC Abidjan'da değil, African Sports'ta başlamıştır kariyerine. Babası da Sporting Gagnoa kulübünde başkanlık yapmış bir fenomendir Fildişi Sahili'nde. Aileden ilgi var yani futbola. Keita'nın kariyerinin ünlü olmuş vatandaşlarından ayrılan tek yönü Abidjanlı olmaması da değil. Fildişi Sahili'nden ayrıldıktan sonra Akdeniz'in öte yanındaki Fransa'ya geçmek yerine Kuzey Afrika'da mola veriyor Keita. Tunus'un Sahel ve Birleşik Arap Emirliklerinin Al Ain takımlarında birer sezon geçiriyor. Fransızların dikkatini o zamandan çekiyor, hatta PSG ile anılıyor ismi ama Katar'ı seçiyor enteresan bir şekilde. Herkes Basra körfezi ve etrafından kaçmaya çalışırken Keita bilhassa tercih ediyor Al Sadd kulübünü. "Avrupa'da elbette oynamak istiyordum ama hazır değildim. Katar büyük bir macera ve deneyimdi. Lebouf, Batistuta, Romario gibi oyuncularla beraber oynadım. Bana büyük tavsiyelerde bulundular ve Avrupa'ya hazırlanmamda yardımcı oldular" dediğini hatırlıyorum bir programda.

Lille'e gelişinde en büyük pay Claude Puel ve Bora Milutinoviç'in. Puel kasetlerden beğeniyor Keita'yı. Hem izlemeye hem de soruşturmaya birkaç defa gidiyor Katar'a. İzlediğinden memnun kalıyor ama öğrendiklerinden pek değil. Al Sadd, oyuncunun disiplin sorunları olduğunu hatta 2004 - 2005 yılında göreve gelen Bora Milutinoviç'in "ya Keita ya ben" restini çektiğini de söylüyor. Lille başkanının tabiriyle "çapaklı bir elmas" olan Keita'yı
yeteneklerine karşı koyamayarak alıyor Puel. Hem Lille hem Milutinoviç hem de Al Sadd kazanıyor.

Lille'de yedek başladığı sezonda birkaç hafta sonra formayı alıyor, bir daha da vermiyor. 2006 - 2007 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde gruplardan çıkan ama 1-0 biten 2 maçın ardından Manchester United'a boyun eğen Lille'in en göze batan adamı oluyor.
Bodmer ile birlikte de takımın en kıymetli parçası duruma geliyor Keita. 2 sezonda oynadığı 63 lig maçında 14 gol atıyor ve Bodmer ile birlikte Lyon'un yolunu tutuyor. Milan'a rağmen Lille'e en yüksek bedeli önererek alıyorlar Keita'yı ( edit: quaresma7'ye teşekkürler ). Üstelik o dönem için Lyon tarihinin 1999 yılında Barcelona'dan 17 milyon € bonservisle transfer edilen Sonny Anderson'dan sonra, 16 milyon € ile en fazla para ödenen oyuncusu oluyor.

Lyon kariyeri ise geçmişteki kadar parlak değil Keita'nın. Govou'yu kesemiyor. Dakikaları Lille zamanlarının epey altına düşüyor. 52 maçta oynuyor ve 5 golde kalıyor. 5 golün 4'ü ilk sezonunda, son sene sadece 1 golü var. Esas eleştirildiği nokta ise oyun zekasının, bireysel taktiklerinin, kollektif anlayışının kısıtlı olması. Bu bakımdan çok top kaybetmesi. Gerland'da çok ıslıklanmışlığı vardır sırf bu yüzden.

Türkiye'de zaman gösterecek neler yapacağını ama kağıt üzerinde süper transfer. Parası pulu mühim değil, Haldun Üstünel'i bir kere daha tebrik etmek lazım. 27 yaşında ve talibi çoktu zira. Kapasitesi de ortada. Çok renkli ve hakemler kasaplığa izin vermezse bol gollü bir lig olacak önümüzdeki sene.

Etiketler: ,

4 Yorum:

Blogger karakasirga dedi ki...

merhabalar
galatasarayin rijkaard hamlesine destek cikan bir adim daha. ayrica sizin de cok dogru bir sekilde belirttiginiz gibi sadece bir cizgi oyuncusu degil iceri kat etmeyi bilen bir isim.
fakat hala benim aklimdaki sorun rijkaardin arkasinda saglam bir yonetim gorebilecek miyiz. zira benim dusuncem rijkaard cruyyfun da rijkaardin futbuolculugunda dedigi gibi `sessiz olmamali, lider olmali`

2 Temmuz 2009 16:02  
Blogger Quaresma7 dedi ki...

Nasıl oluyor bu iş anlamıyorum. Ben koyu bir Lyon taraftarıyım. 2000'den itibaren geleni gideni 100 maçının 90ını ezbere sayarım. Ketia 07-08'de Lyon'a geldi ve o sene hocası Alain Perrin'di. Aceto'da Puel vasıtasıyla geldiğini söylüyor. böyle birşey yok. Düşünüyorum düşünüyorum nerede yanıldığımı bulamıyorum.

2 Temmuz 2009 21:50  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@quaresma7

Yanılmıyorsun, doğru söylüyorsun.

Kariyerinde Puel'in etkisi büyük, o da Lyon'da görev yaptığından böyle bir çağrışım olmuş.

Düzeltiyorum.

2 Temmuz 2009 22:17  
Blogger Quaresma7 dedi ki...

Estağfirullah ben teşekkür ederim. En azından Lyon'a hala aşık olduğumu gördüm:)

2 Temmuz 2009 22:37  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa