17 Temmuz 2009 Cuma

Mauricio



Maurício José da Silveira Júnior yani kısa adıyla Mauricio; sahip olduğu teknik, oyun zekası, kararlılık ve güç sayesinde Brezilya futbolunun ve Fluminense'nin halihazırda en potansiyelli ortasaha cevherlerinden biri. 20 yaşında, 1.81 boyunda ve 2007'den bu yana Fluminense forması ile çıktığı 76 maçta 4 golü var.

Futbol
kariyerine klasik bir 10 numara olarak Moreira Esporte kulübünde başladı. Daha sonra Sao Paulo merkezli Corinthians'ın altyapısında kendine yer buldu ve futboluna dair 7 senelik temel eğitimini Corinthians'ta aldı. 7 senenin sonunda açıklamadığı ama kulüple yaşadığı hususi problemleri gerekçe göstererek 2006'nın Mart ayında Rio da Janeiro'nun Fluminense kulübüne transfer oldu. Corinthians ile Fluminense kulübü arasında yaşanan problemden ötürü evrakları hazır olmadığı için ancak 7 ay sonra, Ekim ayında profesyonel olabildi. Futbolculuğunda Fluminense forması giyen ve 1994 Dünya Kupası'ndan da hatırlayacağınız Branco o zamanlar Brezilya Futbol Federasyonu'nda teknik koordinatörlük görevindeydi. Oyuncunun yeteneğine güvenerek, iki kulüp arasındaki sorunun çözülmesi ve Mauricio'nun lisansını alabilmesi için şahsi gayret sarfetmştir.

Mauricio profesyonel olmasına rağmen hemen Fluminense as takımıyla çalışmadı. A takımın çalıştığı Laranjeiras tesisleri yerine, önce Xerem tesislerinde altyapı oyuncularıyla çalıştı bir süre. Yeteneği ama en önemlisi çalışkanlığı sayesinde, zamanın teknik direktörü Renato Gaucho tarafından farkedildi ve Laranjeiras'a davet edildi. Hala Xerem yakınlarında kaldığı için antrenmanlar için toplu taşıma araçlarında her gün 6 saatini geçiriyordu. O dönem çareyi de A takımda oynayan Ricardo Berna'nın evinde kalmakta buldu.

Mauricio'nun Fluminense formasına alışma süreci epey sancılıdır. Başlarda yuhalanmaya varacak performanslar sergiledi ve kariyerindeki ilk pırıltıyı göstermesi neredeyse 1 sene aldı. Cicero'nun yokluğunda, 2007 yılı ortalarında Brezilya Ligi'nde oynanan Botafogo ve Parana maçlarında, henüz 18 yaşındayken ilk akılda kalacak performansını sergiledi. Bu dahi düzenli şans almasına yetmedi, ancak Arouca veya Fabinho sakatlandığı zaman şans bulabiliyordu as kadroda. Ve kariyerindeki ilk golünü de bu fırsatlardan birini değerlendirerek, 2008 Eyalet Şampiyonası'nda da ezeli rakip Flamengo karşısında Maracana'da attı.

Mauricio'nun Fluminense'de, en azından taraftarın gözünde, kendini kabul ettirmesinde bu golün büyük payı vardır. Ama en önemli pay kuşkusuz çalışkanlığıyla bizzat kendisinin ve bunu takdir eden Renato Gaucho'nun. Eyalet Şampiyonası'ndan sonra başlayan Brezilya Ligi'nde Arouca'nın mücadele ve azim olarak yetersiz kaldığını bizzat deklare eden Renato Gaucho artık her fırsatta Arouca yerine Mauricio'yu tercih ediyordu kadrosunda. Sezon sonuna gelindiğinde Mauricio banko olmuş, Arouca ise Sao Paulo'nun yolunu tutmuştu. Mauricio sadece Arouca'nın değil; hücumdaki yetenekleri ve bu pozisyonun esas adamı olan Tarta'ya nazaran sahip olduğu fizik avantaj sayesinde, Hamburg'a transfer olan Thiago Neves'in de görevini üstlendi zaman zaman. Gösterdiği bu çıkışa rağmen Nelson Rodrigues'in Brezilya 20 Yaş Altı Milli Takımı'na çağırılmaması ise basın ve Fluminense kulübü tarafından sıkça eleştiri konusu oldu.

2009 yılına gelindiğinde kulüp teknik direktör değiştirip Carlos Alberto Parreira ile çalışmaya başlasa da, Mauricio'nun yerini korumayı başardı. Sezonun açılış maçında Hernanes ve Arouca'dan oluşan Sao Paulo ortasahasına Fabinho ile birlikte büyük üstünlük kurdu, bir de soluyla 25 metreden muazzam gol attı. Velakin Parreira'nın istifası sonrası karışan kulüpte, kendisinin de aldığı kart cezası ve yaşadığı ufak sakatlık sebebiyle devamını getiremedi.

Mauricio'nun kariyer özeti böyle. Merak edilen ise ne tür bir oyuncu olduğu.

Oynadığı pozisyon ortasahanın ortası. Brezilya'da kulüpler genellikle 4-4-2 türevi olan
4-1-2-1-2 ya da 4-2-2-2 ya da dizilişiyle oynarlar. Mauricio transfer döneminde ismi Fenerbahçe ile geçen Poulsen ya da mevcut kadroda bulunan Selçuk gibi, ağırlıkla defansif görevleri üstlenen, savunmasının önündeki ilk oyuncu olarak rakip kaleye sırtı dönük şekilde topu alan, rakibi karşılayan oyuncu rolünde olmadı hiçbir zaman. Aurelio, Appiah, Emre gibi rakibe ileride pres yapan ve hücumlara aktif olarak katılan ortasaha, iç oyuncusu rolünü üstlendi takımında.

Türkiye muadilleriyle karşılaştırıldığında teknik becerisi iyi, oyun görüşü ve pas yüzdesi yüksek, tempolu ve iştahlı bir oyuncu. Devamlılık ve dayanıklık açısından belirgin bir sıkıntısı da yok ve Allah vergisi, bek dahi oynayacak fiziğe ve çabukluğa sahip.

K
oşmayı, mücadele etmeyi, pres yapmayı, sahada her zaman herşeyini vermeye çalışması sayesinde Türkiye'nin gitgide daha da fiziksel bir hal alan ligine ve Avrupa futboluna uyumu daha hızlı olacaktır . Nobre nasıl klasik Brezilya forveti değilse, Mauricio da klasik Brezilya ortasaha oyuncusu değildir. Defansif yetkinliği henüz Avrupa için ham, bu arzusundan ötürü zamanlama hatası yapıp defansif müdahalelerinde acemice kart görebiliyor. En büyük sorunu da bazen frenleyemediği bu savrukluğu.

Hepsi bir yana yıldız ve komple bir oyuncu olmak için gereken ve bizim oyuncularımızda eksik olan mental olgunluğa sahip Mauricio. Avrupa futbolunda fiziksel temasın çok önemli olduğunu, Avrupa'da varolabilmesi için ayakta kalması, güçlü olması ve defansif yeteneklerini geliştirmesi gerektiğinin farkında. Bu hedefi olması bir yana bunu söylemekten de çekinmiyor. İyi bir profesyonelde olması gereken sağlam sinirlere de sahip. Yeni yeni forma giydiği 2007 senesinde Atletico Mineiro maçının ardından bütün stad hep bir ağızdan kendisini yuhalamasına rağmen, sonraki Nautico ve Figueirense maçlarında parlak performanslar sergileyebiliyor. "Alkışları tercih ederim ama futbolda hatalar var. Bunun beni bitirmesine izin vermem" diyecek kadar olgun, kararlı ve hırslı bir karaktere sahip. Nereden nereye geldiğinin fazlasıyla bilincinde.

Mauricio her yönüyle çok umutlandıran bir profil. Fakat yine de uluslararası platformda kendini ispatlamamış ve yurtdışından alınan her oyuncu gibi riskli bir yatırım. Her şeyiyle hazır değil ama bir türlü göremediğimiz Josico gibilerindense, 20 yaşında ve geleceği olan bir oyuncuya kumar oynamak her zaman daha mantıklı geliyor kulağa.
Aurelio'nun forvet arkası ve sağ açık olarak parladığı Türkiye'de, Daum'un elinde geçirdiği evrimi nve e tür bir ortasaha oyuncusu olduğunu düşünürsek, en az Aurelio kadar şansı var Fenerbahçe kadrosunda.

Etiketler: , , ,

7 Yorum:

Blogger Nostradamus dedi ki...

teşekkürler en azından bir fikir edindik sayende

17 Temmuz 2009 03:15  
Blogger baho dedi ki...

abi nerdeyse bütün antu kitlendi detaylı analizini bekliyor:)

17 Temmuz 2009 03:29  
Blogger harbiefsane dedi ki...

eline sağlık alper,
fenerbahçeye yararlı bir transfer olacaga benziyor eğer gelirse.gerçi benim gönlüm hernanes'de ama...

17 Temmuz 2009 12:11  
Blogger talento dedi ki...

"Alkışları tercih ederim ama futbolda hatalar var. Bunun beni bitirmesine izin vermem"

Çoğu "olgun" teknik direktörün kuramadığı bir cümle. Bana umut verdi.

17 Temmuz 2009 13:47  
Blogger Beercholic dedi ki...

Hocam vallahi eline sağlık. Harbiden dediğin gibiyse -yani tabii dediğin gibidir ama o özelliklerin kaçta kaçını sergileyebilecek- harika olur. Hem genç hem potansiyelli hem arzulu hemde akıllı daha ne ister ki insan..

17 Temmuz 2009 16:10  
Blogger Erdem dedi ki...

Seviyorum bu Brezilyalıları. En vasat görüneni bile, azmedip çok yüksek oyunlar sergiliyebiliyor. Aurelio'nun vasatken Daum'un elinde efsane olduğu bir Fenerbahçe'de, sizin anlatımlarınıza göre bu çocuk uçarda gider.

17 Temmuz 2009 17:44  
Blogger alperensaylar dedi ki...

ben hala hernanes ihtimaline kafayı takmış durumdayım. bu arkadaş da resmin ve yazdıklarının verdiği etkiyle olumlu bir transfer gibi gözükse de ille de hernanes:)

17 Temmuz 2009 18:03  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa