1 Ağustos 2009 Cumartesi

Eski Bir Hesap



Paulista Şampiyonası Brezilya'nın en güçlü yerel ligi olarak bilinir. Sao Paulo eyaletinin 4 büyük takımı olan Sao Paulo, Corinthians, Palmeiras ve Santos kulüpleri başı çeker rekabette.Sadece eyalet sınırları içinde değil ülke ve kıta genelinde de itibarı yüksek kulüplerdir. Bizim hikayemiz 2004 yılında geçiyor. Kader ağlarını örüyor, fikstür Sao Paulo ve Santos kulüplerini 2 haftada 3 kez karşı karşıya getiriyor. 3 büyük İstanbul derbisi gibi. 2 maç Güney Amerika'nın UEFA Avrupa Ligi seviyesindeki Copa Sul-Americana turnuvasına bilet almak için, diğeri de ulusal ligde şampiyonluk için.

Santos'un başındaki hoca tanıdık. Vanderlei Luxemburgo. Sao Paulo'nun başında da daha sonradan Santos'u çalıştıracak olan Emerson Leao var. Futbolculardan da tanıdıklar hayli çok. Sao Paulo'nun kadrosundan Junior, Cicinho, Grafite, Luis Fabiano ve Tardelli; Santos'un kadrosundan Robinho, Ze Elias, Ricardinho, Deivid. Ve elbette yazının kahramanları Lugano ile Elano.

Sao Paulo yeni yeni gelişen ve güçlenen bir takım. 3 sene üstüste şampiyonluğun temelleri atılıyor. Santos ise o dönem daha güçlü ve daha iyi bir sistem takımı. 2002'nin şampiyonu ve yine ligde şampiyonluk kovalıyorlar. Copa Sul Americana çok umurlarında değil. Evleri Vila Belmiro'da oynanacak ilk maça da, aslarını asıl hedef olan lige saklayıp yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkarlar. Maç uzun süre 0-0 devam eder, oyun as kadro avantajını kullanarak bastıran Sao Paulo'ya daha yakındır. Organizasyon önemsiz bile olsa derbi derbidir. Hele de evde muhakkak kazanmak lazım. İkinci devre ortalarında 20'li yaşlarının başındaki Elano'yu sahaya sürer Luxemburgo. Bitime 15 dakika kala, Elano sağdan Paulo Cesar'ın ortasına kafayı vurarak golünü atar. Santos derbiyi yedekleriyle 1-0 kazanır. Elano golüyle maçın, açıklamalarıyla da maç sonrasının adamı olur.

Lugano için maçtan sonra uzatılan mikrofonlara söylediği laf "mais violento do Brasil" yani "Brezilya'nın en vahşisi". Bizde yaygın şekliyle 'kasap' diyor Lugano'ya anlayacağınız. Uruguaylı ise Elano'nun çok az sahada kaldığını, insanların maçı izlediklerinde Ele'nin kendisiyle hiç karşı karşıya kalmadığını, ve aralarında hiç bir diyalog geçmediğini göreceğini söyledikten sonra maçta kart dahi görmediğini belirtir ve ekler;"yüzüme söyleyemeyeceği şeyleri basına söylemesin. Gazetecilere yakınmayı bıraksın, her şey sahada halledilir".

Takım arkadaşları bir yana, hem ulusal hem de yerel basın Lugano'ya daha yakın dururlar bu olayda ve herşeyi başlatanın Elano olduğunu yazarlar. Santos rövanş için 10 gün sonra Sao Paulo'nun evi olan Morumbi Stadı'na gelir. Luxemburgo yine aslarını dinlendirmektedir. Elano da sahada değil kenardadır ama derbinin klasik gergin atmosferi ve verilen karşılıklı demeçlerle yükselen ateş maçı esir alır. 30. dakikada Fabao ve Cristiano birbirlerine girip karşılıklı kırmızı kart görürler. 49. dakikada Rodrigo ile 1-0 öne geçer Sao Paulo ama ortalık yine durulmaz. Rodrigo gol sonrası sevincinde Santos kulübünün takma adına - "peixe" yani "balık" - göndermede bulunur. Balıkçı taklidi yapar ve kulübede oturan Elano'yu da taciz eder. Ortalık gene karışır. Kırmızısız bastırılan olaylardan sonra Sao Paulo oyundan düşer ve 2. yi bulup turu geçecekleri maçta 81. dakikada golü yiyerek elenirler.

4 gün sonra yine Morumbi'de, bu kez lig maçında karşı karşıya gelirler. Santos aslarıyla sahada. Kaptan eski Beşiktaşlı Ricardinho. Deivid, Robinho, Ze Elias, Elano sahadalar. Sao Paulo da Porto'ya satılan Luis Fabiano hariç tam kadro. Maç öncesi demeçler sükunet yüklü bu kez. Elano maçın gerginliğinden ötürü bu tür şeylerin olabileceğini, profesyonel oyuncular olduklarını ve maçtan önce Lugano'yu görürse sahada konuşacağını söyler. 4 gün önce kendisini taciz eden Rodrigo'yu da Ponte Preta'da oynadığı dönemden tanıdığını ve aralarında sorun olmadığını söyler. Olmaz gerçekten de ama Sul-Americana'da yedeklerle eledikleri Sao Paulo'ya bu kez daha çok önemsedikleri ligde 1-0 kaybederler. Lugano ve Elano arasında maçta diyalog yaşanır ama ne konuştukları bilinmez.

Bu ağız dalaşının iki kahramanı Lugano ve Elano sezonun sonunda Brezilya karmasına girerler. Elano sezon sonunda Ukrayna'ya, Lugano da bir sezon sonra Türkiye'ye yelken açar. Olay kapanır.


Kader işte. 3 sene sonra Lugano ve Elano yine buluşur. Copa America 2007 yarı finalinde Uruguay ve Brezilya eşleşirler. Sadece 1950'nin hesabı değil, Lugano ve Elano'nun hesabı da ortadadır çoğu kişiye göre. Üstelik milli dava. Basın işini biliyor tabi. Hemen kurcalar. Elano'ya vahşi Lugano'yu sorarlar. Elano o zamanlar milli takımda toy. 22 kişilik aday kadroda var ama ilk 18'de yok. Lugano ise kaptan ve ilk 11 çıkacak sahaya. Elano konuştuklarını ve aralarında sorun kalmadığını söyler. Robinho karşısında Lugano ne yapar sorusuna verdiği cevap "Lugano iyi bir defans oyuncusu ama ben Robinho'nun tarafındayım. Durdurulması çok zor" olur. Maç 2-2 biter, Robinho etkisizdir. Maçın kahramanı ise normal sürede çok iyi oynayan ama uzatmaların ardından penaltı vuruşlarında son atışı kaçıran Lugano olur. Uruguay ve Lugano kaybeder, Brezilya kazanır. Hem maçı hem de finalde kupayı.

2 sene geçti. Elano bugün Türkiye'de. Galatasaray'ın 9 numaralı formasını sırtına geçirdi. Lugano'nun da tekrar Fenerbahçe ile anlaşmak üzere olduğu haberleri yoğunlaştı. Eğer Lugano'dan imza gelirse bu iki oyuncu yine ezeli rakiplerin formaları altında karşı karşıya gelecekler. Eski hesap gerçekten kapandı mı, kapanmadı mı o zaman göreceğiz. Fenerbahçe - Galatasaray derbilerinin yanından geçemez Santos - Sao Paulo derbisi.

Etiketler:

7 Yorum:

Blogger Hayatımız Futbol dedi ki...

Hocam mükemmel bir yazı olmuş.Baştan sona zevkle okudum.Eline sağlık.

1 Ağustos 2009 21:21  
Blogger SWG dedi ki...

Gerçekten muhteşem yazı. İnşallah Lugano da Fener'de kalır ve derbimiz bir başka boyut kazanır...

1 Ağustos 2009 22:01  
Blogger 10ur dedi ki...

çok güzel yazı ellerine bilgilerine sağlık
umarım aralarındaki husumet luganoya kalması için 1 sebep daha verir :)

1 Ağustos 2009 22:42  
OpenID cingibi dedi ki...

iki gün sonra spor gazeteleri sorgusuz sualsiz alıntı yapmaya başlarlar bu yazıyı harbiden ayrıntılı ve farklı bir yazı olmuş tebrikler

2 Ağustos 2009 05:02  
Blogger Schumy dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş gerçekten. Derbilerde kavga edenleri kenara çekilip gülerek izler mi acaba bu ikili de :)

Tabi Lugano işin içinde olmazsa :)

2 Ağustos 2009 10:12  
Blogger kutay dedi ki...

lugano, ne kadar antıpatık gelse de onun şu karakterine bayılıyorum: "yüzüme söyleyemeyeceği şeyleri basına söylemesin. Gazetecilere yakınmayı bıraksın, her şey sahada halledilir".
çirkef mi, evet kasap mı, evet, vahşi mi evet, pislik mi evet. ama herşey kendi içinde tutarlı.

5 Ağustos 2009 11:22  
Blogger om3r dedi ki...

abi inaılmazsın..yaklasık bı iki saattır bununla ılgılı bılgı arıyordum.
gecenlerde fm de edıtorde farkedttım luganonun begenmedıgı oyuncular bolumunde elano orda gormustum..
sızın anlatımınızda daha da guzel olmus :)

16 Ağustos 2009 19:35  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa