6 Eylül 2009 Pazar

Arjantin vs. Brezilya



Benim futbolla olan elektriğim daha bebekken başlamış. 1982'nin Haziran ayında tamda Dünya Kupası'nın ortasına doğmuşum. Babamdan fiske yemişliğim azdır ama ilk zılgıtı daha 1 aylık bile değilken yemişiz. 24 yaşındasınız, futbolu çok seviyorsunuz, Zico ile Maradona 1982 finallerinde karşılaşacak ama izleyemiyorsunuz. Ben olsam ben de çekerdim fırçayı. 27 sene geçti o maçın üzerinden, Arjantin - Brezilya rekabeti 95 yaşında. Her iki ülkenin yarattıkları kültürel ve sportif zenginlik de dudak uçuklatacak cinsten. La Nuestra vs. Joga Bonita, Pele vs. Maradona, samba vs. tango. Birini daha çok sevebilirsiniz, daha çok beğenebilirsiniz ama karşılaştırıp, daha iyi olduğunu savunmak aptallık. Bu maç da Kaka ve Messi üzerinden pazarlanıyor ama rekabetin tarihinde bambaşka notlar var. Önce istatistikler.



İki ülke federasyonları AFA ve CBF rakamlar konusunda ihtilaflı. AFA 1923 yılında oynanan ve Brezilya'nın 3-2 kazandığı maçı saymıyor. Arjantin'in aynı gün Centenario Stadı'nda Uruguay'a karşı oynadığını ve Brezilya'nın oynadığı takımın Buenos Aires kulüplerinden çıkan bir karma olduğunu iddia ediyor. Aynı şekilde 1968 ylında oynanan iki maçı tersi sebeple, yani Arjantin'in oynadığı takımların Rio ve Mineiro karmaları olduğunu gerekçe göstererek istatistiklere dahil etmiyorlar. Arjantin bu iki maçı 4-1 ve 3-2 kaybetmişti. Yukarıda rekabeti dönem dönem inceleyen tablo Globo'dan ve sanırım bu maçlar dahil edilmemiş. RSSSF'nin rakamlarını bulamadığım için karşılaştıramadım, bulan varsa yorumlara alalım.

1971- 80 arası Arjantin için uluslararası utanç dönemi. Hiç galibiyet alamamışlar. Arjantin'in 95 yıl boyunca en farklı galibiyetleri 1940 yılında Buenos Aires'te 6-1 ve 1960 yılında Rio'da 5-1. Brezilya'nın da Rio'da iki kez 6-2'lik skorla kazanmışlığı var. Seneler 1945 ve 1960. Yine 1960 yılında Buenos Aires'te alınan 4-1'lik galibiyet ise en farklı deplasman galibiyeti.

Kupa bazında rekabete bakarsak milli takımlarda Brezilya üstün. Arjantin'in toplamda 2 Dünya Kupası, 15 Copa America, 2 Olimpiyat, 1 de Konfederasyon Kupası şampiyonluğu var. Brezilya'nın ise 5 Dünya Kupası, 10 Copa America, 3 Konfederasyon Kupası şampiyonluğu.

Üstelik Arjantin 1993 yılında kazanılan Copa America'dan bu yana, onlarca uluslararası yıldızına rağmen tek bir kupa kazanamadı. Brezilya'nın aynı dönemde 2 Dünya Kupası, 4 Copa America, 3 Konfederasyon Kupası var. Makas fena açılmış durumda. Arjantin Messi, Agüero, Tevez gibi oyuncularıyla 23 yaş ve altı takımlarla işi götürüyordu. 2008 yılında Brezilya'nın kazanamadığı tek altın madalya olan olimpiyatı da kazandılar. Ancak Brezilya son 2 yıldır bu alanda da öne çıkmaya başladı. Güney Amerika'nın son 20 ve 17 yaş altı şampiyonluğunu finalde Arjantin'i yenerek kazandılar.

Kulüpler bazında ise Arjantin, 21 Copa Libertadores, 9 da Kıtalararası kupa ile önde. Brezilya hanesinde 13 Copa Libertadores ve 6 Kıtalararası Kupa yazıyor. Copa Sudamericana, Recopa Sudamericana ve Copa Mercosur gibi oyuncak olmuş organizasyonlara bakmadım.



Her zaman gergin geçen Arjantin - Brezilya maçlarının başlangıcını okuduğumda ise inanamadım. 20 Eylül 1914 yılında Buenos Aires'te çiçeklerle karşılanmış Brezilya. Bu aynı zamanda Brezilya'nın ilk resmi uluslararası maçı. Takımda bilinen tek oyuncu Friedenrich. 3-0 kaybetmişler Arjantin'e. 1 hafta sonra Copa Roca maçında rövanşı 1-0 ile almışlar. İz bırakan maçlar sadece bunlar değil.

1937 yılında Copa America finalinde Buenos Aires'te oynanan maça Brezilyalılar'ın taktığı isim Joga de Vergonha, yani utanç maçı. Sebebi Arjantin taraftarlarının Brezilyalıların siyah tenli oyuncularını maçtan önce, maç esnasında ve sonrasında 'maymunlar' diye taciz etmesi. Sahadaki sert oyunla birlikte Brezilya'nın 3 oyuncusu Tim, Cardeal ve Jui sakatlanarak oyundan çıkmışlar. O zaman değişiklik diye birşey yok. Brezilya takımı uzatmalardan önce sahaya çıkmak istememiş, ama soyunma odalarının kapısı kilitli olunca sahaya dönmüşler. Finali uzatmalarda yenilen gollerle 2-0 kaybetmişler.

1939 yılında bir başka Copa Roca maçı. İlk maçta Brezilya 5 yemiş. Bir hafta sonra oynanan rövanşta 1-0 geçmelerine rağmen 2-1 geriye düşmüşler. Leonidas ile beraberliği yakalamışlar. Maçın bitimine kısa bir süre kala Brezilyalı hakem Carlos Monteira ( ki 5-1 biten ilk maçın da hakemi ) tartışmalı bir penaltı çalmış. Arjantinli Arcadio Lopez kendisine hakim olamayıp hakeme saldırınca polis eskortuyla stad dışına alınmış. Takım arkadaşları da kararı protesto edip, sahayı terketmişler. Brezilya kalecisiz kaleye Peracio ile penaltıyı atarak 3-2 kazanmış.

1945 ve 46 yıllarındaki maçlar da efsane olmuş türden. 1945 yılında genç Brezilyalı Ademir yaptığı sert hareketle Arjantinli Jose Batagliero'nun ayağını kırmış. Brezilya maçı 6-2 kazanmış. 3 ay sonra Copa America finalinde sadece rövanş değil intikam da arayan Arjantin'e karşı, Brezilya teknik direktörü Flavio Costa genç oyuncusuna forma vermemiş. Tribünleri ilgilendirmez elbette. Batagliero koltuk değnekleriyle birlikte sahaya çıktığı an dümdüz gitmişler Ademir'e. Maç daha da gerginleşmiş. Arjantin bu kez kaptan Jose Salomon'u kurban vermiş. Jair'in müdahalesiyle kaptanın ayağı iki yerinden, fibula ve tibia kemiklerinden, kırılmış. Sahaya giren onlarca Arjantin taraftarı, çıkan kavga ve soyunma odasına koşan Brezilya takımı. İlginç olan maçın düzen sağlandıktan sonra devam etmesi. Arjantin 2-0 kazanmış. Salomon bir daha futbol oynayamamış. İki ülke federasyonlarının ilişkisi durmuş. 10 sene maç yapmamışlar. Arjantin Milli Takımı 1949 ve 1950 yıllarında Brezilya'da düzenlenen Copa America ve Dünya Kupası turnuvalarına bu yüzden katılmamış.



1957 yılı ise Brezilya için özel. 16 yaşındaki Pele ilk kez Brezilya forması giyiyor. Copa Roca maçı, yer Maracana stadı. Del Vecchio'nun yerine ikinci devre oyuna girip beraberlik ilk golünü atsa da kazanan 2-1 ile Arjantin. Pele'nin 114 maçlık milli kariyerinde sadece 12 mağlubiyet var. 4 tanesi Arjantin'e karşı.

1982'de ölüm grubunun ve bizim zılgıtın unutulmaz maçı. Arasıra TRT 3 verir, denk gelirse izlerim. Santana'nın teknik direktörlüğünü yaptığı; Zico, Socrates, Falcao, Eder'in sanatkar misali oynadığı Brezilya çoğu otoriteye göre gelmiş geçmiş en iyi ama kupa kazanamamış takımlardan biridir. 3-0 biten maç da Maradona'nın yanılmıyorsam milli takımda ilk kırmızı kart gördüğü maçtır.

1989 yılının Copa America finalini unutulmaz kılan ise Maradona'nın Brezilyalı taraftarların deyişiyle bekaretini kaybetmesi. Brezilya'nın 2-0 kazandığı maçın sonunda, Brezilya top dolaştırıken Romario enfes bir bacak arası atmıştır Maradona'ya. Başka bir topçu olsa geçer gidersin; ama gelmiş geçmiş en iyi iki futbolcudan biriysen böyle hatırda kalıyor.


İlginç bir de not verelim. Zico, Romario ve Bebeto hem milli takım hem de kulüpler düzeyinde Maradona'nın takımlarına hiç kaybetmemişlerdir. Tek bir maç bile.

Maradona bunların intikamını İtalya 90'da alır. Canlı izlemiştim. Lazaroni'nin Brezilya takımının 4 topu direkten dönmüştü ve oyunun hakimiydi sambacılar. Ama Maradona başka bir adam. Ortasahadan aldığı topla İngiltere maçında yaptığı türden bir dripling yaptıktan sonra, yayın biraz gerisinden ve Dunga'nın dibinden Caniggia'ya müthiş bir ara pası atmıştı. O da Taffarel'i geçip golü yapmıştı. Bu maçla ilgili ilginç bir de iddiası vardır Brezilyalıların. Branco maçtan sonra Arjantinlilerin kendilerine bir oyuncunun sakatlanması esnasından sakinleştirici katkılı su içirdiklerini ve bu yüzden oyundan düştüklerini açıklar. Kutsal Su olarak da hatırlanır bu maç.

1991 ve 93 Copa America maçları Arjantin kanadının övündükleri ve mutlu oldukları maçlardır. Arjantin her iki kupayı da şampiyon kapamış ve Batistuta gol kralı olmuştu. 91'deki maçta Arjantin'den 2, Brezilya'dan 3 futbolcu atılmıştı ayrıca. 1995 Copa America'ya ise Tulio'nun maçın sonlarında sol eliyle topu kontrol edip golü atması damgasını vurmuştur. Bu gol Brezilya'ya beraberliği getirmiş, maçı ve kupayı penaltılarla Brezilya almıştır. Arjantinliler o pozisyona "şeytanın eli" derler.



Bugün maçın oynanacağı Rosario'nun stadının hikayesini ise sona bıraktım. İki takımın 1978 Dünya Kupası'nda oynadığı maça ev sahipliği yapmıştır bu stad. Maçta Arjantin tekme tokat oynamış. Macar hakem Karoly Palotai, o zamanlar Arjantin'de askeri cuntanın başı olan Videla Paşa'nın da etkisiyle bunları görmezden gelmiştir. Olan bu sertliğe cevap veren Brezilyalı topçulara olmuştur. Maç 0-0 bitmiş, Arjantin sadece 1 sarı kart görürken Brezilya maçı 3 sarı kart ile bitirmiştir. Rosario Muharebesi olarak bilinir. Devamında ise cunta Brezilya'nın maçını önce oynatmış ve Arjantin gruptan çıkması için gereken skoru fazlasıyla, Peru'yu 6-0 yenerek almıştır. Finalde de Hollanda'yı yenerek şampiyon olmuştur. Arjantin - Peru ilişkileri tarihinin en olgun dönemini yaşarken, Brezilya - Peru ilişkileri durmuştur. Bugün tam 31 sene sonra rövanşa çıkılacak. Arjantin kaybederse 2010 tehlikede.

Etiketler:

1 Yorum:

Blogger SozenE. dedi ki...

Selamlar,

RSSSF, 94 maç üzerinden alıyor değerlendirmeyi. Ben de o kaynağı kullanarak hazırlamıştım 10 yıllık dönemleri.

Her eşleşme, başka bir futbol öyküsü aslında. 1978 Dünya Kupası'nda Arjantin, şampiyon olurken 1971 ila 1980 yılları arasında Brezilya'yı mağlup edememesi, hakikaten enteresan.

Arjantin'in eski devlet başkanı Roca'nın rekâbetteki yeri önemli. 1946 yılından sonra 10 seneden fazla birbirlerini dahi görmeyen iki futbol takımını tekrar karşılaştırıyor. (1913 yılında da benzer bir adım atarak başlatıyordu Copa Roca'yı.) Ve Pele, ilk defa giyiyor Brezilya formasını.

Tüm bunların ardından; ben, bir saat sonra başlayacak maçın da efsaneler arasına girebileceğini düşünüyorum.

Görüşmek üzere,

Eray.

6 Eylül 2009 02:17  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa