6 Aralık 2009 Pazar

Fenerbahçe'den de İstifa Et



Dip yapılan bir sezonun ardından, hele de o sezon Beşiktaş şampiyon olmuşsa, Fenerbahçe'nin şansı fazladır. Hafızam ve istatistikler öyle diyor.

İşin futbol kısmında da sezon başında çok umutluydum takımdan.

Aragones'in takımı tarihin belki de en kifayetsiz ortasahasına sahipti. Alex, Fenerbahçe kariyerinin en silik yılına imza atmıştı. Bu sene o bölge sağlam Cristian ve sağlam bir Emre ile sınıf atladı. Alex de sezona çok iyi başladı. Tuncay ve Serhat'tan sonra işlemeyen kanatlara 20 milyon € civarında bir yatırım yapılarak Andre Santos, Mehmet Topuz ve Özer Hurmacı alındı. Andre Santos daha gelir gelmez kalitesini belli etti. Lugano takımda tutuldu. Edu'nun yerine herşeye rağmen Bilica alındı. Geçen senenin faydasızları alternatif durumuna düşünce kadro kağıt üzerinde genişledi. Daum da yönlü hocadır, birden fazla dizilişi bu kadroya adapte edebilir ve daha evvel de etti dedik. Tek sorun santrforların veriminin düşük oluşuydu. O da Koch'un gelişiyle artacak fizik kalite ve Daum'un seleflerine göre hücumu daha fazla düşünen oyun anlayışıyla nispeten çözülecekti. Aziz Yıldırım'ın sezon başı vaadinden sonra takım zaten öpmemezlik edemezdi. Aykut Kocaman'a verilen görev ile de çağdaş bir modele geçildi.

Blogda sezon başında yapılan Fenerbahçe yorumlarının özeti bu. Sezon başladığında diziliş meselesi hariç bu beklentilerime olumlu cevap aldım. Sezon kupayla açıldı. Fenerbahçe'nin direnci, devamlılığı, temposu ve isteği iyiydi. Takımdaki roller - Semih, Mehmet Topuz ve Özer gibi önemli yerlilerin sakatlıklarına rağmen - oturmuştu. Oyun karakteri yavaş yavaş beliriyordu. En korktuğum bölge olan savunma dahi sağlam iskelet ve Volkan'ın şaşırtan formu sayesinde gol yemiyordu.

Ne olduysa 24 Ağustos'ta oldu. Türkiye'nin en zor şehir deplasmanlarından biri olan Diyarbakırspor maçını, takım geriye düştüğü halde karakter göstererek çevirmişken; ilginçtir "takımın neden bu kadar agresif olduğunu anlamadığını ve bunu araştıracaklarını" belirten bir demeç geldi. 

Fenerbahçe o günden sonra evrim geçirdi. Takımın bütün gazı kaçtı. Pasif, rölanti bir oyun oynanmaya başlandı. Diyarbakırspor maçından 3 gün sonra Şükrü Saraçoğlu'nda oynanan Sion maçında, sezonun en laubali maçını izledik. Hakem uyduruk penaltıyı vermese Avrupa Ligi hedef olmaktan çıkabilirdi. Daha sonra içerideki Manisa maçıyla ligde sezonun en kötü oyunu oynandı. Gidişat Bursa, İBB, Antalya maçlarıyla devam etti. Fenerbahçe kazanmasına ve 7'de 7 yapmasına rağmen ben "biraz nefes" yazısını yazıp, bloga ara verdim. Daum ise "en son ne zaman 8'de 8 gördünüz" diye posta koydu. Futbolda dün yok, bugün var. Bu evrim Daum'un kötü formuyla birleşince Fenerbahçe son 7 maçta 7 puan aldı. Galatasaray ve Steaua Bükreş maçları dışında akılda kalan bir futbol ve iyi bir maç yok. Son 3 lig maçında da 0 çekilmiş. 92-93 sezonundaki Trabzon, Bursa, Galatasaray serisinden bu yana böyle bir performans çizilmemiş.

Şu tabloya rağmen hala kaybedilen birşey yok. Bütün hedeflerin tepesinde duruyor takım. Doğru hamleler, doğru adımlar ile sezonun sonu hala aydınlık olabilirdi ama Aziz Yıldırım o ümidimi de tüketti.

Zaten ne zaman bu krizleri doğru yönettin, ne zaman dışarıda açtığı cephelerden galip çıktın ki ?

Haluk Ulusoy ile kavga ettin. 7 sene istifa diye bağırdı tribünler. Gittikten 18 ay sonra, Anelka olayı yönetilemediği için geri geldi Haluk Ulusoy. Yabancı sayısı kavgasını başlattın, kaybettin. Medyayla kavga ettin. Ediyorsun; ama hala hergün o medyayı yalanlamaya da devam ediyorsun. Orada da çuvallayıp, sonunda alaya alınıyor ve kavga ettiğin medyadan özür dileyecek duruma geliyorsun. 

Bir zaman omzunda ağlayacak kadar yakın hissettiğin Şansal Büyüka ve yayıncı kuruluş bugün karşı cephe. Bir zamanlar halefin olan Saadettin Saran artık hain, düşman. Bari iyi siper al. Resmi sitenden, UEFA gelirlerini devretmesi için insaf çağrısı yapma. Yalvarma !

Genç Fenerbahçeliler ve liderleri Sefa ile girdiğin muharebeyi bile kazanamadın. Kendi sihirli ellerinde büyüttüğün bir adam, hain ilan ettiklerinin işbirlikçisi oldu. Kendin diyorsun.


Açıklayacağım dediğin birçok şeyi de açıklamadın. Sonuncusu Mehmet Topuz transferindeki menajer olayları.

Hepsinde de taraftarının desteği tamdı.

2005 - 2006 sezonundan beri hem sportif hem idari anlamda, neredeyse yaptığın herşey yanlış. En büyük doğruların Alex'i ayakta alkışlamak ve bugün Kulüpler Birliği Başkanlığı'ndan istifa etmek. Velakin gösterdiğin gerekçe ve yaptığın hakem açıklamasıyla, bugün o doğrunun da üstünü çiziyorsun.

Uğur Dündar'ın programında 3 başkanı da yanına alıp, sezon başında yabancı hakem isterken ne düşündün ki ?

Hafta içerisinde de, dün yönetim kurulu ve Cemil Turan ile birlikte oturan, Alaattin Metin'den darbenin ayak seslerini okuruz. Kimse yemeyecek bunları. Gündem değiştirdi diyecekler. Sabıkan o kadar çok ki, haklı olsan bile yalancı çoban muamelesi göreceksin.

Kulüpler Birliği Başkanlığı yetmez, Fenerbahçe'den de istifa et.

Ben sıkıldım aynı rutinden, aynı kısır döngüden.

Midemi bulandıran iktidar ilişkileri yüzünden, Fenerbahçe'mi sevemeyeceğim bile neredeyse.

Etiketler: ,

23 Yorum:

Blogger Futbol Reisi dedi ki...

garip bir tesadüftür ki aynı noktayı farklı yollardan göstermişiz.
http://futbolreisi.blogspot.com/2009/12/hrszn-hic-mi-sucu-yok.html

6 Aralık 2009 04:29  
Blogger benden bu kadar dedi ki...

abi harika bi yazı. enfes. müthiş. hislerime tercüman.

fenerbahçe'nin aziz yıldırım'dan kurtulma zamanı geldi artık. yeni bir nefes lazım.

6 Aralık 2009 05:19  
Blogger Taci YALÇIN dedi ki...

Hislere tercuman olmussun hakkaten. Birkac bilmedigimiz iliski daha varmis, onlari da ogrenmis olduk, daha da midemiz bulanmis oldu.

Ellerine saglik.

6 Aralık 2009 06:10  
Blogger otti dedi ki...

yıldırımlar türk futbolundan kirli ellerini çekmeliler artık, evet! başarılı bir zico disiplin kaygısı yüzünden takımdan nasıl gönderildi aklım hala almıyor. kadrosu şimdikinden daha kötüydü belki. dardı. fenerbahçe'ye o zamandan beri küskünüm. ama içimden koparım atamıyorum. aziz-daum ortaklığı midemi bulandırsa da...

6 Aralık 2009 07:09  
Blogger Great White dedi ki...

Aziz Yıldırım' ın bile ciddi ciddi istenmediği ve bu derece nefret edilerek istifa etmesinin istenileceği günleri de görecekmişiz demek ki..

Ben de Yıldırım' ı pek sevmem ama FB li olmadığım için. Zira göreve geldiğinde adeta sıra takımı haline gelmiş, hemen her alanda özellikle GS' nin gölgesinde kalmış, Avrupa ve Türkiye' de kösülmeye yüz tutmuş bir camiaya resmen level atlattı..

Tabii ki yukarıda yazılan yanlışları yapmıştır, detayını bilemeyeceğim ama bana gene de biraz acımasız ve biraz da anlık sinirle yazılmış bir yazı gibi geldi doğrusu..

Bu arada söylemeden edemeyeceğim, evrim iyiye doğru bir dönüşümdür. Bozulmanın karşılığı olarak mutasyon kullanılabilirdi..

İyi pazarlar..

6 Aralık 2009 09:52  
Blogger peralta dedi ki...

Abi geçmişte yaptığı hatalar bir yana dün doğrusunu yaptı bence Aziz Yıldırım. Fenerbahçe 17 yıl sonra ligde 3 maç üst üste kaybetti. Fenerbahçe şu anda kalp krizi geçiriyor. Dün camia by-pass oldu. Kalbe giden damarlar açıldı. (anjuyo muydu yoksa) Her neyse, asıl sebep yağlı yemeklerdi (kötü futbol, sorumsuz topçular, 20 günlük ara vesaire), ama Aziz Yıldırım "tamam yağlı yiyorum ama siz de beni üzüyorsunuz" diyen baba gibiydi çocuklarına. Stresin de (hakemlerin) tetikleyici olduğunu söylüyor. Hatta daha fazlasını.

Hakemler o kadar etkin değil tabii ki, ama baskıyı azaltmanın yolu da bu bence. Topu başkasına atmak. Bence dün damarlar açıldı. Yağlı yemeye devam edersek, kötü futbolun asıl sebeplerini araştırmadan gidersek, sonuç hüsran olur.

6 Aralık 2009 11:19  
Blogger BuRaK dedi ki...

sezon başından beri yazdığın ilk mantıklı ve güzel yazı.

bu arada fenerbahçe lige havluyu attı artık mucize olmazsa. fb şu anda ligin en kötü futbol oynayan takım ıdır. hiçbir takımı yenecek mecali yok. son 2 maçta da 2 beraberlik 2 puan başarıdır. zaten 3 yıldır yaz aylarında abuk sabuk trabsfer yapan 2 milyonluk adama 6-7 milyon sayan yönetim ara transferde ne yapar. alır gökhan emreciksini 2 maç oynatıp ertesi sene takas eder. bu kadro ölüdür.
sezon bitmiştir.

6 Aralık 2009 11:44  
Blogger Bolat dedi ki...

Su yazida Aziz Yildirim'a olan sahsi kinizden ve nefretinizden baska onun su anda neden istifa etmesi gerektigini ve takimin su anki performansindan neden sorumlu oldugunu ispatlayan bir tane saglam argüman yok.

6 Aralık 2009 13:16  
Blogger Sarpito dedi ki...

keşke fenerbahçe'yi antu.com değil de sizin gibiler temsil etse. ancak maalesef ki istisnasınız...

6 Aralık 2009 13:38  
Blogger il Capitano dedi ki...

okuduğum en objektif fenerbahçe yazısı.aziz bey kendine ve fenerbahçe'ye düşman kazandırmaktan başka bi şey yapmıyor...

elinize sağlık...Saygılar ;)

6 Aralık 2009 14:56  
Blogger birkan dedi ki...

Aziz kimseyle savaşmadı, Saran hariç hepsiyle ittifak halinde.
Onlar ne isterse onu yapar.
Çizilen senaryoyu oynar, 5 sene önce gidecekken kendisine şampiyonluk verilip susturulur, karşılığında rakibine iki şampiyonluk vermesi istenir ve o da verir.
Şansalgiller Aziz gittiği gün yas ilan eder.Masum birini arıyorsanız Serdar Bilgili'dir, ortaoyununu anlayıp apar topar kaçıp kurtardı kendisini.

6 Aralık 2009 15:18  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Birkan

Aziz Yıldırım masum demiyorum. Sistemin parçası diyorum. Üzen de odur.

@Bolat

Benim ne kişisel kinim olacak Aziz Yıldırım'a ? Sıradan bir taraftarım. Kulüpler Birliğ'nden istifa gerekçesi, işini hakkıyla yapamadığının ilanıdır zaten.

Ne kendini üzsün ne beni/bizi üzsün.

6 Aralık 2009 16:18  
Blogger Mel dedi ki...

ridvan'a katiliyorum, cunku uzun zamandir ridvan'in televizyonda mactan sonra soylediklerini birebir macta ben de hissediyorum ve etrafimdakilerle de zaten surekli bu minvalde konusuyoruz. zaten herkes farkinda sorunlarin. bu takimda dogru durust dort bes tane futbolcu var - geri kalani havanin sicakligina, macin onemine, ne bileyim, o gunku keyfine gore performans sergiliyor. ve bunu bir turlu halledemeyen bir yonetim var. surekli olarak oyunculara esek yukuyle paralar veren, bunun sonucunda kotu performans durumunda oyuncuya ceza verecek otoritesi kalmayan bir yonetim. oyuncudan anlamayan, sirf gol krali olmus diye bir futbolcuye 45 milyon dolarlik yatirim yapabilen bir yonetim. ya da sirf milli takim ve federasyonla iliskileri yuzunden basketbol seyircisini tribunden uzaklastiran bir koca tahammul edebilen bir yonetim.

su takimda volkan, lugano, bilica, emre, cristian, alex, semih, ve yeni gelen, kendi ozelliklerini bir turlu daum'un da etkisiyle gosteremeyen mehmet ve ozer disinda kalmasini istedigim adam yok. artik cildirma noktasina geldim - kac senedir deplasmanlarda sanki her mac birbirinin kopyasi. yenim ediyorum dun eskisehir - fenerbahce macinin bir yerinde iki sene evvelinden bir deplasman maci banttan gosterilseydi herhalde cogu fenerbahceli bir degisiklik oldugunu farketmezdi. sorun da bu zaten - bunu engelleyemeyen, teshisi dogru koyamayan bir yonetim var. daum'a ilk baslarda ben de sempatik bakiyordum, ama farkina varamamisim ki o zamanki takimin iyi oynadigi gunlerdeki kadro ile simdiki arasinda ne yazik ki kocaman bir ucurum var. oysa sadece ve sadece hucum oynatmayi dusunen bir hoca bile bu takimi yavasca toparlayabilir, oyun karakterini yavas yavas degistirebilirdi. bakin cok ciddiyim, son zamanlarda etrafta donen dalgalar bir yana bu takima gercekten yilmaz vural gelse bile gozle gorulur bir degisim yasanir. kimsede hirs yok yahu, inanilir gibi degil. en azindan gider deivid'in kicina vurur, santos'a dalar, kazim'a yapistiriverir tokati, belki onlar kaybedilir, ama digerleri oynar. zaten ne yazik ki fenerbahce'nin hakettigi de bu su anda, tam da boyle deli dolu, ama capsiz kalmaya mahkum bir teknik direktor. kucuk bir fenerbahceye kucuk bir hoca.

6 Aralık 2009 17:21  
Blogger Mel dedi ki...

Aslinda garip bir yazi olmus. Son derece makul bir yandan, ama bir yandan da o kadar derinden gelen bir ofke ve caresizlikle yazilmis ki gercekten pek bir somut neden gosterilememis aziz yildirim'in gitmesi icin.

iktidar iliskileri her yerde vardir, her yerde can sikicidir, ancak fenerbahce'de bu is gercekten de oldukca bayagi formlarda seyreder genellikle, ve bu da akl-i selim taraftarlarin haliyle keyfini kacirir. ancak aziz yildirim giderse ne iktidar iliskileri son bulacak, ne de yerine gelecek baskan senin ve cogu fenerbahcelinin bu sezon icin hala varolan bir gidim umutlarini yeniden canlandiracak. bir hatirlayin - aziz yildirim'dan evvel bu klupte baskanlik icin mucadele verenler metin asik, vefa kucuk, ali sen gibi capsiz, vizyonsuz, demagoji yapmadan duramayan insanlardi. fenerbahce kucuk bir turkiyeydi, fanatik gazetesinde arka bir odadan yonetiliyor olabilirdi, hic sasirmazdim. gecen secimlerde aziz yildirim'a rakip sadan kalkavandi, fenerbahce'nin dinazorlarindan.

aziz yildirim gitmesin falan diyecek halim yok - ancak fenerbahcenin asil sorunu bu klubu yonetmeye cesaret edecek dogru durust bir adam yok etrafta, ve hatta hatta buna musaade edecek bir camia da (camia derken elbette divan kurulunda yer alan dinazorlari kastediyorum, ne de olsa bizler gibi siradan taraftarlarin da kulup politikasinda ve iktidar cekismelerinde gercekten zerre kadar etkisi olamiyor).

klise belki ama memnun oldugum bir suru sey de var son on seneye baktigimda. ornegin fenerbahce tarihinde en cok bu on senelik dilimde bir "kulup" olarak one cikti, diger tum rakiplerinin fersah fersah onune gecti. basketbolda da bu boyle (her ne kadar orda yapilan secimler de futbol takimindakilerle korkunc bi benzerlik gosterse, ve bizleri gitgide hayal kirikligina ugratsa da), voleybolda da, kurekte de, boksta da, falan filan. ilk defa kulup oldu bu "futbol takimi." bu sure icerisinde gitgide ekonomiyi ve gelirleri on plana koyan bir anlayistan haz etmesem de, her ne kadar taraftar profilinin bilincli bir politikayla surekli olarak zenginlik olarak insa edilmesi midemi bulandirsa da bugun artik hem avrupa hem de turk futbolunda parasiz var olmak eskisine gore kat be kat daha zor. bunu bile kabullenebiliyorum anlayacaginiz. ancak asil canimi sikan ozellikle futbol ve basketbol branslarinda duzenli olarak yapilan sacma sapan yanlislar.

6 Aralık 2009 17:21  
Blogger invisiblekid dedi ki...

10 küsür senedir başkanlığında tek hafızamda kalan şey Zico nun ve Löw ün zamanında oynanan futboldu.Onlarıda sebepsiz yere gönderdi.Aurelio,Tuncay,Serhat Akın,Nobre.. ve daha sayamadığım oyuncuları sözde gururu yüzünden elinden kaçırdı.Ve bu yetmezmiş gibi bunlardan daha değersiz oyunculara milyon dolarlar saymayı bildi.Son olarak klübünde sadece bir maça çıkmış bir oyuncunun (Enke)ailesine baş sağlığı dileği dileyen bir başkanın 3 4 senededir iyi veya kötü oynaması hiç önemli değil ufak bir geçmiş olsun mesajı göndermemesi Fenerbahçe mize verdiği zararların sadece bazıları.Enke olayındada en geç yazı yazan klüpte malesef Fenerbahçe ydi.Oysa kendisiyle alakalı bir yazı olsa saniyesi saniyesine yalanlamayı biliyorlar.
Tanjeviç olayina hiç girmiyorum zaten sayelerinde Fb nin basket maçlarını izlemiyorum artık.Futboldanda soğuyorum yavaş yavaş

6 Aralık 2009 20:17  
Blogger TuGaY dedi ki...

aziz yıldırım'ın gitmesi için yeterli bir sebep mi arıyorsunuz? ben söyleyeyim.

türkiye'nin açık ara taraftarından en çok mali destek gören kulübünü, 12 senedir futbol konusunda bir arpa boyu ileri götüremedi. ben 20 yaşındayım, zico ve löw'ün birer sezonu hariç (ki onların da ne kadar iyi oynanmış futbol olduğu tartışılır) iyi futbol oynadığımızı hatırlamıyorum. fenerbahçelilerin hakkı değil midir güzel futbol izlemek? fenerbahçelilerin hakkı değil midir izlediği oyundan zevk almak? biz hep çile mi çekeceğiz maç kazanırken? hep sıkılacak mıyız ekran karşısında?

daum'dan kurtulmak için 06'da şampiyonluğu kaybettiğimize sevinen fenerbahçeliler varken, onu tekrar getirmek niye? sadece o da değil, tanjevic ne işe yarar? bunları görmek için üstün zeka mı gerekir?

aziz yıldırım, ekonomik katkılarına saygı duyduğum, hatta bundan dolayı gönülden alkışladığım "başkanımız"dır. ama tek anladığı da budur malesef. bir zamanlar herkesin sevdiği takıma, şimdi her yerde küfür ediliyorsa, herkesin düşmanı belleniyorsa, en büyük suçlusu da aziz yıldırımdır.

alper öcal'ın eline sağlık, yazı için.

7 Aralık 2009 00:58  
Blogger Mel dedi ki...

@tugay

anliyorum hislerinizi, ustelik aziz yildirimi korumak gibi bir dusuncem de yok. yalniz son derece tanidik bir insanlik halidir simdiyle gecmis arasina kesin cizgiler cekmek - bugun hep kotudur, dun hep guzel.

"bir zamanlar herkesin sevdiği takıma, şimdi her yerde küfür ediliyorsa, herkesin düşmanı belleniyorsa, en büyük suçlusu da aziz yıldırımdır" demissiniz - ancak hicbir gercekligi yok bu lafinizin. oncelikle aziz yildirim'dan evvel de fenerbahce hic oyle sevilen bir klup degildi, aziz yildirim'dan cok daha antipatik ali sen gibi baskanlari oldu fenerbahce'nin, ve inanin bana, o zamanlarda da fenerbahce kendi taraftarlari disinda en cok antipati uyandiran takimdi. ikincisi, cogunluk fenerbahce'den aziz yildirim'in karakteri yuzunden nefret etmiyor - surekli olarak medyada asil buyukmus gibi sunulmasindan, ekonomik anlamda diger iki buyuk kulubun ciddi bir sekilde onune gectigi icin nefret ediliyor. ve tum bunlarin da sembolu aziz yildirim. bundan uc dort sene evvel hem besiktas hem de galatasaray az korkmuyordu fenerbahcenin dogru durust bir transfer politikasiyla on sene ligi domine etmesinden.

bir de su var - aziz yildirim'in beceremedigi en onemli sey bu kulube dogru durust bir transfer komitesi yerlestirememek olmustur. oyuncu karakteri, potansiyeli ile antrenorlerin vizyonu neredeyse hic kesismemis, 5-6 sene evvel daum gibi son derece kisitli ve duz dusunen bir adama fenerbahce tarihindeki en alternatifli ve kuvvetli kadro verilmistir. transfer yaparken sacma sapan kriterler goz boyamistir (gol kralligi, marka ismi, falan filan). hala benzer sorunlar var, hem de hepimizin guvendigi aykut kocaman'a ragmen. ozer diye bir adam var, birinci ligde bayagi bir oynamis, iyi de oynamis, ama oyle bir antrenor getiriyorsun, oyle kati hedefler koyuyorsun ki ozer bir kez bile 90 dakika sahada kalamiyor. yeniden secilirken "bu takim artik ligi domine edecek, guzel top oynayacak, rakiplerini surklase edecek" demiyorsun, "uc sene ust uste sampiyon olacak" diye atip tutuyorsun.

ancak sunu gormek lazim - aziz yildirim gidecek de, yerine kim gelecek? sadan kalkavanlara geri donulmesi inanin bana ondeki seceneklerin en korkuncudur. en azindan simdi gucumuz var, dogru kullanamiyoruz, ancak eger mantalitede de geri donersek o zaman hic cekilmez.

7 Aralık 2009 02:15  
Blogger Yiğithan Uçar dedi ki...

yapma kardeşim yapma BJK maçında GÖKHAN DÜŞÜRÜLMESEYDİ NELER OLACAKTI !! GEÇEN SENE ADNAN POLAT NİYE BIRAKTI BİR BAK BakaLIM...

sportif kalemler..

7 Aralık 2009 17:30  
Blogger Ilgaz dedi ki...

alper, aziz yildirim'a olan bir antipatin var zico'nun gonderilmesinden dolayi. bunu inkar etmek dogru olmaz diye dusunuyorum. ayrica aziz yildirim gitsin, kabul ama yerine kim gelsin? saran mi gelsin? ali sen ve tayfasi mi gelsin?

7 Aralık 2009 18:39  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Ilgaz

Zico ile devam etmemesine ben kişisel bakmıyorum. Sportif bakıyorum. Milyon kere yanlış bir karardır o. Beni, Varol'u daha fazla üzmüştür Zico'nun gitmesi, hayranım adama ama esas mesele başarılı bir hoca ile devam edilmemesidir.

Aziz Yıldırım'ın gitmemesi gerektiğini de muhtemel haleflerinin ve onların kaliteleri üzerinden açıklayamazsınız. Aslolan görevini yapıp, yapamadığıdır. Kendi açıkladı işte yapamadığını. Ben daha 100 madde sıralarım neleri yapamadığına dair.

İlla isim istiyorsan, üyeleri birbir tanımıyorum ama Funda Pala gelsin. Hiç değilse onuru, prensibi olur kulübün.

7 Aralık 2009 18:52  
Blogger TuGaY dedi ki...

@mel,

ben ali şen döneminde bu kadar bize atıp tutulduğunu, bu kadar karşımızda ittifak oluştuğunu hatırlamıyorum. aziz yıldırım federasyonla, rakip kulüplerle kavga ede ede bu hale getirdi takımı. tabi ki her zaman fenerbahçe kıskanılan bir camia olmuştur ama bu derece düşmanlık yoktu.

transfer komitesi konusunda %100 haklısın. ki zaten aziz yıldırım'ın teknik direktör seçimleri de hatalı. ilk mesajımda dediğim gibi, bu kadar geliri olan bir kulübün, bu derece yanlış transfler yapmasını aklım almıyor. en basitinden bu sezon gs'nin aldığı keita, geçen sezon aldığı kewell ve baros gibi adamları para olduğu halde alamıyor. tutturmuş bir brezilya, yahu ingiltere'de, ispanya'nın major kulüplerinde artık brezilyalılar oynatılmıyor bile. takımı avrupalılaştırma kararı çok zor olmasa gerek. beşiktaş bile bu sınırlı kadrosuna eklediği disiplinli avrupalı futbolcularla nasıl başarılı oluyor görüyoruz.

aziz yıldırım'ın arkasından gelecek önemli adaylar olmayabilir. ama bu, başarısız sezonlara devam etmek manasına gelmemeli. burada başarısızdan kastım, kötü futbol oynayan takımlar kurmaktır. bakın göze hoş gelmesinden bahsetmiyorum, modern futbolla alakası olmayan, durarak oynayan bir takım var bizde yıllardır. şu takımda bugün emre olmasa, son üç haftada alınan skorlar ligin geneline yansır. benim şikayetim bu.

aziz yıldırım, vizyonunu kendi büyük gösteriyor, dünya kulübü diyor, ama bununla alakası olmayan teknik direktörler getiriyor. kulübü daha fazla yönetmesi için bir sebep arıyorum ama bulamıyorum kendim için.

8 Aralık 2009 16:05  
Blogger Cem kurtuluş dedi ki...

Aziz yıldırım ın yaptığı doğrularda var yanlışlarda var önce bunu belirteyim.ama yanlışlar çoktur.Aziz yıldırım,herşeyin para olmadığını anlayamadı.İlk önce aziz yıldırım sportif değil de farklı yönden eleştireceğim.taraftarları ayırdı ,onlara çapulcu dedi ona göre taraftar biletini alan,bilet sırasına girmeyen,yenildik mi çekip giden purosunu yakan biri.Ondan sonra taraftarlara ayrı bir bölüm oluşturdu statta hani onların gönlünü kazanırım diye ,sonra bilet fiyatlarını zamı geçirdi Fenerbahçe halktan kopmaya başladı.bu böyle değildi daha önce,dünya kulubü böyle mi yapılacaktı yoksa,taraftarını kendinden kopararak mı.

futbol konusuna gelelim sen zico yu gönderiyorsun,aragones geliyor şaka gibi 70 yaşında onu da gönderiyorsun daum'u getiriyorsun bunlarda nedir böyle.bu daum u sen gönderdin bir daha sen getiriyorsun.eğer aragones i yolluyorsan aragones'ten daha başarılı,daha genç,daha dinamik bir hoca getir.dünyada teknik direktör mü yok gerçekten.transferler zaten hikaye ,o kadar para çarçur edildi bana göre.guiza denen bulaşık makinesine 14 milyon euro verdin santos'a 7 milyon euro sanırım,christian o kadar da fena değil bana göre.memet topuz u inadına aldın bu taraftar hiçbir zaman istemedi.bazı yorum yapan arkadaşların özer konusuna katılamayacağım.bana göre özer ,Şans verilirse en iyisini yapacak kadar yetenekli.memet topuz a verilen şans özer e verilmedi,bir maç verildi orda da kendini gösterdi.bükreş maçıydı her neyse bu böyle gider.

stad samandıra için çok teşekkür ederiz,bu taraftar artık seni istemiyor aziz.

sallanyuvarlan.blogspot.com

saygılar

Cem

9 Aralık 2009 19:28  
Blogger kartalist dedi ki...

Fenerbahçe nin hallerini mantıklı Fenerlilerin ağzından duymak gerçekten güzel.Zaten en doğruyu böyle insanlardan öğrenirsin.Hem taraftar hem objektif olabilenlerden.Maaşlı adamlardan,kraldan çok kralcı olanlardan değil.(bkz:Alaattin Metin,Selçuk Yula...)Bizim başkanın hallerini de Beşiktaş bloglarından takip etmenizi öneririm.

Aziz Yıldırım ın bu halleri artık bana hiç inandırıcı gelmiyor.Çünkü sicili kabarık.2001 ve 2006 da bırakıyorum dedi oltaya yemi takıp bıraktı ortalığa.Sonra çark etti hemen.Bundan da edecektir eminim.Az önce ntvspor.net te gördüm zaten Kulüpler Birliği sözcüsü "Ocak ayına kadar görevinin başında kalacak Aziz Bey" diyor.Şimdi ocak ta da aynı teraneye devam edilecek ve "bırakmamam için çok baskı yaptılar" diyecek ve devam edecek.Senaryosu tamamlanacak.

Aziz Bey e hem kendi kulübüne hem memleket futboluna yaptıklarından ötürü sempatisi olan bir Beşiktaşlıyım.Ama dramaya gerek yok sayın başkan.Yaptığınız güzellikler çirkinliklerinizin altında kalmaya başladığında insanlar sizi kötü tarafınızdan görecek.Sizden bahsederlerken hizmetlerinizi sıralayacaklar belki ama peşinden hep bir "ama" gelecek.Ve o "ama" nın arkası çok kabarık olacak.

10 Aralık 2009 01:08  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa