11 Haziran 2008 Çarşamba

MaraVILLA*


1960 yılında Sovyet Rusya’ya karşı oynanacak Avrupa Şampiyonası çeyrek final maçına İspanyollar zamanın faşist dikkatörü Franco’nun emriyle çıkmamıştı. Di Stefanolu kadroya da haliyle yazık olmuş ve Sovyet Rusya kupaya rahatça uzanmıştı o sene. 4 sene sonra ise evlerindeki şampiyonanın finalinde karşılarında yine Sovyet Rusya'yı bulmuş ve bu kez maçı oynayarak futbol müzelerindeki en nadide parçayı kazanmıştı İspanyollar.

Uzun süren sessizliğin ardından bu iki takım tam 40 yıl sonra Euro 2004 grup maçlarında tekrar karşılaştı ve İspanyollar yine tek farkla kazandılar. Rövanş diyebileceğimiz bu karşılaşmada ise her iki takım da yenilenmişti. Zira Euro 2004’te oynanan maçtan kalan Rus sayısı sadece 1 iken, İspanyol sayısı 3 oyuncusu savunmadan olmak üzere 5 ‘ti.

Yani rahatlıkla İspanyolların savunma açısından daha uyumlu söyleyebiliriz. Oysa Hiddink’in ümit vadeden ve benim de sürpriz beklediğim Rusya’sının maç öncesindeki en büyük handikapıydı savunma. Göbekteki ikili Kolodin ve Shirokov ilk kez birlikte oynayacaktı ve üstelik sol bekte de aslen bir sol açık olan Zhirkov vardı.

Hiddink 4-3-3 e yakın olan dizilişinde bu savunma hattının önünde hücum açısından daha marifetli olan Semak-Zyryanov-Semshov’u koymuş, ilerideki Pavlyuchenko’nun arkasını da Bilyaletdinov ve Euro 2004’teki maçtan kalan tek Rus Sychev ile güçlendirmişti. Oldukça cüretkar seçimler bunlar.

İspanya’nın kanatsız 4-1-3-2 dizilişindeki hücum organizasyonu ise süperstar santrforlar Villa-Torres ikilisinin arkasındaki kadife ayaklı ve kurnaz Xavi-Iniesta-Silva tarafından yapılacaktı. Sağ kanattan gelecek Sergio Ramos’u ve kullanılan tek defansif ortasaha oyuncusunun Senan olduğunu da düşünürsek onların Rusya’dan da çılgın olduğunu söylemek mümkün.

Böyle bir manzarada bizi bekleyen tek şey vardı. Gol.

Aslında Ruslar maça daha iyi başlamıştı. Gayet sakin bir şekilde İspanya’nın ortasaha ve hücum kalibresinden uzak ve sadece Senna ile desteklenmiş savunması önünde pas yaparak oyunu domine ediyorlardı. Bu seneki UEFA Kupası’nın yükselen oyuncusu Arshavin’in eksikliğinden ötürü üretkenlikten uzak olsalar da, bilhassa kazanılan duran toplarla tehlike yaratmayı başarıyorlardı.

Fakat İspanya’nın kurnaz bir planı vardı. Xavi-Iniesta ve Silva’dan oluşan ortasaha rakibine tam alanda sürekli bir pres yerine, iyi pozisyon alıp sinsi bir tuzak hazırlıyor ve aniden basarak çok çabuk kontra hücuma çıkıyorlardı. Bu plan ile Torres ve Villa 8 ve 9. dakikalarda iki kez kaleyi yokladılar. 10 dakika sonra bu kez Silva ve Villa ile şanslarını denediler ve kazandıkları bir kornerin devamında gelen serbest vuruşun ardından da Villa ile 20. dakikada golü buldular.

Doğrusu İspanya’ya karşı oynadıkları son 3 maçta gol bulamayan Ruslar için bu kötü haberdi, hele ki bu İspanya bir de 18 aydır yenilmiyorsa. Ama Zyryanov’un golün hemen ardından direkten dönen pozisyonuyla umutlandılar fakat yine de oyunun temposunu İspanya’nın ayarlamasının önüne geçecek bir plan üretemediler.

Yağmurla birlikte gitgide hızlanan maçta İspanyollar çabuk oyunlarının semeresini mükemmel hazırlanmıl bir golle yine Villa’nın ayağından 44. dakikada buldular.

İkinci devreye Hiddink pek işlemeyen sağ kanadına müdahale ederek başladı. Sychev – Bystrov değişikliği ile biraz daha hareketlenmişlerdi ki Aragones karşı hamlesini Torres – Fabregas değişikliği ile ortasahasını beşleyerek yaptı. Ardından da bu sene Villareal’in parlak oyuncularından Cazorla’yı Iniesta ile değiştirerek ortasahadaki enerjisini yeniledi.

Rusya her ne kadar topa daha fazla sahip olup 2-1 için bastırsa da, maçta pozisyon yakalayan taraf İspanya oldu. Hiddink son hamlesini geçmişte Pavlyuchenko’nun kulüpler seviyesinde partnerliğini yapan Adamov’u alarak yaptı ve çift santrfora döndü ancak Fabregas ile hızlı gelişen atakta Villa’nın ayağından 3. golü bularak rahatladı İspanyollar. Geri kalan dakikalar ise kerhen oynanmış gibiydi ve karşılıklı atılan birer golle maç sona erdi.

Maça damgasını vuran adam ise hiç kuşkusuz David Villa oldu. İspanya’nın Avrupa Şampiyonası tarihinde ilk hat-trick yapan oyuncu ünvanını alması bir yana, Valencia’nın satışından elde edeceği geliri de hayli arttırdı ve bu başlığı çoktan hak etti.

*İspanyolcada "harika" anlamına gelir.

Etiketler: , ,

2 Yorum:

Blogger Onur Erdem dedi ki...

Rusya 4-3-3 oynamadi :)

11 Haziran 2008 02:12  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

En benzettiğim şey 4-3-3 oldu, belki 4-1-4-1 de olabilir ama 3 ile başlamıyordu :)

11 Haziran 2008 02:21  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa