1 Nisan 2009 Çarşamba

Stuart Astill: Bir Taraftarlık Öyküsü



Futbol gündemi şu an milli maç arasından ötürü kısır Ne zamandır aklımda olan bir hikayeyi paylaşmanın tam zamanı o bakımdan. Futbolun sahadaki somut gerçeklerinden uzak, duygusal bir hikaye. Futbola ait ne varsa ona taraf olabilmek... Bu oyunu bu kadar sürekli kılan, böylesine sonsuz ve tarifsiz coşkuyu, hüznü, sevgiyi, nefreti ve bağlılığı mümkün kılan şey o taraf olma hissinin ta kendisi. Nick Hornby'nin hikayesi en bilinenlerden ve hepimizin buna dair benzer hikayeleri vardır ama Notthingham Forest taraftarı Stuart Astill'in ki eşsiz gerçekten. Gözardı edilmiş, tutku ve rekorlarla dolu, başka bir hikaye.


Babaların futbol sevgisinin hayat bulması için üstlendiği rol her zaman büyüktür. Stuart Astill için de aynısı geçerli ama bir farkla. Onun babası Nottingham Forest'ın ezeli rakibi olan Derby County taraftarı. Öldüğü sene olan 1989 yılına kadar Baseball Ground'da kombine kart sahibi ve, oğlu dahi olsa, Derby ile olan maçlar dışında Nottingham'ın Stadı City Ground'a ayak bile atmayacak derecede de fanatik bir baba üstelik. Oğlunu ilk iş kendi sevdiği takımın maçlarına götürse de, Stuart'ın içerisinde önlenemez bir Nottingham Forest bir aşkı var. O aşkı ilk kez yerinde yaşadığı sene ise 1956. Stuart henüz 11 yaşındayken, babasının çocukları maça götürmeyi seven bir iş arkadaşının diğer çocuklara katılmasını istemesi sayesinde City Ground'un tribünlerine ayak basmış. Hayatı da orada değişmiştir.




Önceleri sadece iç saha maçlarıyla başlayan macera artık onu esir almıştır. İşten ve eşten dahi daha önce gelmektedir. Hastalık, kar, kış deplasman demeden o hayatın peşinde koşmaktadır Stuart Astill artık. Okulu çoktan, 1960 yılında bırakmıştır. Bir demiryolu şirketinde çalışmaktadır. Demiryolu işçilerine sağlanan ücretsiz ulaşım imkanları sayesinde deplase de olmaktadır artık. 29 Aralık 1973 tarihinde gelene kadar Stuart Astill'in gidemediği maç sayısı sadece 3'tür. Bir tanesini 1969 yılında geçirdiği bir ameliyat sebebiyle kaçırır. Onun yerine dikişleri açılır açılmaz rezerv takımın maçına gider. 1972 yılındaki Sheffield ve 1973 yılındaki Preston maçlarında ise en iyi iki arkadaşının düğünü vardır. 29 Aralık 1973 yılındaki Bolton Wanderers maçı ise rekor serinin başlangıcıdır.

O tarihten itibaren - yani 28 yaşından bu yana - Stuart Astill tam 1500 maç üstüste Nottingham Forest'ın maçlarında, tribündeki yerini almış ve tam 92 stad görmüştür. FA Cup ve League Cup maçlarındaki serisi ise sırasıyla 1965 ve 66 yıllarında başlıyor. Brian Clough yönetiminde kulüp başarıdan başarıya koşunca yolu Avrupa'ya da düşmüş tabi Astill'in. Hayatındaki ilk ve son gözyaşlarını o seyahatler sırasında Münih'te Malmö'yü yenerek kazandıkları Şampiyon Kulüpler Kupası'nda döktüğünü ve o dönemde Forest'ın iki kupa maçını kaçırdığını da belirtelim. Bir tanesi Tokyo'da oynanacak olan Kıtalararası Kupa finali. O finale maddi durumundan ötürü gidememiş. Diğeri de Valencia ile Mestalla'da oynanan Süper Kupa finali. Bunun sebebi de iptal olan bir charter seferi. Stuart Astill yine de imkanlarını zorlamış aslında ve 1 haftalık bir İspanya turunu satın alması durumunda maçı izleyebileceğini keşfetmiş ama bu kez de takımının 1 lig ve 1 kupa maçını kaçırmak durumunda kalacağından o maçı gözden çıkarmış. Fena da bir tercih sayılmaz zira Forest'ın o efsanevi takımı, 1 sene önce Camp Nou'da aynı kupayı kazanan takım, bu maçı kaybetmiş ve kupa Valencia'ya gitmiştir.



Böylesine bir özverinin karşılıksız kalması düşünülemez elbette. Nottingham Forest kulübü onu City Ground'da binlerce taraftarın önünde onurlandırır. Bu onurun bedeli ise Forest taraftarlarını saymazsak 63 yıllık yalnız bir yaşamdır. Eşsiz ve çocuksuz. Buna rağmen Tanrı'dan bir dilek hakkı olsa dileyeceği şey takımını EPL'de yeniden görebilmek. Ne denebilir ki...

İnsan merak ediyor tabi. Çalışan biri, dönemin en büyük sorunlarından holiganizm de en çılgın dönemlerini yaşarken nasıl oluyor da bu kadar maça gidebilmektedir. Kolay olmamış muhakkak. Birkaç anektodla belirtelim.

Bir tanesi 80'li yıllarda geçiyor. Luton Town kulübü stadına olaylar sebebiyle rakip takım taraftarı sokmadığı gibi bilet satışlarını da sadece kulüp üyelerine yapmaktadır. Stuart Astill bu duruma karşı tedribini almıştır. Sezon başında Luton'a giderek üyelik başvurusunda bulunur ve 3 senelik kombine bilet alır. İlginç olan kulübe üye olurken bu durumu kulüp görevlisine açık açık anlatmasıdır
Bir diğeri anektod ise Millwall maçından. Tribün olayları sebebiyle Millwall kulübü stadına biri Nottingham Forest olmak üzere 6 kulübün taraftarını sokmamaktadır. Stuart Astill bunu aşabilmek için planını çoktan yapmıştır. Nottingham Evening Post gazetesinin Forest muhabiri ve aynı zamanda iyi bir arkadaşı olan Michelle Wilson'dan bu maç için akreditasyon ister. Alır da. Stadda maç istatistiklerini tutmak bahanesiyle yerini alacaktır Mr. Astill. Bunlar cefanın tarifi için yeterli aslında ama benim favorim başka.

Birgün Mr. Astill Fulham ile oynanacak FA Cup tekrar maçı için öğleden sonra ofisinden sessiz sedasız ayrılır. Ertesi sabah ise korktuğu başına gelir. Müdürü kendisini odasında beklemektedir ve ağzından şu cümleler dökülür;


"Stuart, burada çalışanların çoğu boş zamanlarında futbol izleyen demiryolu çalışanları. Sen ise boş zamanlarinda demiryollarinda çalışan bir futbol fanatiğisin. Ben ise senden memnunum, ve diğerleri de buna çok şaşırıyor. Bu şekilde devam et".


Büyüksün Stuart Amca, velakin keşke bizim patronlar da böyle olsa...

Etiketler:

5 Yorum:

Blogger Joe Jonese Atesdagli dedi ki...

Çok güzel bir yazı Lambuja birader. Bende Astill ile ilgili birşeyler yazmayı düşünüyordum bugünlerde. Lakin o kadar güzel anlatmışsın ki bunun üzerine birşeyler karalamak anlamsız ve gereksiz olurdu.

Hep söylerim, yine söylemeliyim; İngilterede futbol alt liglerde, tiyatro ise premier ligde oynanır.

1 Nisan 2009 19:11  
Blogger Baris dedi ki...

Üstat, bu güzel bilgileri nereden aldığını, okuduğunu, ve yahut dinlediğini sorabilir miyim ?
Eğer ki bir kitap ise, ismini rica edebilir miyim ? Teşekkür ederim.

2 Nisan 2009 22:28  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Barış

Bildiğim bir konuydu ama detaylı bilgim yoktu.

Geçen hafta Alman 11freunde dergisinin sitesindeki röportajdan aldım.

Ballkultur bolumunde 2 sayfalık bir röportaj.

@Blog ahalisi

Blogdaki sorun browser ile alakalı sanıyorum. IE kullananlar göremiyorlar, ben Firefox ile sorunsuz açıyorum ama diğer browserlarda da blogun sorunsuz çalışması için uğraşacağım.

3 Nisan 2009 11:01  
Blogger biggins dedi ki...

Enfes bir yazı olmuş Lambuja.. Kalemine sağlık. İnsanın okudukça okuyası geliyor. Futbol sevgisi daha iyi nasıl ifade edilebilir ki? Varol Stuart amca..

3 Nisan 2009 12:34  
Blogger varol döken dedi ki...

çok güzel, iyi ki uğraşmışsın, bu postu okumadan demiryolu işçisi de futbol fanatiği de olamaz insan...

joe senin laf da ağdalıymış bu arada, sir mi kullanıyorsun:)

not: cümle içinde geçen varolmak, varolan, varoluşçuluk, lena olin, juliette binoche gibi kelimeleri lütfen küçük yazalım, bana mı diğdin bana moduna geçiyorum, ikircikleniyorum:)

3 Nisan 2009 16:31  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa