18 Temmuz 2009 Cumartesi

Edu - Lugano - Fenerbahçe



Fenerbahçe'nin Uche ve Högh'den sonra yakaladığı en iyi savunma ikilisiydi Edu ve Lugano. Lugano sözleşmesini yenilemedi, Edu'nun da sakatlığından ötürü sözleşmesinin feshedileceği yazılıyor. Bir dönem kapanıyor Fenerbahçe'de. Arkalarında da ibretlik bir tablo bırakıyorlar.

Sakatlıklardan ve cezalardan ötürü geçen sezon oynanan 34 lig maçının 19'unda beraber oynayamadı Edu ve Lugano, sadece 15 kez beraber oynayabildiler. Bu 15 maçta Fenerbahçe 9 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldı. Maç başına ortalama 2,06 puan ediyor. 15 maçta atılan gol sayısı 27, yenilen gol sayısı ise 13. Yani maç başına 2'ye yakın gol atıp, 1'den az gol yiyordu Fenerbahçe Edu ve Lugano beraber oynadığında geçen sezon. Madalyonun diğer yüzünde ise 19 maçta alınan 9 galibiyet, 3 beraberlik ve 7 mağlubiyet ile ortalama puan 1,79 var. Atılan 33 gole karşılık yenen toplam 27 gol. Yani makas birbirine iyice yaklaşmış. Yüzdeye de vursanız, ortalamaya da vursanız her istatistikte geriye giden bir Fenerbahçe var Edu ve Lugano olmadığında.

3 senelik genel lig performansında da durum çok farklı değil. Edu ve Lugano'nun 3 sene boyunca ligde beraber oynayabildiği toplam 55 maçtaki tabloda 36 galibiyet, 15 beraberlik ve sadece 4 mağlubiyet yazıyor. Maç başına ortalama 2,055 puan. Fenerbahçe bu maçlarda attığı 116 gole karşılık, 49 gol görmüş kalesinde. Ortalama 2 golden fazla atıp, 1 golden az yemiş yani. Beraber oynamadıkları 43 maçta ise Fenerbahçe sadece 21 galibiyet alabilmiş. 9 kez sahadan beraberlikle ayrılıp, 13 kez de mağlup olmuş. Maç başına ortalama 1,67 puan alınabilmiş. Bu maçlarda 70 gol atıp 52 gol yemiş Fenerbahçe. Makas yine birbirine çok yakın ve her istatistikte geriye giden bir Fenerbahçe.

Bu rakamların anlatmak istediği üç gerçek var.

1 - Edu ve Lugano'nun takım içindeki rolleri çok önemli. Onlar olmadıklarında Fenerbahçe hem hücumda hem de savuınmada oyununu oturtamıyor.

2 - Savunmadaki as-yedek kalitesi arasında uçurum var.

3 - Beraber oynama yüzdesi % 60 civarında olan bir ikiliye iyi bir alternatif şart.

Bilica transferini değerlendirirken kullandığım "Edu ve Lugano'ya alternatif olarak alındıysa süper transfer, kadronun bankosu olarak alındıysa Fenerbahçe kalite olarak düşmeye devam ediyor demektir" cümlesi de bu tabloya dayanıyordu. Fenerbahçe Bilica'yı yedek olarak mı aldı bilinmez ama elindeki en önemli oyunculardan ikisini kaybettiğini biliyoruz artık. Fenerbahçe şu görüntüde ya iki Bilica veya üstü oyuncu daha bulacak, ya da ortasahasını eskiden Aurelio - Appiah ikilisinin oynadığı seviyeye hatta daha da üstüne taşıyacak. İstikrarı olmayan Volkan Demirel'i de düşünürsek Fenerbahçe bu kadro ve görüntüyle çuvalla gol yer. Daum'un önümüzdeki sezon en fazla uğraşacağı ve deneme yapacağı hat savunma olacaktır bu yüzden.

Yazıyı Edu ile bağlayalım. Sakatlığından ötürü sezonun önemli bir bölümü kaçıracağı ve sözleşmesi de önümüzdeki sezon biteceğinden ötürü değerini bulamayacağından; büyük ihtimalle sözleşmesi karşılıklı feshedilecek Edu'nun. Akıllarda kalan genel imaj ise sıradan olacak. Bana göre Fenerbahçe Lugano'dan daha fazla arayacak Edu'yu. Lugano gibi birinci hamleyi yapan oyuncu olmadığı, sahada Lugano kadar agresif gözükmediği için hakkı verilmedi Edu'nun bu ülkede. Türk izleyicilerindeki inanılmaz algıda seçiciliğin de kurbanı oldu aynı zamanda. Türkiye'de b
ütün sezon eleştirilen Guiza son 3 maç biraz kıpırdandı diye kıymete binebiliyor; Fenerbahçe'de oynadığı 110 maçta sürekli vasatın üstünde oynayan Edu ise 2 maç kendi kalesine gol attı diye sıradanlaştırılabiliyor. Oysa hem Lugano'nun savrukluğunu toparlıyordu arkada, hem de sürekli ileride kalan Roberto Carlos'un kademesine giriyordu Edu. Savunmanın mesafesini, koordinasyonunu ayarlayan adamdı aynı zamanda. Torbasında her şeyden biraz ve vasatın üstünde vardı. Daha iyisi de Lucio'dur, Alex'tir.

Etiketler: ,

15 Yorum:

Blogger Redman dedi ki...

Daha fazla katilamazdim sana. Onumuzdeki gunlerde bir Fenerbahce degerlendirmesi yazmayi planliyordum ve orada ben de bahsedecektim.

Bence Fenerbahce'de en cok hakki yenen oyuncudur Edu uzak ara. Sampiyonlar Ligi'nde yaptigi 1-2 direk golle sonuclanan hatadan oturu milletin agzina sakiz oldu ne yazik ki. Oysa kimse PSV deplasmaninda 10 kisi yarim saat dimdik ayakta duran savunmayi, Kadikoy'deki Inter ve Chelsea maclarindaki ustun performanslari hatirlamiyor.

Soyle bir ornekle derdimi daha iyi aciklayabilirim sanirim: Edu-Lugano ikilisi birbirlerini tamamlayici ozellikleri sayesinde iki Lugano'dan (ya da Lugano-Servet'ten) daima daha iyidir bence.

Bir Besiktasli olarak da sevinirim acikcasi Edu'yu gonderirseniz. Bilica ile Turkiye Ligi icin yeterli bir ikili olusturabileceklerini dusunuyordum cunku.

18 Temmuz 2009 18:09  
Blogger joe kleine dedi ki...

Rahmetli Edu abimiz, bana kalırsa pozisyon bilgisi iyi olan, geri kalan özellikleri vasat bir defans oyuncusuydu daima geriye kaçarak savunma yaptığından takımcak geriye çekildiğimizde de sakarlığı devreye girip goller atıyordu.

Süpürücü desen ağır, kesici desen kaypak, topu oyuna iyi sokuyor desen nanay, belki klasik gelecek ama ona verilen şans Önder'e verilseydi şimdi Milan, Önder'in peşinde koşuyor olurdu.

Bu konuda sizin kadar kötümser değilim Bilica-Önder ikilisi bile bu ikisini aratmaz, hele önlerinde sert bir orta saha olursa.

18 Temmuz 2009 18:12  
Blogger Noat SamisA dedi ki...

Ben de bir ekleme yapmak isterim.

06/07 sezonu içinde çok yerde Baki Mercimek'i böyle savundum. Dökerseniz istatistiğe, ortaya çıkan sayılar Toraman'ı yalanlıyordu. Lugano-Edu istatistikleri de benzer şekilde oldukça çarpıcı. Baki Mercimek hala kazmadır %90'ın gözünde, futbolcu bile değildir, Ajax'tan nasıl odun çıkmıştır falan; artık ben yarabbi şükür dediğim için takılmıyorum bunlara. Guiza La Liga gol kralı, gelsin 30 gol atar; olmuyor ama stoper, özellikle de uyumlu ikili istatistikleri gerçeği tam olarak yansıtan, öngörülü verilerdir. Lincoln-Baros ikilisi ne yapmış, mesela; Holosko-Bobo iken ne olmuş gibi. Zaten şablonlar da en az uyumlu 2 oyuncu irtibatını sağlar. 4-3-3'te bu sayı en az 3 mesela, bu veri de bir diğer modernizm işareti sayılır bu şablon için.

Bilica-Bekir görünüyor bugünden ki Edu yerine bir stoper daha gelse dahi sanırım kartvizitinde Edu'nun kariyerinden yukarısı yazmayacaktır. (Brezilyalı olur ise) Bilica ise geçen sezon maksimumunu oynamış olabilir. Gönül-Carlos, iki dış bek kullanımı da savunmayı kalede uzak kurmayı gerekli kıldığından bariz bir kalite düşümü yaşandı. Ancak iyi bir orta saha ki Daum bunu vaad eder, bu sıkıntıyı tolere edebilir.

18 Temmuz 2009 18:31  
Blogger scugnizzi dedi ki...

ben luciano-tomas ikilisinin daha iyi olduğunu düşünüyorum lugano-edu ikilisinden.

18 Temmuz 2009 19:48  
Blogger eşkenar kare dedi ki...

Tamamına, özellikle Edu ile ilgili kısma %100 katılıyorum. Edu - Lugano ikilisi son yılların en iyi defans hattıydı. İlginç bir şekilde geçen yıl dökülen orta saha dururken, elde olan veya olmayan sebeplerden dolayı, bence takımın en saglam bölgesi bozuldu.

Üstelik yerine alınan Bilica öyle abartıldıgı gibi ust duzey bir oyuncu değil. Dediginiz gibi ancak çok kaliteli bir alternatif olurdu. Ama 11'e transfer edilecekdi madem, yabancı olduktan sonra Bilica'dan daha iyisini almalıydı yönetim.

Lugano hırslı oynadıgı, hakemlere diklendigi, rakibe kafa attığı icin daha cok sevildi.

Edu ise defansın en önemli ismiydi bana göre, Lugano'dan daha cok severdim. Soğuk kanlı, gereksiz faul yapmayan, teknigide iyi sayılabilecek bir oyuncu. Hala eğer 2 ay içinde iyileşme ihtimali varsa beklenmeli bence.

18 Temmuz 2009 19:52  
Blogger Erdem dedi ki...

Fenerbahçe Lugano-Edu ikilisi gelene kadar hep savunma sorunları yaşadı. Daum'un ilk döneminde başını yakanda budur. Luciano ne kadar iyi niyetli olursa olsun, savunma yapmayı bilmiyordu. Teknikti, enteresan goller de atıyordu ama olmuyordu işte, avrupada madara oluyordun. Tomas gelince yan yana gözümüze ilk başlarda iyi gözüktüler ama Tomas'tan da büyük takım topcusu olmaz. Çakılı adamdı.

Her neyse Lugano-Edu ikilisi ne zaman savunmaya geldi, işte o zamandan beri Fenerbahçe harika bir uyum yakalamıştı. Tabii bunu sadece Lugano-Edu ikilisine de bağlamamak gerek. Önder/Gökhan-Lugano-Edu-Carlos ve önlerinde de Aurelio ile avrupanın ortalama; hatta zaman zaman ortalamanın da üstüne çıkan oyunlar oynadılar.

Edu konusunda ise tamamiyle haklısınız. Edu değer görmedi. Şanssız bir şekilde kendi kalesine attığı gollerden sonra ağzıyla kuş tutsa artık sıradan anadolu topçusu görünümünden asla kurtulumazdı.

Sonuçta bu ikili bozuldu; ama ben o kadarda karamsar değilim. Bilica'nın yanına alınacak iyi bir adamla bu iş hallolur. Misal Inter'li Cordoba tarzında biri olabilir. Bilica oyunu iyi okuyan biri yada bana öyle gözüktü. Zaten doğduğu toprakların ona kazandırdığı bir tekniğe sahip. Bunun üstüne bir de boşlukları görüp, oralara iyi paslar atabilmesi, önde basabilmesi de iyi birer özellik. Ancak, yanında çevik, arkasını toparlayacak, hızlı bir adam olmassa; acıların defansına doğru adım adım gideriz.

Özetle; Fenerbahçe yönetimi bir defans, bir ortasaha alsa; ee, bir de bunu 19 Temmuz'da açıklasa, hem efsane gerçek olsa, hem takım taş gibi olsa, biz de keyiflensek :)

18 Temmuz 2009 23:04  
Blogger BT dedi ki...

Harika analiz Alper
Sol stoper çok zor mevki. Edu'nun pozisyon kaybetmesinin sebebinin defalarca Roberto Carlos olduğunu yazmış biri olarak bu satırları okumak beni sevindirdi. Dünya yıldızının hataları 3 harfli adamı suçlu kıldı. Belki de adı daha şatafatlı olsaydı. Edu olunca olmadı. Lugano ise arka direkte kademesine giren Gokhan Gonul den çok ekmek yedi. Fenerbahçe ve Galatasaray da 11 kaliteleri düşüyor. Bekir ile Yasin arasında bir farkı mı var ki...

19 Temmuz 2009 01:44  
Blogger KeFeLi dedi ki...

Senelerdir takım içi oyuncu dengesini bir türlü bulamadık. 1. Daum döneminde oldukça geniş bir hücum rotasyonunun yanında oldukça kısıtlı ve vasat bir defans rotasyonu vardı.

Ü.Özat-Luciano-Tomas-S.Balcı ortalama defans kurgusunun yanında Serhattan Anelkaya uzanan hücum yelpazesi , Daum'un maceracı futboluyla avrupaya yetmedi.

Peşinden Zico geldi, ve bu kez kariyerinde zirve yapan bir Aurelio arkasında Carlos-Edu-Lugano-G.Gönülden oluşan oldukça sağlam(en azından kağıt üzerinde) bir defansif kurgu oluşturduk. Ancak bu kez de takımın hücum silahları önceki 3 seneye nazaran oldukça kısıtlıydı,fakat tarihin en büyük başarısı geldi.

Şimdi yine Daum dönemi, ve yine defansif olarak bir sıkıntının içindeyiz. Hücum yönünde rotasyona girecek oyuncu sayısı, Topuz ve Özer gibi hucümun her yönünde kullanılabilecek iki oyuncuyla çoğaldı fakat defansif anlamda yine ilk Daum döneminden farkısızız. Üstelik bu kez ortasahayı tek başına parselleyecek Appiah-Aurelio gibi bir oyuncumuz da yok. Zaten son hazırlık maçında ne olursa olsun 3 gol yenmesi bence bir soruişaretidir.

Ben açıkçası Avrupa'dan umudu kesmiş durumdayım bu sene yine, ligde gelecek şampiyonluğu bekliyorum. Ya da şansımızın da yaver gitmesiyle yediğinin bir fazlasını atan bir takım olacağız, zamanının Alkmaar'ı görüntüsüne bürüneceğiz.

19 Temmuz 2009 02:38  
Blogger twilo dedi ki...

@bt

"bekir ile yasin arasında bir fark var mı ki?" yorumu, bence yanlış olmaktan öte üzücü. Yasin her topa ayağını sokmaya çalışıp madara olmaktan başka ne işe yarar ben hala çözemedim açıkçası. bir defans oyuncusunun kapamayacağı ama pozisyona dönüşmesini engelleyebileceği pozisyonlar olduğunu öğrenmesi için kaç yaşına gelmesi gerekiyor acaba?

19 Temmuz 2009 03:50  
Blogger sinan dedi ki...

5 mayıs tarihli yazınızda bilica için alex'in bi gömlek altı,genel olarakta edu'nun diye bahsetmişsiniz.edu'nun yerini doldurabilir diyebiliriz.
o zaman edu yerine bilica dersek(bence daha iyisi alınmalıydı,bilica ilk isim olmamalıydı)lugano için alternaif bulmamız yeterli olacak takviye açısından,önder ve bekir bu ikisini yedeklerler.önder o mevkide daum sonrası kullanılmadı.
artı 2 yeni stoper fazla olacaktır.Alabileceğimiz,edu giderse,3 yabancı hakkını önlibero,sol açık ve stoper için kullanmalıyız.
saygılarımla.

19 Temmuz 2009 19:07  
Blogger pclion dedi ki...

Uzun zamandır konuştuğumuz, hemfikir olduğumuz konulardan biri. Bu söylediğinde stoper rotasyonunun dar ve yetersizliği çok önemli. Galatasaray'ın bu sene yaşadığı problemi Fenerbahçe yaşasa çok daha zor durumlara düşebilirdi...

19 Temmuz 2009 21:23  
Blogger varol döken dedi ki...

forvet aşk gibi, heyecan tutku ve şehvet yeter... defans ise sevgi gibi, emek ister, çaba ve uzun zaman...

fenerbahçe'nin yeni defansını sevmek için biraz zamana ihtiyacımız olacak...

ve pek tabi kahrolsun çakal carlos!

20 Temmuz 2009 12:01  
Blogger varol döken dedi ki...

hernanes ihtimal dahili mi alper?

20 Temmuz 2009 14:22  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

Çok ciddi ilgilenildiğini biliyorum Varol ama Milan izin verirse olur o transfer. Bir de oyuncunun bonservisi 3 parça. Kolay değil halletmek.

20 Temmuz 2009 14:46  
Blogger Maestro1907 dedi ki...

Edu cok duz bir stoper. Bilica 10 Edu eder.

Lugano - Bilica efsane olurdu.

20 Temmuz 2009 22:16  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa