16 Ağustos 2009 Pazar

Daum & Rijkaard ve Hughes'un Kaderi



Citizen sükseli kadrosuyla, Ewood Park gibi zor bir deplasmandan 2-0 ile döndü. Geçen sezon City'nin en büyük sorunuydu deplasmanda puan toplayamamak. Bu başlangıç ile özgüven kazandılar. Üstelik tam 1 yıl sonra da ilk kez bir deplasmanı gol yemeden kapattılar. Umut verici, coşkulu bir başlangıç ama sahadaki görüntü City adına kötüydü. Oyunun genelindeki görüntüde, Adebayor'un maçın başında attığı enfes golün ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlaşıldı.

Hughes kalıpların teknik adamı değil. Problemlerle uğraşmayı seven, onları çözecek keskin zekaya ve esnekliğe sahip bir isim. Ancak kadroda bu kadar fazla ve isimli hücumcu olunca, bir noktadan sonra ödün vermek kaçınılmaz oluyor. Elinizdeki fazlalıkları atamazsanız yandınız, çünkü o zaman onları sahadaki şablona zoraki uydurmak zorundasınız. Aksi takdirde ne kadar iyi taktisyen, ne kadar karizmatik, ne kadar kariyerli olursanız olun oynamayanlar sizi yıpratacaktır.

Bunun acısını bir Fenerbahçeli olarak ben yıllarca çektim. Yıllarca forvet fazlalılığı yüzünden şablon yerleştirememiş bir kulüptür Fenerbahçe. En son örneği de Daum döneminde takım kendi çapında kusursuz bir 4-2-3-1 uygularken, Anelka'nın alınmasıdır. Ne Anelka ne de o zamanların formda adamı Nobre kesilemeyeceğinden ötürü mevcut şablondan vazgeçilmiş ve 4-2-2-2'yi andıran asimetrik ve ne idüğü belirsiz bir şey oynanmıştı. 2004 - 2005 sezonunda takım bu transferin ardından ikinci devre düşüşe geçmiş, sezon güç bela kurtarılmıştı. 2005 - 2006 sezonunda ise bu kadar şanslı olunamamıştı. Oysa Anelka ne zaman havuzda tedavi olsa ya da Paris'e iğne vurdurmaya gitse takım coşuyordu.

Rijkaard aynı sorunu Barcelona ile geçirdiği son sezonda yaşamıştı. Takımda Ronaldinho, Messi, Eto'o, Deco varken; arkalarında da iki genç ama olgun yetenek Giovani Dos Santos ve Krkic beklemesine rağmen yapılan Henry transferi Barcelona'yı uçurmamış krize sokmuştu. Schuster şampiyon olurken, Rijkaard 3. olmuş ve koltuğunu Guardiola'ya bırakmıştı. Guardiola'nın gelir gelmez ilk icraatı da Ronaldinho ve Deco'yu sepetlemek ve o rotasyonu daraltmak olmuştu.

Hughes eğer şimdiden önlemini almazsa, bütün sezon zamanında Daum ve Rijkaard'ın uğraştığı bu rotasyon meselesiyle uğraşmak zorunda kalacak. Blackburn karşısında SWP, Robinho ve Adebayor normal seçimlerdi ama Bellamy öyle değil. Fakat geçen sezon müthiş bir profil çizdikten sonra Bellamy'yi de kesmek olmazdı. Hughes muhtemelen Barry'yi savunmanın önündeki ilk ortasaha olarak kullanıp SWP ve Ireland'ı da içte kullanmak istedi. İleride de Robinho - Adebayor - Bellamy üçlü oynayacaktı ama çok çabalasa da SWP yerini kaybetti ve alıştığı yer olan kenara kaçtı. Bellamy de aynı şekilde destekçi forvet olarak Adebayor'un etrafında dolandı. 4-3-3 oldu 4-2-4. SWP yine Mourinho tedrisatından geçmiş adam. Dövsen de, etme desen de yardım eder bekine oysa Robinho öyle değil. Feriştahı gelse döndüremez. Dönmedi de. Bridge kan kusmuştur maçın sonunda çünkü önünde iç oyuncusu da yoktu. Barry ve Ireland ikili bir blok olarak yer aldı ortasahada.

Blackburn rahat geçti bu ortasahayı. Savunma da geçen seneye göre 3 farklı oyuncudan oluşunca hem kenarlardan hem de ortadan deldiler City'yi. Bilhassa sağdan Jacobsen ve Diouf çok etkiliydi. İleride de Roberts ve Mc Carthy çok zorladılar Toure - Dunne tandemini. Dua etsinler sağ bekte Micah Richards gibi stoperden dönme, ve çok çabuk ve zamanında kademe yapan bir oyuncu vardı. Yine de maçın adamı Shay Given.

Hughes'un bugünkü oyunu iyi okuması ve değerlendirmesi lazım. Blackburn'un City'ye göre iki kat fazla gol grişimi, pozisyonu ve kaleyi bulan şutu var. Ama en önemlisi rotasyonu cesurca ve doğru yapması lazım. Daha bunun Santa Cruz'u var, Tevez'i var. Benim A planım Robinho - Adebayor - Tevez; B planım da SWP - Santa Cruz - Bellamy olurdu.

Kısacası 2-0 aldatmasın. Aldatırsa, seneye İtalya'dan sıkılan Mourinho yoklamaya başlar Hughes'un oturduğu koltuğu.

Etiketler:

8 Yorum:

Blogger Koray Gök dedi ki...

Bence Mourinho Real surlarına dayanır bu sezon.

Barça nın oturmuş sistemi karşısında çok dayanamıcaklarını düşünüyorum.Zorlasalar bile eninde sonunda Barça şampiyon olacaktır.Mourinho İspanyadada şampiyonluk kazanmak isticektir...

16 Ağustos 2009 01:29  
Blogger Parma Maniac dedi ki...

Shaun Wright-Phillips'i içte kullanmak isteyen hocada bir sorun vardır yalnız Alper.. Bugün yaptıklarını istemiyorsa Phillips'den bir hoca, orta üçlünün sağında oynatmayacak onu.. Bellamy yine sağ forvet gibi değildi ve içlere girdi ama bunda Phillips'in ortadan çizgiyi kullanmak için yapılan bir çözüm olduğunu düşünüyorum ben.. Ki ikisi de maçın en iyi oyuncularının arasındaydılar bana kalırsa..

City'nin sistemi, düzeni belli.. Yapılan transferler de tamamen bu sisteme göre.. Ben bu oyuncular içinde Hughes'ün istemediği bir oyuncunun olduğunu sanmıyorum.. City'nin hedefi CL'ye girmeye çalışmak değil, hızlı bir şekilde şampiyonluğa oynayan bir takım oluşturmak.. Şampiyonluk için de böyle kaliteli isimler ve böyle geniş bir rotasyon gerekir.. Yıllardır dar rotasyon takımı Pool'un, Benitez'in yaşadıkları ortada yoksa..

İyi hocalık zaten geniş rotasyonu iyi kullanmakla ortaya çıkar.. Hughes geçmişte vasat kadrolara seviye atlatıyordu.. A sınıfı hocaların arasına girmek için böyle kadrolarla da başarılı olması gerekiyor.. Daum ve Rijkaard örneklerinde katılıyorum ama onların arasında City'nin Hughes'ü yer almıyor bence..

16 Ağustos 2009 01:47  
Blogger fatih's dedi ki...

Ben Manchester City nin ligde sampiyon olucak bir ortasahasi oldugunu dusunmuyorum ah şöle mikeli alsak manchester cirt nin kadrosuna yaninada de rossi of of:D
robinho-adebayor-tevez
de rossi barry mikel
bridge dunn toure richards
given
chelsea mikeli satmaz tabi hep fantezidir benim için sansosyonel yıldız adamlar yerine onlara gore daha dusuk takim oyuncularini katip bir takim yaratmak Jose Mouruinho misali :)

16 Ağustos 2009 02:08  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

Abi Dawson ve Kompany sakat. De Jong olabilirdi ama SWP denedi. Çok kızmıyorum.

Forvet rotasyonu fazla geniş City'nin. Benjani ve Bellamy'yi yollarım ben olsam. Lescott'a yazacağıma da gider top class bir ortasaha oyuncusu alırım.

Şampiyon bir takım için yetersiz bir ortasaha. Rotasyon oraya lazım. Barry çok başarılı, iyi bir oyuncu ama böyle bir takımın lider ortasaha oyuncusu olmaz. Ireland'dan da.

16 Ağustos 2009 02:16  
Blogger hebenneka dedi ki...

Hughes'un en önemli sıkıntısının mantaliteyi anlatamamak olduğunu düşünüyorum.

Maçı tamamen izleyemedim, ama maçtan koptuğumu da söyleyemem. City golle başladı. Bu da "mantaliteyi anlamamış" oyuncuları gereksiz bir gerilim içine itti bana kalırsa. "Mantalite"den kastım, hedefin ne olduğu. Bence Hughes bunu oyuncularına iyi anlatamamış. Adebayor bu yüzden çok ekstraymış gibi sırıttı. Liverpool ile şampiyonluk kovalamış Bellamy de öyle. Ya da (yanılmıyorsam) genç takımla bir dünya şampiyonluğu görmüş Ireland'ın çıkışları da öyle idi. Ya da aynı mantalite değirmeninden Mourinho ile geçmiş SWP'in oyun anlayışında ekstra olarak yansıyan öğeler de bu mantalite çatışmasını yansıtıyordu. İkinci yarının başlarında Adebayor'un göbekte alıp tekpaslar yaparak topu sağ kanada taşıdığı an bence çok önemlidir. Takımın ve oyuncularının kimliği hakkında çok şey anlatmıştır bana.

Hughes bir kimlik tanımlamak ve onun gereklerini anlatmak zorunda. Alınan ya da alınamayan oyuncuya göre kendisine tabloda bir yer biçmesin. Lesscot'u alıp alamamak değil mesele, sezonun sonunda nerede olacağına karar vermek. Maçta parlayan adamların hepsinin bir "başa güreşmek" geçmişi olması tesadüf olmamalı.

Oyun tümüyle bir "karakter çatışması" şeklnde geçti bana göre. Ben City'yi hedefini koyamamış bir takım olarak gördüm. Blackburn karşısında ne yapmaları gerektiğine bir türlü karar veremediler. Oyunu forse edip farka mı koşmalıydılar, yoksa erken bulunmuş galibiyetin üzerine mi yatmalıydılar. Takım buna bir türlü karar veremedi. Oysa bunun kararının maçtan önce verilmiş olması gerek. Benim gördüğüm en büyük sıkıntı bu.

16 Ağustos 2009 03:19  
Blogger hebenneka dedi ki...

Leon'da hapı alan Gary Oldman da bir çözümdür.

16 Ağustos 2009 03:58  
Blogger lionel dedi ki...

bence kilit adam ireland.genel olarak iyi oynuyor, geçen sezon müthişti fakat şampiyonluğa oynayan kadroda nasıl olur bilemiyorum.kendisi de vitesi arttırırsa orta üçlüde sorun yok bence.ileri üçlü inanılmaz zaten.

16 Ağustos 2009 04:14  
Blogger father vic dedi ki...

lugano resmi sitesinde fenere imza attıını söylemiş..

http://father-vic.blogspot.com/2009/08/diego-lugano-tekrar-fenerbahcede.html

16 Ağustos 2009 12:05  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa