7 Ağustos 2009 Cuma

İstanbul B.B. 1 - 1 Beşiktaş



Süper Kupa maçının ardından, Mustafa Denizli nükleer denemeler yapmazsa ligi sonuna kadar zorlar Beşiktaş demiştim. Denizli daha ilk maçtan başladı denemelerine. Savunma bu sene sanıyorum Erhan - Sivok - Ferrari - İsmail şeklinde devam edecek. Yeni bir yabancı transfer gelirse orta ikilideki iki yabancı stoperden biri İbrahim Toraman ile rotasyona girecek. Bu dörtlünün önündeki 3'lü ve hücum 3'lüsü konusunda ise Denizli kararsız görünüyor. Klasik 4-3-3 dizilişini bozmadı ama savunma hattı dışında tüm oyuncuların yerlerini değiştirdi. Süper Kupa maçında ilk 20 dakika Fenerbahçe'yi sol taraftan döven İsmail - Tello - Bobo üçlüsünü de bozdu. Tello'yu sağ iç olarak kullandı. Yerine Fenerbahçe maçında savunmanın hemen önünde, Alex'e yakın olarak oynayan Fink'i sol içe attı. İki ters ayaklı oyuncu, tanıdık bir Denizli stratejisi. Bobo'yu da kulübede tutup sol forvete Yusuf'u yerleştirdi. Ernst de savunmanın önündeki ilk oyuncuydu. İşe yaramadı bu değişiklikler. Zaten pas kalitesi düşük olan, genelde temposuyla dominant olmaya çalışan takımın hücumdaki organizasyonu tamamen bozuldu. Maçın başında Holosko'nun sağ çaprazdan attığı şut ve Ernst'in getirip Nobre'nin iyi vuramadığı top dışında, koca devre hiçbir şey üretemedi Beşiktaş. Sürekli çalan düdükler, düşen tempo ve Abdullah Avcı'nın geçen seneye göre zayıflayan ortasahası sebebiyle oyun uzun süre tıkandı. İki takım da yüksek toplar kullanarak birşeyler yapmaya çalıştı.

Müdahale ise su molasından sonra geldi. Mustafa Denizli takımın en iyi pas yapabilen oyuncusu olan Yusuf Şimşek'i savunmanın önünde oyun kuran önlibero olarak oynattı. Amaç, top kullanma sorunu olan Beşiktaş savunma ve ortasahasının verimliliğini arttırmak. Tello sol içe, Ernst sağ içe geçti. Fink de Yusuf'un boşalttığı sol forvete yakın oynadı. İşe yaramadı denilemez. Biraz kıpırdandı Beşiktaş, rakip sahada daha çok gözüktü ama üretkenlik yoktu yine. Derken Fink'in bireysel çabasıyla attığı gol geldi ama bu avantajı elinde tutamadı Beşiktaş. Tutabilseydi farklı olabilirdi. İbrahim Akın'ın attığı gol Ronaldo golüdür. Ernst'i pazara gönderip, Yusuf'a bacakarası yapıp, Ferrari'nin önünden çekerek nefis bitirdi.

İkinci devre Mustafa Denizli iki değişiklikle Fenerbahçe maçındaki tercihlerine döndü. Nihat'ı sağ forvete, Bobo'yu sol forvete aldı. Ortasahadaki üçlü de ortada Fink, sağında Ernst ve solunda Tello şeklindeydi ama verimsizlik devam etti. Nihat ve Bobo hiçbir şey vermediler. Bobo sonradan girdiği sürece oyuna katkı verebilecek gibi de durmuyor. Nihat sahada yürüyor. Hal böyle olunca, Beşiktaş kanat bekleri Erhan ve İsmail'in bindirmeleri ve ortasahadaki pas sorunundan ötürü sürekli savunmadan Nobre'ye uzun toplarla zorlamaya çalıştı rakibini. Beklerin orta kalitesi düşüktü, uzun toplarda da Mahmut ve Metin tandemini geçemediler.

Abdullah Avcı'nın ortasahası geçen seneden daha kötü. Birçok kontratak fırsatını yanlış tercihlerden ötürü başlamadan bitirdiler. Ve Beşiktaş'ın attığı uzun mesafeli topların ribauntlarını da toplayıp çabuk ve iyi kullanamadılar. Sylla yerine Nsumbu ile başlamamak hatadır. Eğer bunları yapabilselerdi galip gelebilirlerdi. Yapamadılar. Bu yüzden de sürekli ortasahasından oyuncu değişiklikleri yaptı Abdullah Avcı. Bu değişiklikler de fark yaratmadılar sahada. Beşiktaş'ın 70-75'ten sonra düşen fizik kalitesinden de İbrahim Akın yorulunca faydalanamadılar ve oyun beraberliğe bağlandı. Avcı'yı yine de İbrahim Akın - Tum ve İskenderli 4-1-2-1-2 cesaretinden ötürü tebrik etmek lazım. İbrahim Akın ve Mahmut sadece takımlarının değil maçın da en iyi iki oyuncusuydu.

Beşiktaş beraberlikle başladı lige. İstanbul Büyükşehir Belediye fobisi devam etti. Takımın hücum etme sorunu olduğu açık. Bu maç özelinde karambolde 6 pas civarında bulunan iki kafa şutu dışında çok net bir pozisyon yok. Barış Kupası'nda bu yana oynanan 5 maçta atılan gol sayısı da sadece 2. Hiçbiri de organizasyon sonucu gelen goller değiller. Yusuf'un yaratıcılığından da en fazla 45 dakika yararlanılabildiğini düşünürsek Beşiktaş'a muhakkak yaratıcı bir ortasaha oyuncusu şart ama 10,5 gibi değil. 8 - 10 arası bir oyuncu. Tello da sol forvette oynatılabilir böylece. Denizli yerinde olsam ve eğer 4-3-3 ısrarım sürecekse kenarlarda da oynayabilecek bir de santrfor isterim. Ama bunlar için en az 10 milyon € harcamaktansa 4-4-2 denemek daha akıllıca olacaktır. Beşiktaş'a en iyi gidecek diziliştir 4-4-2.

Etiketler: , ,

5 Yorum:

Blogger alperen dedi ki...

abi helal üşenmeden yazmışsın bu kadar, ben mesala yazının tamamını okumaya üşendim :)Maçıda doğru dürüst izleyemedim zaten, justin mastin derken 2. yarı yalan oldu. Çok sinir oldum ha, geçen sene ne güzel maçları statdan canlı izlerim diye iç geçiriyordum, öss den güzel bi yumruk yiyince oda hayal oldu, artık bi daha da int.ten maç izlemem...maçın analizini yapçak olursak da izlediğim kadarıyla hiç birşey anlamadım, kalitesiz bi maçmış gibi geldi bana.(ulan hiç bu kadar uzun yorum yazmamıştım:D)
hadi sağlıcakla...

8 Ağustos 2009 00:21  
Blogger İskender Büyük dedi ki...

İbrahim Akın çok güzel oynadı.Fenerbahçeye transferi söz konusuydu bi ara, keşke gelseydi sonradan girip iyi işler yapabilirdi fenerde

8 Ağustos 2009 00:26  
Blogger siriusjames dedi ki...

Yazının büyük kısmına katılıyorum ama İbrahim Akın için aynı şeyi düşünemeyeceğim açıkçası. Ben mi yanlış gördüm bilmiyorum ama gol dışında sürekli çalım atmaya çalışıp topu ezen bir oyuncu izledim ben. Golü güzeldi tabi ona bir şey demiyorum ama takımın bazı ataklarını katlettiğini düşünüyorum. Belediyede kontra atağa çıkamama sorunu vardı.

Bu arada Nihat için de iyi şeyler söyleyemeyeceğim. İki maçtır hiçbir şey yapmadı ve egosu fazlaymış gibi geliyor. Dünkü maçtaki Arda gibi pas atması gereken yerlerde şut çekti o da. 3.5 milyon verilmesini saçma buluyorum ve bu sezon Beşiktaş taraftarlarının gözündeki değerini yitirecek diye tahmin ediyorum.

Analiz için teşekkürler.

8 Ağustos 2009 01:10  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@siriusjames

Açıklık getireyim.

İbrahim Akın top ezdi, haklısın ama bunların büyük bölümü 2. devrede oyundan çıkmasına yakın zamanlarda oldu. Yorulana kadar topa iyi sahip olup, iyi korudu bana göre İBB'nin net bir baskı yememesindeki en önemli oyuncuydu bana göre.

8 Ağustos 2009 01:31  
Blogger lesmiserable dedi ki...

i.akın'daki düşüş yorgunluktan çok finkin ve sivokun gazabına uğramasıyla ilgili. özellikle finkin adamın bileğini altına almasından sonra sahada kalması bile mucizeydi.

maça dönersek kupa maçında da yazmıştım. bek geri dönüşleri o kadar kötü ki beşiktaşta. ama türkiyede bekler tamamen hücuma katkıları oranında değerlendirirler. Bu yüzden Allah ferrari ve sivoka sabır versin devamlı eleştirileceklerdir.
kanatları iyi kullanmak beşiktaşın canını acıtmanın yegane yolu gibi duruyor bu yüzden.
hücum hattında karışıklıktan medet umuyorlar. kaos sistemi de denebilir buna. pozisyon da buldular gerçi.
Ama hücumdaki üretkenliklerinin daha çok artabilmesi için ilerideki üçlünün orta üçlüye devamlı yakınlaşarak oynaması gerekir beşiktaşta.

8 Ağustos 2009 12:59  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa