18 Eylül 2009 Cuma

Fenerbahçe 1 - 2 Twente



Fenerbahçe maça beklediğimden de iyi girdi aslında. Klasik 4-2-3-1 dizilişinde ilk yarım saatte ortasahada Emre'nin presine bu kez Cristian da katıldı, beklerin de oyuna girmesi ve savunmanın ortasahaya yaklaşmasıyla oyun Twente yarısahasına yığıldı ve rakibe top gösterilmedi. Öyle ki Twente ortasahasındaki en fizikli oyuncu olan Tiote tükendi. 40. dakikada değiştirildi. Bu dönemde savunmada Stoch'un bireysel slalomu dışında bir tehlike yaşanmazken, hücumda Steve McLaren'in 4-3-3 dizilişinde sol kulvarda oynattığı Stoch ve Perez'in yarattığı defansif zaafiyet Gökhan ve Kazım ile iyi kullanıldı. Hem sıfıra inildi hem de ortasahayla varyeteye girildi ama bunların hepsi nafile.

Çünkü en uçta Guiza adında bir kara delik var.

Fenerbahçe bilhassa ilk yarıda 3. bölgeye bu kadar rahat geldiği ve ağır bir baskı kurduğu maçta üretkenlik sağlayamadı ve tabelayı değiştiremedi. Bunun yegane sorumlusudur İspanyol santrfor. Gökhan'ın gollük muz ortasına omuz ile vurmaya çalışmasıdan ziyade, oyundaki diğer görevlerini yapmadığı için Fenerbahçe'nin bütün dengesini bozdu. En büyük faydası çalışkanlığı, pozisyon bilgisi ve savunma arkası koşuları olan bir santrfor bunları yapmadığı zaman kendi ortasahasını yorduğuyla kalıyor.

Guiza - Semih değişikliği sadece hücumu değil Fenerbahçe'nin takım savunmasını ve dayanıklılığını da iyileştirecekti bu bakımdan. Devre arasında, bilemedin devre başındaki görüntüsüyle oradaki derin iltihapı almak lazımdı. Daum gidip küçük olanıyla uğraştı. Mehmet Topuz - Roberto Carlos değişikliği doğruydu ama öncelik değildi. Guiza oyunda kaldığı her dakika Fenerbahçe, tıpkı Manisa maçında olduğu gibi, oyundan düştü. Bilica - Guiza arası mesafe uzadıkça uzadı ve rakibine pas imkanı tanıdı. Pozisyon verdi. Steve McLaren de Daum kadar oyun okuma becerisi düşük bir hocaymış. Kazım iyice kontrolden çıkmışken, Gökhan yorulmuşken ve Fenerbahçe ortasahası da düşmüşken Stoch'u çıkarma gafletinde bulundu.

Futbol affetmiyor, cezayı kesiyor. Herhalde kariyerinde oynamadığı tek bölge olan sol açıkta görevlendirilen Mehmet Topuz enfes bir frikik golü attı. O sırada Guiza yerine yapılacak herhangi bir değişiklik ile oyun tutulacakken, bekleyen Daum'a cezayı 34 yaşında ve Avrupa arenasında golü olmayan Nkufo kesti. 80. dakikada yapılan Semih ve Deivid değişiklikleri inandırıcılıktan uzak. Herhangi bir katkı da sağlamadı Fenerbahçe'ye.

Andre Santos'u böyle görmek ise üzücü. Brezilya'da dahi bu kadar disiplinsiz ve içeriye katederek oynamayan bir oyuncunun Avrupa'da ters yönde kimlik değiştirmesi garip. Halbuki sezon başında böyle değildi. Bu değişimi başına buyruk gerçekleştirmediği açık. Belki arkasında daha tedbirli oynayan Vederson olsa faydalı da olabilir bu bireysel taktik; ama bu yapıda Roberto Carlos olduğunda takımın dengesini bozan ikinci unsur olmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Nkufo vururken topun önüne yatmak yerine ayakta kalan Bilica'ya ve klasik Avrupa performansından mahrum bırakmayan Volkan'a ise şaşırmadım. Chelsea maçı hariç tamamen facia bir kariyer.

Bakış farkı ya da vizyon farkı; gerçek şu ki Daum ligde olduğu gibi Avrupa'da da kaldığı yerden devam ediyor. Şu maçın Zaragoza maçındaki görüntüden bir farkı yok. Zaragoza yine klas olarak Fenerbahçe'ye yakındı, Twente daha kötü bir takım. Manisa'dan hallice. Aragones döneminde dahi bu kadar sinir bozucu bir maç izlememiştim. O takımın kapasitesi ve derinliği yoktu ama yine de, kötü de olsa, müdahale ediliyordu. Bu takım ise büyük bir kapasiteye ve derin kadrosuna rağmen manevradan yoksun. Daum bu maçlarda nedense idari maslahatgüzarcıdan farksız. Bir futbol maçında, taraftarın maruz kalabileceği en büyük işkence budur. Maç sonraki demeçlerinden anlamadığı açık ama Saraçoğlu'ndaki Semih çığlıklarını Aykut Kocaman tercüme etmeli yine de. Keza Guiza ve Kazım'ın bokunda boncuk olmadığını da anlatmalı.

Herşey bitmedi elbette, ama tur için gruptaki en büyük rakibine kendi evinde kaybederek başlamak büyük kayıp. Sheriff'in deplasmanda Steaua Bükreş'ten aldığı puan da böylece ters etki yapmış oldu. Moldova deplasmanı zor olacak. Şu cümle bile utanmak için yeterli sebeptir. Uzatmayacağım. Zico ve Olympiakos'u daha fazla takip edeceğim Avrupa'da bu sezon.

Etiketler: ,

13 Yorum:

Blogger Tuğberk dedi ki...

Alper üstad..Yaz şu satırlara şu takımın neden Kadıköy'de kapanan takımları tek forvet Guiza ile aşmaya çalıştığını..Anlamlı bişeyler yakalarsın sen..

18 Eylül 2009 01:09  
Blogger Beercholic dedi ki...

Eyyyy bu ülkenin büyük bir çoğunluğunu temsil eden kahvedeki Fenerbahçe Taraftarları! Hayırdır abicim? Size ne oluyor? Fenerbahçe forması giymiş her futbolcuya küfür etme hakkını nerede buluyorsunuz? Öyle bir huy edinmişsiniz belli ki. Sizlerden tiksiniyorum. Belki Aziz Yıldırım'ın yanlış politikaları Galatasaray'ın oynadığı iyi futbolu kıskanıp bunları diyorsunuz. Afedersiniz ama sokayım öyle futbol taraftarlığına. En Galatasaray'lı bile bugün kahvedeki Fenerbahçe'liden daha çok Fenerbahçe'liydi. Ayıptır be! Maalesef, Türkiye'de ki takım taraftarlığı, benim gibi bir kaç istisna dışında büyük ölçüde galibiyetle, iyi futbolla doğru orantılı. Utanıyorum sizlerden!

18 Eylül 2009 01:16  
Blogger extensor dedi ki...

"Andre Santos'u böyle görmek de üzücü. Brezilya'da dahi böylesine içeriye katederek oynamayan bir oyuncunun Avrupa'da ters yönde kimlik değiştirmesi garip."

Hakikatten garip. Çok iyi görmüşsün burası çok önemli.
Belki bir paragraflık değil, bir post atılacak kadar önemli.

18 Eylül 2009 02:04  
Blogger fabio luciano dedi ki...

CSKA'dan ayrılışının arkasında yine kardeşi Edu'nun olduğu söylentileri vardı.Doğru veya yanlış orasının bilemem ama beklenen bir ayrılık olduğu kesin.Zhirkov gibi bir adamı Chelsea'ye,Vagner Love gibi gol silahını Palmeiras'a verince zaten yapacak çok da fazla şeyi kalmamıştı.

2-3 hafta daha bir yere gitmese adı Beşiktaş için daha fazla anılırdı.Zamansız ve nedenini pek anlamadığım (aslında biraz tahmin edebiliyorum.Şöyle ki Ketsbaia eski AEK'lı.Taraftar sanırım bu yüzden pek sevemedi onu.Oyunculuk yıllarında az yakmadı Olympiakos'un başını) şekilde Ketsbai'nın görevine son veren Kokkalis yeni yardımcı antrenör'ü pardon takımın yeni hocası olarak güzel adamı seçmiş.Kokkalis ile Aziz Yıldırım arasında kafaca,Mehmet Yaşin ile fiziksel olarak büyük benzerlikler var.Aziz Yıldırım'ın yanında iki yıllık stajı burada ona artı sağlayacak şüphesiz.Ne kadar dayanır orası meçhul ama bana göre takımdaki Güney Amerikalı sayısı şimdilik diğer avantajı.Onun oynatmak istediği pasa dayalı,sahayı dantel gibi ören,fizikten çok tekniğe dayalı oyuna uygun elinde Maresca,Galletti,Dudu gibi adamlar var.

Standart Liege,Arsenal,Alkmaar...Bu gruptan çıkar Olympiakos.Zico'da bence Fenerbahçe'de yaşadıklarını yaşattıklarını burada da yaşayacak,yaşatacak.

Fenerbahçe için söyleyecek şeyimiz olmadığı için lafı değiştirelim bari biraz.başkandan kapmışız bir şeyler.

18 Eylül 2009 02:14  
Blogger zapata dedi ki...

Cristian'dan hiç bahsetmemişsin bu adamın öne doğru oynama becerisi hiç yok. Bu maçta bundan emin oldum. Santos da kaç maçtır kayıp. Daum sayesinde Topuz'u ara sıra, Özer'i hiç göremiyoruz. Yaptığımız transferlerden çok düşük verim alıyoruz. İyi oynasalar bile bazı maçlar bazı bölümlerde. Avrupa defterini bence kapattık. Zorla 2. olup gruptan çıksak bile Daum kaldıramıyor Avrupa maçlarını, oyuna hakim olamıyor. O yüzden tur atlamamı adına hiç umut vermiyor takım. Gerçekten acı bir durum.

18 Eylül 2009 02:39  
Blogger sannti dedi ki...

Gerçekten bıktırıcı bir performans Daum'dan. Aradaki 3 yıl boşa kürek çekmişiz gibi geliyor şu an bana. Chelsea maçı bir hayal gibi, gerçekten bu takım oynamış mıydı yoksa ben mi rüya gördüm diye düşünüyorum bu aralar. 3 maçtır oynadığımız rezil futbol bu maçta zirveye ulaştı. Ancak söylemem gereken bir şey de var ki, Alex, Carlos, Santos, Cristian sahada hiçbir şey yapmazken, en azından sürekli deneyen Kazım'ın ve Güiza'nın bu kadar ağır tepki almasını çok ama çok saçma buluyorum. Hak etmiyorlar bence bu kadarını. Takımın geri kalan 10 kişisi harika oynasa da Güiza 3-4 net gol kaçırsa, anlayabilirim ama adamı gol bölgesinde topla buluşturamıyoruz, İbrahimoviç değil sonuçta bu adamda tek başına gitsin 3 kişiyi geçip gol atsın. Takımın acilen bir kan değişikliğine ihtiyacı var. Gerekirse Alex'in bile kesilip oyunculara bir göz dağı verilmesi gerek, kimse vazgeçilmez değil burda. İBB maçında en az 4-5 kişinin farklı olması gerek 11'de.

18 Eylül 2009 02:52  
Blogger EreN dedi ki...

ALper ağabey yazına cümleleri geçtim, harflerine kadar katılıyorum. Eğer Güiza Türk evladı olsaydı inan o sahada olmazdı. Daum'un Atatürk'e saygısı dikkat çekici ama Türk'e saygısı yok. Türk futbolcuları sevmiyor bu bariz. Ayrıca Kadıköy'de neden tek forvet oynadı bunu anlayamadım. Bu konu hakkında da güzel bir yazı bekliyorum senden.

18 Eylül 2009 05:11  
Blogger arttvendelay dedi ki...

allah bizi su daum ve guiza'dan kurtarsin, baska da bir sey soylemiyorum. daum kadar meymenetsiz, ezik, beceriksiz bir td ve guiza kadar yeteneksiz bir futbolcu (futbolcu demek bile ayip kaciyor normal futbolculara)gelmedi herhalde fenerbahce'ye, masraflarini da denkleme katinca.

tek bir sey aciklasin daum, 80'de selcuk'u sokarak neyi amacladi?

18 Eylül 2009 05:46  
Blogger tofi dedi ki...

valla, ben yine guizaya kızamıyorum, futbol kombine bir oyun ve oyunun her anında pres yapmıyoruz, ilk ve ikinci yarının ilk 5 dakikası haricinde berbat oynadık, geriyle guia arası 70 metre, stoperin lugano futboldan bi haber, carlos biraksın gitsin, gökhan da mac boyu 3 kere cıktı herhalde, herseye ragmen bi seyler yapmaya calısan kazımdı, ama duran top haric gol atamazdık, nitekim oyle oldu. simdi herkes bizi kücümsuycek cunku bu takım psv yada ajax diildi, ama son 11 mac yenilmedi, lisbona da 0-0 ve 1-1 kaybeden bir takım, arkadasıma hep dedim yanımda sank 11 e 10 oynuyoruz, sahayı iyi parseliyorlar bizde hiç bir sey yok o açıdan, yazık olan 23 kişi kadron var, bir haftadir antrenmana cıkıyorlar, selcuk yada semih yada özer yada wederson 15 dk oynıycamıycak mı, guizadan carlosdan daha mı kötu oynıycak? ve benim baroni hakkındaki düsüncelerim de soru işaretinden ibaret artik, emreye bi sey olursa biz bu sene yarıstan yine erken koparız

18 Eylül 2009 09:13  
Blogger Koray dedi ki...

Ve Daum laneti geri döndü... Hayatımda gördüğüm en karaktersiz Alman'dır kendisi. Kazım'a 77, Cristian'a 90 dk dayanmıştır dün. Carlos'u 11de oynatma basiretsizliğini göstermiştir. En kötüsü, maç sonunda, dün 90 dk boyunca oynanan o çok kötü (hakkaten çok kötüydü ya) futbola rağmen iyi oynadık diyebilmesidir. Bu teknik adam üzerine koyamayan birisi. Bu bağlamda Almanların yüz karası olsa gerek. Bir de Cristian'ı eleştirmeden geçemeyeceğim. Bazı şakşakçı taraftarlara göre çok iyi bir oyuncu, hatta takımın gizli kahramanı(!). Yahu nerenizle izliyorsunuz maçları?! Adam'ın Maldonado'dan farkı yok. Ne pres, ne mücadele, ne sorumluluk alma, ne ileriye pas. Aurelio'nun ölüsü 10 Cristian ederdi. Yazık! Aykut Kocaman'a olan güven derinden sarsıldı. Bu kadrosu yetersiz denilen takım, bırakın Twente'yi, Benelux ülkelerindeki tüm takımları dağatacak durumda.

18 Eylül 2009 12:03  
Blogger Schumy dedi ki...

Kahvede Fenerbahçeli arkadaşımla Galatasaray ve Fenerbahçe maçını da izledim.

Galatasaray maçında bir tek arkadaşım dışında Fenerbahçeli taraftar yoktu ama Fenerbahçe maçında en az 5 tane Galatasaraylı sayabilirim benim dışımda. Topuz golü attığında ben sevindim ama aynı arkadaşım Elano attığında telefonuyla oyun oynamakla meşguldü.

Fenerbahçe golü de yedi, üzüldüm, çünkü Fenerbahçe takımı sakatlanan oyuncunun oynayıp oynamamak için kendi kararını bekleyeceği bir takım olmamalı. Kenarda sağlık kurulu ve Daum verir bu kararı. Zaten Gökhan' ın önünde oynayan Kazım' ın bırakın defansa gelmesi, kendi bölgesinde bile bir faydası yok ki Gökhan' ın boşluğunu doldursun.

İlk yarı bittiğinde Fenerbahçelilerle muhabbet ederken söyledim, Topuz Kazım' ın yerine girmeli, en azından uzaktan falan şut çekiyor diye. Ki Topuz girdiği gibi çok etkili bir şut attı.

Daum' un oyuncu tercihleri de eskiden olduğu gibi aynen devam ediyor. Almanya' da milli takımda oynamak oyuncular için bir referans göstergesi, ama Türkiye' de Terim kimi isterse çağırıyor. Sırf Beşiktaş' a transfer oldu diye İsmail, Trabzonlu diye Ceyhun, 5 maç iyi oynadı diye Mustafa Sarp. Geçen sene neden görmedi bu 3 oyuncuyu Fatih Terim ? İşte Kazım da bu jenerasyondan bir oyuncu. İnanın o oynadığında milli takım da, Fenerbahçe de bir kişi eksik oynuyor. Ayrıca oldukça da antipatik bir oyuncu, kişi olarak da sevmiyorum kendisini. Daum da milli takıma çağırıldığı için oynatıyor büyük ihtimalle.

Andre Santos son maçlarda zaten ortalarda görünmüyordu, skor da Fenerbahçe lehine olmayınca insanlar daha da fazla konuşmaya başladı. Çünkü skor gerçekleri örten bir unsur bizim ülkemizde.

Fenerbahçe öyle veya böyle bu gruptan çıkacaktır ama kazanmaya alışmışken bu mağlubiyet iyi olmadı Fenerbahçe adına. Galatasaray' ın da deplasmanda kazanması iyice sinirlendirdi insanları.

18 Eylül 2009 12:17  
Blogger Jardel dedi ki...

Haftalar önce dos santos'un vasat bir futbolcu olduğunu söylemiştim beni haklı çıkartmaya devam ediyor.

18 Eylül 2009 15:41  
Blogger cortez85 dedi ki...

güiza seleccion

18 Eylül 2009 15:58  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa