21 Temmuz 2010 Çarşamba

Issiar Dia Fenerbahçe'de



Issiar Dia yerine Fransa'nın klasman takımlarından başka bir oyuncu alınsaydı hakkında ahkam kesmem pek olası değildi ama Dia'nın geldiği takım AS Nancy Lorraine olunca durum değişiyor. Michel Platini'yi yetiştirmiş olmak ve Arsene Wenger'in teknik direktörlük kariyerinin büyümesine yardımcı olması dışında, tarihinde merak uyandıracak ögeler bulundurmayan Nancy kulübünün dönüşümü Pablo Correa ile başlar. Milli formayı terletmemiş, vasat bir Uruguaylı olarak Nancy'de futbolu bırakmasının ardından, 35 yaşında kulübün teknik sorumluluğuna getirilir. Ligue 2'de aldığı takımı sistemin içerisine yerleştirdiği altyapı oyuncularıyla 2004-2005 sezonunda şampiyon yaparak Ligue 1'e taşır. Şampiyon olanın, Avrupa kupalarına vize alan kulüplerin bile düşebildiği bir ligde Nancy'yi istikrarlı olarak tutmakla kalmaz, aynı zamanda 2005-06 sezonunda Fransa Lig Kupası şampiyonu olur. Benim Nancy ve Pablo Correa birlikteliğinin farkına varmam da böyle başlar. 43 yaşındaki Pablo Correa bu sene Nancy ile 9.yılına giriyor. Pablo Correa pekala bir Arsene Wenger yükselişi yaşayabilir ama konumuz bu değil. Dia'ya geçelim.

Issiar Dia bu filmin önemli karakter oyuncularından. Fransa'nın 98 Dünya Kupası ve Euro 2000 şampiyonluklarının arkasındaki Afrika projesinin kalbi olan ve birçok uluslararası yıldızın çıkış yaptığı Clairefontaine akademisinden yetişme bir kenar oyuncusu. Fransa'nın alt yaş milli takımlarında zaman zaman yer bulsa da, UEFA'nın düzenlediği kıta şampiyonalarında veya Toulon gibi prestijli turnuvalarda forma giymişliği yok. Yetenek olarak en üst seviyede değil. Fransa doğumlu bir Senegalli olarak da Clairefontaine akademisinden mezun olduktan sonra profesyonel kariyerine Ligue 2'de mücadele eden Amiens SC kulübünde başlıyor. Amiens kulübündeki 2. sezon performansıyla da, 2006-07 sezonunun başında Ligue 1'de oynayan Nancy'ye transfer oluyor. Nancy'de 4 sezon boyunca ortalama 30 lig maçı var. İlk 3 sezonunda bir kanat oyuncusu olarak skora katkısı zayıf. Toplam 5 gol 10 asisti var. Nancy'deki son sezonunda 8 gol 7 asistlik performansıyla önceki 3 sezonluk kariyer toplamına ulaşarak kariyerindeki en büyük sıçramayı yapıyor ve Fenerbahçe'ye transfer oluyor.

23 yaşındaki bir oyuncunun 4 sene içerisinde Fransa 2. liginden Şampiyonlar Ligi seviyesindeki bir kulübe gelmesi kariyerinde doğru adımlar attığını gösterir. Clairefontaine'den yetişmesinin bu ilerleyişteki katkısı büyük. Clairefontaine oyuncularının atletik, genellikle 2 ayağını da iyi kullanmaları, hızlı olmaları, ortalamanın üzerinde bir oyun zekası taşımaları sürpriz değil. Bu akademinin en büyük özelliği, oyuncuların güçlü özelliklerini parlatmasının yanında zayıflıkları üzerine farkındalık yaratması ve hem teknik hem de mental olarak o eksikliklerin giderilmesi konusunda dirayetli olmalarını sağlamasıdır.

Issiar Dia da bu kabilden bir oyuncu. Atletik, hızlı, driplingci, iki ayağını da kullanabiliyor, iki kanatta da oynayabiliyor, adam eksiltebiliyor, gerektiğinde çizgiyi kullanıp gerektiğinde içeri kat ederek derin oynayabiliyor ama iki büyük eksiği var. Birincisi yukarıda da bahsettiğim üzere yeteneklerine rağmen skora katkısının ofansif bir kanat oyuncusu için az oluşu. Afrikalıların klasik tercih sorunu ve savrukluğu Dia'nın oyununda da var. Bulduğu fırsatları bazen bu yüzden verimli kullanamıyor. Diğer problemi de devamlılık. Atletik ama fizik kalitesini oyun geneline yayamıyor. Oyunu maç içerisinde dahi gelgitler yaşıyor ve bu yüzden de hiçbir zaman Nancy'de düzenli bir 11 oyuncusu olamadı. Ya oyuna sonradan girdi ya da ilk 11 başladığı maçlarda ikinci devrenin ortalarında oyundan alındı. TSL'nin skor açısından gitgide kısırlaşan ve sertliğinin yükseldiği düşünüldüğünde bu 2 eksik iç karartıcı ama Dia'nın karakteri ve gelişimi bir nebze de olsa yüreklere su serpiyor.

2008 yılında Nancy'nin sitesine verdiği röportajda, yukarıda belirttiğim skor katkısızlığı da dahil olmak üzere eksiklerini, geliştirmesi gereken yönlerini açık yüreklilikle dile getiriyor. Röportajdan birkaç seçki ile örnekleyelim.

UEFA kupası'nda Schalke'ye attığım gol bana çok yardımcı oldu. Yeni gelmiştim ve kendimi kanıtlamama yardımcı oldu. 2. sezonum ise zorluydu. Rakipler oyunumu çözmeye başladılar. Oyunum klişeleşti. Önümüzdeki sezon tahmin edilemez olmam lazım. Maç içerisinde oyunumu değiştirebilmeliyim. Artık topu tutmak veya tek pas oyunu arasında geçiş yapabilmeliyim. Futbol ayağa ve derine diyagonal oynamayı gerektiriyor. Kale önünde daha etkin olmalı, gol atıp, asist yapmalıyım. Penaltı yaptırmalıyım. Ayrıca sahayı daha geniş kullanmalı ve savunmamı da geliştirmeliyim. Takımda daha düzenli oynamalıyım. Yaşım 21 ama öylece kalmıyor. Yapacak çok işim var.Kendime her zaman muktedir olduğumu söylüyorum.

Issiar Dia, 2009-10 sezonunda bu demeçlerinin karşılığını sahaya koyarak, Fransa'nın şampiyonluğa oynayan Marsilya, Bordeaux, Lyon gibi takımlarıyla anılmaya başlıyor. Türk oyuncuların her sezon başında ya da kötü biten maç sonrasındaki 'sözde' ders alma temalı söylemlerinde bu yönüyle sıyrılıyor. Bu konuda gayet güvenilir bir karakteri var ve hedefleri doğrultusunda daha fazlasını yapabileceğine dair iyi sinyaller veriyor. Örnek aldığı oyuncunun 'mükemmelliğin karşılığı' diye tanımladığı George Weah olması da benim için önemli.

Transferin teknik yönü bu. Bir de sosyal yönü var. Türkiye'ye gelen birçok uluslararası yıldızın saha performansının şöhretinin altında kalmasında bunun payı büyük. Ortega'nın nasıl gittiğini hatırlamak kafi.

Issiar Dia pozitif bir karakter. Nancy'den takım arkadaşı Hadji onu soyunma odasındaki keyifli atmosferin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Küçük olduğu için çok takılmamıza rağmen alınganlık göstermediğini söylüyor. Alicenaplığına ve kibarlığına vurgu yapıyor. Chris Malonga ise maçtan önceki akşam yemeği sonrası sohbetlerde kendileriyle ilgili komik hikayeler anlattığını ve esprileriyle güldürdüğüne dikkat çekiyor. Dia'nın kendisi de ailesinin hayattaki herşeyi olduğunu, bütün parasını annesine verdiğini belirtiyor. Annesinden ayrı olarak Fransa Ligi'nde önemli işler başarmış ve Liverpool'a kadar yükselmiş Titi Camara'dan feyz aldığını, ondan çok şey öğrendiğini anlatıyor. Futbol hakkındaki ilk tavsiyeyi de Titi Camara'dan almış. Kibirli olmamamı söylediği için ona minnettarım diyor.

Krasic veya Hazard'ı almak için pazara gidip eve Dia ile dönmek Fenerbahçe yönetiminin hanesine elbette eksi puan olarak yazılacak. Fenerbahçe taraftarının bir kısmı düşük profili yüzünden, Dia transferden memnun da olmayacak ama Aykut Kocaman'ın dün yaptığı basın toplantısında çalışmak istediği oyuncu karakteri ve Dia'nın hem sahada hem de sosyal yaşamında çizdiği profil birbirine cuk oturuyor. İnsiyatif, teknik direktörün istediği ortamı yaratması için su götürmez bir gereklilik ve bu açıdan Aykut Kocaman istediğine kavuşmuşa benziyor.

Fenerbahçe mükemmel olmasa da yetenekli, gelişime açık, sistem içerisinde parlayabilecek, uyumlu, Avrupa'ya pazarlayabileceği genç ve dinamik bir oyuncu aldı. Alex'in geldi geleli ilk kez Stoch ve Dia gibi iki safkan kanat oyuncusuyla oynayacak olması da ümit vaadeden bir başka husus.Bu 3'lünün önüne sistemi işletecek niteliklere sahip bitirici santrfor transferi gelirse, takımın gitgide kısalan boyu ve savunmadaki sıkıntı da üst düzey hücum ile tolere edilebilir.

Hayırlı olsun.

Etiketler: , ,

23 Yorum:

Blogger Tuğberk dedi ki...

' Alex'in geldi geleli ilk kez Stoch ve Dia gibi iki safkan kanat oyuncusuyla oynayacak olması da ümit vaadeden bir başka husus. '

İşte bu sezonun en dikkat çekici özelliği bu Fenerbahçe açısından..Bunların tepesine konulacak aç , arayan bir forvet tipine orta sahada oynayacak Emre-Mehmet veya Özer gibi tempolu oyuncuları da eklersek , hatta iki beki de eklersek Fenerbahçe geçen 10 seneye göre çok daha fazla üreten bir takım halini alacaktır..

Yarın öbürgün açıklanacak Gyan veya benzeri bir forvet ile
Aykut hocanın kafasındaki takım ciddi anlamda oluşabilir..Tek sorun Bilica..

21 Temmuz 2010 05:24  
Blogger Keltie dedi ki...

transfer açıklanır açıklanmaz gsli arkadaşlar sağolsun misyonlarını yerine getirip hemen eleştirmeye başladılar. bu yazı güzel ve açıklayıcı oldu.

21 Temmuz 2010 07:02  
Blogger TA dedi ki...

dia fenere hayırlı olsun.

aykut kocaman hakkında soru işeretleri oluşmaya başladı bende.saha dışı liderliğine kimse birşey diyemez kuşkusuz.saha içi teknik taktik anlamında soru işaretleri oluştu.nedir?

kocaman öncelikle topa sahip olmayı pas oyunu oynamayı ısrarla söylüyor.her demecinde bu var.yani fenerbahçe set oyunu oynayacak hücumlarında genel olarak.oysa alınan kanat oyuncuları daha çok hızlı hücum oyununa müsaitler.geniş alanda iş yapacak oyuncular.yani top rakipte iken etkili olacak tipte oyuncular.kazımda öyle.son hazırlık maçında set hücumundan çok kanatlardan hızlı hücumların meyvelerini gördü fenerbahçe.topa sahip olmak birincil hedefse doğal olarak set hücumu oynamak zorundasın.türkiye gibi sert savunma yapan takımlara karşı bu oyunu oynamak oldukça zordur.ayku kocamanın topa sahip olma aşkı skor anlamında fenerin başına iş açabilir.geçen sene daumlu fener özellikle ilk yarı müthiş güzel hızlı hücum örnekleri verdiler.kanatlardan aktılar adeta.skor olarakta bunun meyvelerini gördüler şüphesiz.ilk yarıda. aykut kocamanın getireceği topa sahip olma arzusu kanat oyuncularının verimini çok düşürebilir.dia da röportajda '' Artık topu tutmak veya tek pas oyunu arasında geçiş yapabilmeliyim. Futbol ayağa ve derine diyagonal oynamayı gerektiriyor'' demiş.set hücumunda derine pastan çok kısa pas esastır.derine pas atmakta çok zordur.
aykut kocamanın bu topa sahip olma aşkı devam ederse oldukça işinin zor olacağını düşünüyorum saha içinde.stoch da set oyuncusu değil kanımca.

21 Temmuz 2010 08:06  
Blogger Sekhranikos dedi ki...

Yönetimin tamponu aykut olduktan sonra klasman altı çok topçu alırız. Fenerbahçe ankaragücü değildir FENERBAHÇEDİR ve nancy gibi bir takımın dahi devamlı ilk 11 oyuncusu olmayan bir oyuncunun aceba patlayacakmı hevesini geçireceği yer hiç değildir.

Aykut beyimiz geldiğinden beri -ki berbat bir şekilde geldi- nefis tamponluk yapıyor. PAtlama yapacak oyuncu alınacaksa bu hazard olur dzsudak olur alexis sanchez olur. Fantazi yeri oldu iyice taraftarda bulmuş kocaman aykutu her şey güllük gülistanlık. Gürcan bilgiç dahil diller 1 metre dışarda mabad yalamakla meşgul! diaymış tövbe tövbe!

21 Temmuz 2010 09:04  
Blogger varol döken dedi ki...

solda bek yedeği yok, stoperin bırak yedeği, kendisi (bilica) yok, sağ bek yedeği yok, önde baroni'nin beklediğimiz gibi çıkmadığını biliyoruz, emre ağız ishaliydi şimdi normali de oldu, kazım geri gelmiş, iyi de performans verecek gibi ama biz gidip sağ kanat alıyoruz... yemin ediyorum güiza'yı bu kadar harcayacaklarına sağ kanada alsalardı, yine iş yapardı...

dönüşüm hamlesi güzel ama bunun fenerbahçe gibi artık hantallık içine yerleşmiş bir kulüpte ne kadar sürede olacağı meçhul, bu takım lig ortasında 6.lık 7.lik kovaladığında kimsenin de aykut kocaman'a dönüşüm yapıyor zaman alacak tabi diye bakmayacağı da...

makroya gittik, diayı aldık iğrenç esprisiyle de konuya aslında ne kadar uzak olduğum anlaşılsın:)

21 Temmuz 2010 10:26  
Blogger aspayze dedi ki...

Dia, hazard ve Krasiç'i hayal eden taraftarı gerçek anlamda memnun edecek bir transfer kesinlikle değil. Ama benim en büyük endişem Aykut Kocaman ile ilgili. Hem Stoch hem de Dia, Aykut Kocaman'ın sevdiği ve oynatmayı becerdiği tarz olan pas oyununa kesinlikle uygun oyuncular değil. Bu transferlerin spontane yapılması (birinin peşine GS düşünce, diğeri ise bir menajerin tavsiyesi ile) 1 yıldır bu takımın içinde olan ve bu dönemde asli işi takıma dışarıdan oyuncu bakıp takımı geliştirmek olan kişinin yeterliliği konusunda beni kuşkuya düşürüyor. Aslında geçen yıl devre arasında yapılamayan transferle ilgili dedikodular, daha önce çalışırdığı takımlarda yeterli başarıyı kazanamamış olması vs. gibi etkenler zaten büyük bir soru işareti idi ama bu iki transfer bu soru işaretini devleştirdi.

Sağ ve sol kanat eksikliği bize geçen yıl şampiyonluğa mal olmuştu. Şu an alınanlar çok yeterli değilse de en azından gerçek kanat oyuncuları. Sezon sonu itibarı ile takım, uygun nitelikli 2 kanat ve 1 merkez forvet takviyesi ile çok iyi, ilave olarak yapılacak bir stoper (Bilica yerine) ve 1 defansif ortasaha göbeği ile de mükemmel bir pas takımı haline gelebilirdi. Tabii yabancı kısıtlaması nedeni ile son ikiyi ancak yerli oyuncu ile takviye etme olanağı var ki stoperde bu yapıldı. Ama yapılan yabancı transferleri ile iş biraz çorbaya döndü. Bekleyip göreceğiz ama gelişmeler iç karartıcı.

21 Temmuz 2010 11:32  
Blogger Bolat dedi ki...

aykut kocaman'in sevdigi pas oyununa tezat olan iki isim oldugu söylenmis bu oyuncularin. ben katilmiyorum. pas oyunu dediginiz düsük tempoda rakip kaleye dikine hic gitmeyen sadece kend arasinda verimsiz paslardan mi mütesekkildir ki? pas oyunundan kastedilen benim anladigim uzun toptan kacinan ayaga oynanayan ama bunun verimli olmasi icin de rakip kaleye hizla inmeyi düsünen yirtici oyuncularinin gerekliligidir... stoch ve dia yi sadece kontratak oyuncusu olarak yorumlamak bence oldukca sig bir yaklasim... kocaman in kafasindaki pas oyununa uymuyor degil pekala da cok uyuyorlar... cünkü benim anladigim kocaman gecen iki sezondaki gibi pas oyunu oynayan takimin iskeletini bozmayacak ve bu mantikta devam edecek ama o iki sezonda karsilastigimiz düsük tempo ve rakip kaleye yeteri kadar gidememe sorununu böyle delici iki isimle yok etmeye calisarak takimin oyun merkezin ileriye tasimaya calisacak... bence bu yorumlarda göründügü kadar kötümser olunacak bir durum yok ortada... aksine, aizi yildirim yine cikip ise karismazsa, gyan vb bir santrafor alinirsa, guiza vs gibi isteksiz topculara böyle daum gibi degil de kocaman gibi hakettigi sekilde muamele edilirse güzel günler cok uzak degil...

21 Temmuz 2010 12:58  
Blogger hebenneka dedi ki...

Bana işin +2 kısımlarından birindeyiz gibi geliyor. Dia ile birlikte 9 oldu yanlış saymadıysam. Maliyetinin 6 milyon Euro'cuk olduğu da doğruysa bu tez destekleniyor :)

Anlaşılan bir "transfer bombası" tüm bunların üzerine krema olarak eklenecek. Yalnız o "bomba"nın nerede patlayacağı belli olmuyor işte.

Ne diyelim, hayırlı olsun. Bekleyip kurulan yapıyı görmeden daha fazlasını söylemek de anlamlı gelmiyor zaten. Şu an için -henüz erken de olsa- söylenebilecek görülen iki şey var gibi duruyor: Birincisi Aykut Kocaman'ın takım için tempoyu zorlayabilme opsiyonları yaratmaya çalıştığı. Ki bence doğru bir teşhis. Pratiğini ise zaman gösterecek. İkincisi ise oyun içinde taktiksel ve bunun bir parçası olarak da dizilişsel geçişler yapabilen bir ekip oluşturma çabası olduğu. Belki biraz da Alex bağımlılığına ve uzun vadede yokluğuna çare olabilmek adına böyle bir planlama var ki bunun da yanlış olmadığını kabul etmek gerek. Bekleyip görmekten gayrı yapılacak bir şey yok şu an için. Alternatifli kadro Mustafa Denizli misali hesabı şaşırmazsan iyidir :)

Galatasaray Florya'da petrol bulmuştu, bu sene Beşiktaş Ümraniye'de doğal gaz bulmuş görünüyor, bakalım biz Samandıra'da neyi ne zaman bulacağız :)

21 Temmuz 2010 13:56  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@hebenneka

Çimento, beton. Ha bir de Selçuk var :)

Bence Dia ilk tercih olacak. Aykut sanırım Özer ve Topuz'u içe evirip Cristian'ı kulübeye çekecek. Bilica'nın yerine de Bekir/ilhan'dan birini düşünüyor.

Kadro bir tamamlansın sezon öncesi preview yazılır.

21 Temmuz 2010 14:13  
Blogger hebenneka dedi ki...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

21 Temmuz 2010 15:05  
Blogger Gökhan dedi ki...

ben kısa vadede başarılı olabileceğimizi düşünmüyorum. şampiyonlar ligi'nden elenmeye ve ligde 5. olmaya falan şimdiden kendimi hazırlamış bir vaziyetteyim. ayrıca aykut kocaman'ın bahsettiği "hızlı ve rakip sahaya yıkılan bir oyun" tarzını oynayacak oyuncular yok bizim takımda. bu tarz bir oyunda bol bol kontraatak yeriz ve kabul etmeliyiz ki kontraatak yediğimizde rakibi kovalayacak oyuncumuz yok. defansif anlamda hızlı oyuncu bir tek gökhan gönül var.

bu değişim hamlelerini destekliyorum, olası bir başarısızlıkta sesimi de çıkarmayıp hocaya destek olacağım ancak ne kısa vadede ne de uzun vadede çok da umutlu değilim.

umarım her şey yolunda gider.

21 Temmuz 2010 17:07  
Blogger Thorn dedi ki...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

21 Temmuz 2010 20:06  
Blogger Thorn dedi ki...

Bu yorum yazar tarafından silindi.

21 Temmuz 2010 20:06  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Thorn

Andre Santos'u mu yoksa Cristian'ı mı kastediyorsun anlamadım.

21 Temmuz 2010 20:10  
Blogger Thorn dedi ki...

yani demek istediğim 3 yıldır büyük beklentiler var ama alınan isimler bizi tatmin etmiyor. sonra da adamlar bizi hayalkırıklığına uğratıyor. alper bey geçen sene yine tam da bu zamanlar sen cristian ve santos için şöyle böyle diyordun bugün kakalamaya enayi arıyoruz. bu da öle olmasın

21 Temmuz 2010 20:11  
Blogger Thorn dedi ki...

ikisi de
biraz evvel gene yazdım.

21 Temmuz 2010 20:12  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Thorn

Andre Santos için çok iyi transfer dedim. Devre ortasına kadar da beklediğimi verdi. Sonra beke geçene kadar paspas oldu. Beke geçtikten sonra yine iyi oynadı.

Kimseye kakalamak gibi bir derdimiz olduğunu sanmıyorum.

Cristian içinse şöyle iyi böyle iyi demek bir yana daha ofansif bir ortasahayı tercih edeceğimi yazmıştım.

bir daha okuyunuz o yazıyı.

Geldikten sonra sakatlanana kadar ki performansını ise beğenmiştim. Hala da Cristian'ın mevkisi çapında iyi oyuncu olduğunu düşünüyorum.

Fenerbahçe'nin geçen seneki sorunu bu bölgeler değildi.

Verimsiz kanatları, dengesiz stoper rotasyonu ( bilica'nin downgrade olduğunu yazmıştım ) ve santrfordaki kara delikti.

Kenarlara oyuncu alındı. Çok üst düzey oyuncular olmasa bile formları yükselişte, hedefi olan genç, dinamik oyuncular. Santrfora da alınacak.

Geriye sadece stoper kalıyor.

Aziz yıldırım'a çok salladım ama teoride Aykut K doğru hamleler yapıyor.

Bek yedekleri de güçlendirilirse ben bu transfer döneminin en azından ihtiyaç analizinin doğru yapıldığını rahatlıkla söylerim.

Oyuncu verim vermez ayrı konu.

21 Temmuz 2010 20:37  
Blogger aspayze dedi ki...

Alper, Stoch'a bir şey demem dzsudzsak bana göre daha iyi alternatifti ama Stoch'da yeterlidir. Ama Dia için aynı şeyi söylemek zor. Olumsuz tavrımda gördüğümüz Hazard ve Krasiç rüyasının çok etkisi var elbette. Ben Dia'yı seyretmedim ama Nancy'nin sitesinde hücumcu ve ofansif orta saha diye geçiyor. Sağ kanat olduğuna dair bir ibare yok ayrıca izleyebildiğim görüntülerin hiçbirinde sağ kanattan top alıp gittiğine rastlamadım. Bu adam gerçekten sağ kanat oyuncusu mudur?

22 Temmuz 2010 01:21  
Blogger SuMMaNuS dedi ki...

Elbet Krasic ve Hazard rüyalarından sonra Dia, kimseyi tatmin etmedi. Hızı var, kısa boyuna rağmen güçlü ve agresif. Ama sürekliliği yok. Ayrıca tekniğinin biraz zayıf olduğunu düşünüyorum. Top sürüşlerine dikkat ediniz, genelde düşündüğü şekilde süremiyor. Ama tabi mayanın tutmasına bağlı herşey. Aykut Kocaman da biliyor bunu ki her açıklamasında "Transfer bir risktir" deyip duruyor. Ama tabi şu da var, geçen sene iyi pas yapan Fenerbahçe zaman zaman sıkıntılar yaşıyordu oyunu domine etmesine rağmen. Misal, bir Manisa deplasman maçı hala gözümün önünden gitmez. Resmen Barcelona gibi oynayıp maçı kaybetmiştik. Neden? Çünkü kaleye tam dikine oynayamıyorduk ve yakaladığımız pozisyonları da değerlendiremiyorduk. Şimdi bu tarz maçlarda biraz daha farklı olabilir durum.

Şu an Fenerbahçe'nin en büyük artısı beklerinin, Gökhan Gönül ve Dos Santos, gerçekten ortasahaya ve hücuma katkı yapabilecek kapasitede olmaları. En büyük eksisi ise, Bilica ile beraber ortasahanın defansif yükünü üstlenen Cristian'ın gerek oyunu kurmada gerekse de savunma yönünde inisiyatif almamakta diretmesi. Defansif ortasaha isen, ofansta tek görevin yana pas yapmak olmamalı ya da savunmada stoperlerin önünde kukla gibi durmamalı. İşte bu yüzden ya Cristian'ın mentalitesi değişmeli ya da başkası transfer edilmeli yerine. Hertha Berlinli Gojko Kacar ya da St Etienneli Gelson Fernandez gibi defansif ortasahanın box-to-box'a çalanı tadında bir oyuncu olmalı. Ayrıca Bilica'nın yerine gelecek defansın sol ayaklı olması ve oyun kurma kabiliyetine sahip olması göz önünde bulundurulmalı. Misal, Monchengladbach'tan Dante. Ayrıca Gökhan Gönül'e alternatif olarak Okan Alkan artık kadroya monte edilmeli. Ve sol beke de bir alternatif alınmalı. Eksikler hala çok ne yazık ki.

22 Temmuz 2010 02:13  
Blogger varol döken dedi ki...

hazard için açıklama gelmiş... doğru olduğunu varsayarsan hak verirsin... teklif edilen 19 milyon euro büyük para... xabi alonso, poulsen ve en son krasic'te kulüplerle anlaşılıp oyuncuları ikna edemediğiniz bir gerçek... bu konuda aykut kocaman'ın bir marka değeri yok... öte yandan schuster'in neleri değiştirdiği belli...

dünkü maçtan golden sonraki hiçbir dakikayı hatırlamıyorum... bunda sıkıcı futbolun mu yoksa rakının mı etkisi var onu da blog yazarı yazsın:)

22 Temmuz 2010 10:58  
Blogger FIRAT dedi ki...

@ALPER ÖCAL
Defans,sol bek,sağ ve sol kanat oyuncuları ile forvetin ilk 11 için ilk tercih olacağını düşünürsek,Alex 6 yabancı sınırına takılıp kalıyor.O olmadan sadece kanat bindirmesi ile hücum zenginliği olacak mı bilemiyorum.Bu arada Alex'e yer bulmakta zorlanırken Deivid ve Cristian başlamadan jübile oldu...Bu sezon yedek kulübesinden yer ayırttılar yani.Daum kalırsa ayrılırım diyen Semih'in şimdiki beklentisi ne merak ediyorum.Gene forvette ilk tercih olmayacağı kesin.Uğur Boral ve Caner,Stoch'tan önce ilk tercih olması çok zor.Aynı şekilde Mehmet Topuz,Kazım ve Deivid'in Dia'dan önce tercih edilmesi mantıklı değil.Savunmada Lugano zaten banko,Bilica'da sert ve riskli de oynasa İlhan ve Bekir'den önce 11 e yazılır...Yabancı forvetin Gökhan Ünal ve Semih'ten önce tercih edileceğini bilmek içinde Rıdvan Dilmen olmaya gerek yok.Gerçek mevkisi sol açık olan Caner'in A.Santos'a alternatif olup başarılı olacağını sanmıyorum.

22 Temmuz 2010 15:58  
Blogger bilal benna dedi ki...

hazard'ın 25 M €'ya kadar çıkan fiyatı çok fahiş. gel gelelim muhtemelen türkiyede gelişimini tamamlayamayacak, aynı yeteneklerdeki arda mız gibi yerinde syacaktı. gelişimini tamamlamış bir hazarda 25M helali hoş olsun. gönülsüz gelen oyuncuya her zaman soğuk baktığım için krasizc'e de çok uzaktım. dia beni de tatmin ettimi, etmedi tabiki de. ama eldeki şartları değerlendirince çok da mantıksız gelmiyor.
bende sol beke bakınca çok karamsardım. her ne kadar hazırlık maçları çok kıstas olmasa da, canerin performansı beni rahatlattı. forvet problemimiz dillere destan zaten. ha şimdi birde asamoah gyan için 12M € diyorlar ki içim titriyor yeminlen. bence onu güiza'dan daha acı şekilde göndeririz gibi geliyor. kulüp 10-15 M € ları gözden çıkarmışsa çok daha oturaklı bir göbek oyuncusu katabilir kadroya. hiçbirşey bilmiyorsan git bobo'yu baros'u iste. ama gyan riskine değmez gibi geliyor.
bence en büyük problem bilica da. takım için muhteşem bir +2 oyuncusu. ama ilk 11'de iken sinir krizi sebebi. yeter hacı ananı da al git lan. neyse bu yakışmadı ..

23 Temmuz 2010 03:24  
Blogger husnupol dedi ki...

Aykut set hucumu oynatacak ama kontra atak oyuncusu aldı soylemıne katılmıyorum..Bu adamlar cok ıyı kontra oyuncusu olabılırler ama set hucumunda da en azından ızledıgım stoch için kefil olabilirim..Şöyleki Aykut üzerinde durduğu ısrarla söylediği şey topsuz oyun..Dia yı bilmem ama stoch sürekli sorumluluk almaya çalışıp kendini boşa çıkartma uğraşındaki pas oyununda asıl önemli olan bu ki örnek uç olsada barcelona bu oyunculardan kurulu..Ibra çok fazla bu yapıda olmadığı için sorun oluştu zaten..Bende crisin yerine topuzun oynayacağını düşünyorum..Santosun veya Stochun yerine Caner Bilica yerine İlhan yada Bekir..Dia nın yerine Kazım ve Yabancı forvetin yerine de Semih yada Gökhan çıkacaktır ilk 11'de..Hangisi Kötü ise onu kesecektir Aykut..İlk aday Bilica olacağı kesin..İlhan da Bilica dan daha hızlı anladığım kadarıyla..Ama formsuz olanı kesecektir aykut zaten adaletle muhabbetini de böylece destekleyecektir..

24 Temmuz 2010 23:37  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa