1 Temmuz 2010 Perşembe

Caner Erkin ve Fenerbahçe



Caner Erkin transferi Galatasaray'ın opsiyonunu kullanmamasından sonra Fenerbahçe'nin sezonun sonunda bitirdiği bir transferdi. Geçen sezonun ortasında yaşanan takım içi disiplinsizliklerden sonra, Fenerbahçe dengeleri sıkı tutmak istiyordu. Her sezon başlangıcına birkaç gün rötarlı katılan Brezilyalı oyuncular dahi bu defa açılışa vaktinde geldi. Torpil geçilmiş gibi gözükmemesi için evlenen Caner Erkin'e izin verilmek yerine transfer resmi olarak duyurulmuyordu. Caner'e verilen süre doldu ve Fenerbahçe transferi resmen açıkladı. Oyuncu da hemen sağlık kontrolünden geçip, antrenmana katıldı. Transferin Fenerbahçe açısından hikayesi bu.

Türkiye'nin 1990 İtalya Dünya Kupası'na gitmeyi son anda kaçıran Oğuz, Rıdvan, Tanju, Feyyaz, Metin Tekin'li jenerasyonundan sonraki en hücumcu jenerasyonu 2005 yılında 17 yaş altı kategorisinde Avrupa Şampiyonu ve Dünya 4.'sü olan takımdı. Özgürcan Özcan, Tevfik Köse, Nuri Şahin, Deniz Yılmaz ve Caner Erkin gibi kollektif oyunu da oynamasını bilen yetenekler bütün Türkiye'yi sabaha karşı televizyon başına dikiyordu. Geleceğe dair beklenti büyüktü ama bu oyuncuların büyük bir bölümü bırakın milli ya da uluslararası olmayı, ligin başaltı takımlarında rotasyon oyuncusu dahi olamadılar. Biraz Aydın Yılmaz, biraz Murat Duruer sadece. Takımın yedek kaleci Onur Kıvrak bile ancak bu sezonun parlayabildi. Çok şık bir A Milli Takım ve Borussia Dortmund başlangıcından sonra takımın en büyük yeteneği Nuri Şahin de düşüşe geçti. Feyenoord'da kiralık gönderildi, Dortmund'da son 2 sezondur düzenli oynuyor. 21 yaşına geldi ve açıkçası iyi bir Bundesliga oyuncusu olmaktan daha fazlasını yapacağını hayal ediyordum. Ediyorduk.

Caner Erkin'in durumu biraz daha farklı. Caner o jenerasyonda yurtiçinde yetişip, Manisaspor'da oynayarak kendisini yurtdışında bir Şampiyonlar Ligi kulübüne pazarlayabilmiş tek oyuncu. Emre Belözoğlu ve Nihat Kahveci de dahil olmak üzere 20 yaşından evvel bunu başarabilen bir yerli yok Türkiye'de. Bunun dahi takdir edilmesi gerekir ve onun özel bir oyuncu olduğunun kanıtıdır ama CSKA Moskova tercihinin pek de düşünülerek yapılmadığı açık. Tek kenar oyuncusuyla, 3'lü oynamayı Gazzaev yönetiminde klasik haline getirmiş bir takımda, hele de önünde Yuri Zhirkov gibi bir fenomen varka Caner Erkin'in tutunamayacağı açıktı.

Futbolcunun yeteneklerini ve oyun karakterini doğal mevkisinden başka bir mevkiye adapta etmesi zaten başlı başına bir zorluk. Caner Erkin gibi sadece mevkisini değil oyunun merkezini de değiştirmek zorunda kalanlar için işler daha da zorlaşıyor. Üstelik açıktan beke geçmek, bekten açığa geçmekten çok daha zor bir süreç. Yeteneğiniz ve tekniğiniz uygunsa dayanıklılığınızı ve fizik kalitenizi geliştirip üzerine biraz da taktik bilgisi ekleyerek iyi bir açık olunabilir. Tersi durumda ise pozisyon ve alan bilginizi baştan aşağı güncellemeniz gerekiyor. Kademe gibi genellikle doğuştan gelen sezgileri öğrenmek de bir yere kadar. Temponuzu da tıpkı bir 1500 metre atleti profesyonelliğinde ayarlamanız şart. Türkiye'de, 3 büyükler seviyesinde bu tür başarısızlık hikayeleri çok. Dikenli, acı dolu ve sabır isteyen bir yol bu.

Galatasaray ve Frank Rijkaard'ın hatası tam da bu noktada. Sabri Sarıoğlu açıktan beke evrilebilmiş yegane üst düzey oyuncu Türkiye'de. Onun da geçtiği süreci herkes biliyor. Medyadaki eleştiriler ve tribünlerin tavrı hala taze. 19 yaşında yükseldiği Galatasaray A takımında, ancak 6 sene içerisinde ve 25 yaşına geldiğinde tartışılmaz bir bek olabildi. Galatasaray'ın altyapısından yetişmesi, forma aşkı, destek olan ağabeyleri ve inadına rağmen. Caner Erkin bırakın Galatasaraylı olmayı Fenerbahçeli olduğunu ilan etmiş bir oyuncu. Üstelik sabır, sebat sahibi bir karakteri de yok. Zico ile CSKA Moskova'da bu yüzden kapışmıştı. Sol bek oynamayı istemiyordu. Frank Rijkaard da bu durumu değiştiremedi.

Fenerbahçe'ye geldi ve hangi pozisyonda düşünüldüğü çok mühim. Andre Santos kadrodaki yegane sol bek şu an. Caner'in de sol bek pozisyonundaki geçmiş performansı ve tavırları düşünüldüğünde orayı zorlaması imkansız. Zorunlu birkaç durumda idareten kullanılabilir ama sol bek pozisyonuna rekabet getireceğini düşünmek saflık olur. Fenerbahçe'nin o mevkiyi bütün sezon destekleyebilecek bir sol bek transfer etmesi şart. Caner Erkin de saf yeteneklerini sergileyebileceği orjinal yeri olan açıkta değerlendirilmeli. Böylece Stoch ile gireceği yarıştan hem Stoch hem Caner hem de Fenerbahçe kazanabilir. Terazinin kefesi de Caner'in yerli olması, önde oynadığı zaman sergileyebildiği çok yönlülüğü, boy avantajı, Stoch'un 4-3-3 dışında bir formasyonda zorlanma ihtimalinin yüksek olması, Alex faktörü filan gibi değişkenler hesaba katıldığında bence Caner'den yana.

Kısacası, Caner Erkin sol önde oynarsa Fenerbahçe için iyi transfer.

Velakin bu transferin tetiklediği başka türlü dinamikler de var. Uğur Boral ve Özer ne zaman fit duruma gelecekler bilmiyorum ancak kağıt üzerinde Fenerbahçe'nin Stoch ile birlikte sol önde oynayabilecek 4 oyuncusu oldu. Aykut Kocaman'ın planlarını bilmiyorum ama takımın yapısını, eksikleri ve Aykut'un olasıklıklarını değerlendirdiğim zaman Stoch transferi bana gereksiz geliyor.

Olasılıklar dahilinde inceleyelim.

Caner sol önde düşünülüyorsa eğer orada 4 oyunculuk bir rotasyon var ve kadroda şişkinlik demek. Aykut Kocaman'ın Özer'i içte veya sağda kullanacağını düşünelim rotasyon 3'e düşüyor. Özer'in sağa geçmesi durumunda da Kazım, Topuz ve Aykut'un alacağız dediği sağ açıktan sonra bu sefer de o mevki şişiyor. Deivid, Kazım veya Topuz'dan ikisinin başka pozisyonlarda kullanılması lazım. Topzu sadece iç olarak kullanılabilir. Yok eğer Topuz'u sağda düşünüyorsa Deivid ve Kazım'ın santrfora kayması gerekecek. Güiza + Semih + Gökhan Ü + Kazım + Deivid toplamı vasıfsız bir çokluk. Üstelik çok da pahalılar ve takımın Şampiyonlar Ligi'ne kapağı atmasını veya ilerlemesini sağlayacak tempoda, formda ve kalitede değiller. Kaldı ki, daha santrfora da oyuncu alınacak.

Öte yanda ise Fenerbahçe'nin savunmada büyük bir rotasyon sorunu var. Ne beklerin ne de stoperlerin yakın kalitede yedeği yok. Geçen sezon geri dörtlüde Lugano, Bilica, Andre Santos veya Gökhan Gönül'den biri olmadığında ve yerlerine Bekir, Önder, Deniz oynadığında neler olduğuunu hatırlıyorum. İlhan Eker'in bunlardan daha fazlasını katacağını düşünmek fazlaca iyimserlik olur. Güiza ve Deivid gibi atıl durumdaki yabancıları gönderip kontenjan da açamıyorsun.

Yazının başına dönelim. Caner'in işini bitirmişken, Stoch yerine pekala savunmada Burdisso, Zebina tarzı hem stoper hem de savunma beki olarak kullanılabilecek Şampiyonlar Ligi tecrübesi olan bir yabancı alıp, Bilica'yı rotasyonda değerlendirmek çok daha mantıklı olabilirdi. Edu'dan sonra Bilica ile downgrade edilen savunma da böylece bir kademe yukarıya çekilmiş olur, Bilica'nın takımdaki rolü de layığını bulurdu. Güiza ve Deivid gönderilip yerlerine bir santrfor ve bir de bahsettiğim tarz savunmacı alınırsa her şey yine yerine oturur. Oysa Fenerbahçe yönetiminin bu konulardaki başarısızlığı ve Aykut Kocaman'ın geçen sezon devre arasındaki hamlesizliği beni endişeye sevkediyor.

Kadro belli olduğunda, sezon içerisinde bu dengelerin nasıl gözetileeceğini merakla bekliyorum. Umarım sorumlular beni haksız çıkarırlar.

Etiketler: , ,

14 Yorum:

Blogger extensor dedi ki...

Vederson'u gönderip, Caner'i almak hem de bu değişim için üste para, bonservis vermek bence büyük saçmalıktır.
Caner'in potansiyeli yok demem ama Caner o potansiyele erişemeyecek kadar şuursuzdur.
Uğur Boral abisinin tıpa tıp aynısıdır.

1 Temmuz 2010 01:59  
Blogger memduh95 dedi ki...

En sıradan tahminle Vederson'un yerine, açığı ve beki yedeklemesi için alındığını söyleyebiliriz.

Sol bek yedekleri Caner ve Uğur oluyor böylece. Sola başkasının alınacağını düşünmek hayal olur.

Vederson'un gidişine göbek atıp, Caner'in daha iyi sol bek oynayacağını düşünenler, seneye Santos'a bir şey olmasın diye üç öğün dua eder hale gelecekler, haberleri yok.

Fenerbahçe taraftarı olduğu için sol bekte de iyi oynar belki. Yersek...

1 Temmuz 2010 02:18  
Blogger hebenneka dedi ki...

Biraz garip gelebilir ama ben Stoch'un sol ön için alınmamış olabileceği ihtimalini de gözardı etmemek gerektiğini düşünüyorum. Stoch'un geçmişine bakarsak da bu konuda ipucu var.

Oyuncu 16 yaşından, başka bir ifade ile 2006'dan beri İngiltere'de. 2006/07 sezonunda Chelsea gençlerinde çoğunlukla Alex'e benzer pozisyonda oynadı ve takımın en golcü oyuncusuydu. 2007-08 sezonunda tarihinde ilk kez Fa Youth Cup finaline yükselen takımın
parçasıydı. 2008/09 sezonunu da İngiltere'de geçirdi. Sonra Twente'ye gitti. Twente kendisinden solda yararlanmayı tercih etti. Bizim gözümüzün önüne de o mevkide geldi. Ancak Chelsea'de geçirdiği dönemde yalnızca bu pozisyonda oynamadığını yine de bir kenarda tutmak gerek(Bir de "Hollanda'dan gelen oyuncunun Türkiye Ligi'nin sertliğini kaldıramayacağını" çok katı bir şekilde iddia edenler olmuştu. Onlara da bu vesile ile Slovakya'dan sonra üç yılını İngiltere'de, bir yılını Hollanda'da geçirdiğini anımsatmış olalım). Transfer yapılırken, tıkanıklığı Alex ile çözülemeyen maçlarda ikinci bir kanal oluşturma; ya da Alex'i yedekleme veya olmadığında o role soyundurma olasılıkları da göz önüne alınmış olmalı. Alınmamışsa da alınsın, söylüyoruz işte kardeşim :)

Bir de şimdi aklıma geldi: Savunmada Lugano, Billica ve Santos, ortada Cristian, önde de Alex ve Guiza 6 ediyor. Bence bunu Daum bozmazdı, Aykut Kocaman ne tercih eder göreceğiz ama böyle bir matematik de var. (Deivid'e kombine almak düşecek gibi duruyor bu arada, yılda 2,5 milyon Euro gibi bir ücret alıyor yanlış bilmiyorsam)

Evet lan, zaten biz bonservisine sadece 5 milyon Euro ödediysek ilk 11 adamı değildir o :)

1 Temmuz 2010 03:56  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@hebenneka

Bence Alex rolüne, (eğer lağvetmeyecekse) Stoch'u değil Özer'i düşünüyordur Aykut Kocaman. Stoch'u en fazla sağa kaydırır, ki zaten Twente'ye sağ ön oyuncusu olarak geldi. Olmadı orada, solda başka bir taktikle kullandı McClaren. Ben Hollanda'da yaşayan bir arkadaşımdan duyduğum kadarıyla böyle biliyorum ama sağda Slovakya milli takımı dışında hiç izlemedim. Hep solda izledim.

İngiltere rezerv liginin oyun ve mücadele ciddiyetini bilmiyorum. Benim çekincem bizim ligin sertliğinden ziyade Stoch'un itiş kakışı sevmemesi ve pas oyununa yatkın olmaması.

O yüzden Stoch'u saf bir 4-3-3 oyuncusu olarak görüyorum. 4-2-3-1 ya da 4-4-1-1 değil.

1 saat konuştuk bunu Noat, Parma ve pclion ile bu gece. Daha detaylı olarak Tuncay örneği üzerinden yazmayı düşünüyorum.

Yorumunun sonuç bölümü de hayli güldürdü beni. Ağlanacak halimize tabi :)

1 Temmuz 2010 04:21  
Blogger sukullaci dedi ki...

bence deivid gönderilecek. guizada gönderilemez büyük ihtimalle o yüzden forvet alınırsa guiza yedek bekler.

ama oyuncuların mevkilerini kesin bi şekilde belirlememek lazım "bu burda düşünülüyosa bu kadar oyuncu yapıyo" tarzında. kadroya bakarsak bi çok oyuncu birden fazla mevkide görev yapabiliyo. özer sağ ve sol kanat dışında emrenin yerine bile düşünülebilir. topuzda sağ,orta oynuyo. stoch sağ,sol ve hebenneka'nın dediğine göre amc oynayabiliyo. sonuçta tüm bu isimlerin aynı anda sağlıklı cezasız olması düşük bi ihtimal. bu transferler sayesinde artık takım alex ve emre ye %100 bağımlı olmaktan çıktı. geçen sene emreye bişey olursa kimse oynayamıyodu yerine çünkü topuz oynasa sağ boşalıyo özer oynasa sol boşalıyo. şu an öyle bi durum yok her mevkide 2 den fazla alternatif var. bu sezon artık bazı maçlarda emreyi dinlendirme imkanımız var, alex dinlendirilir. kanatlarda formsuz oyuncu varsa aynı kalitede bi isim onun yerini alabilir.

bide şöyle düşünelim madem alex ve emre sakat yada cezalı, ne yapabiliriz? işte geçen sene ceavbı olmayan soru bu sene artık bi problem değil emre(özer,topuz) alex(özer,stoch) sol kanat (stoch,uğur,caner) sağ kanat (kazım,stoch,özer). çeşit çeşit alternatif var. ayrıca rakibe görede oyuncu seçme şansı var. bunlar hep önceki yıllarda olmayan şeylerdi.

özet: geçen sene bir mevkideki iki oyuncuyada bişey oldu mu takım dağılıyordu, alex ve emreye bağımlılık vardı. büyük bi takım için bu rotasyon bence olması gerek seviyede şuan. oyuncuların kaliteleri özellikle defans açısından tartışılabilir tabi ama sayı olarak gayet iyi bi kadroya sahibiz. yeni oyuncu alınacaksa mutlaka 1 yada 2 oyuncuda gönderilir.

1 Temmuz 2010 04:33  
Blogger hebenneka dedi ki...

@ Alper Öcal

Seyretme zaten İngiliz rezerv ligini. Kazma İngiliz çocuklar uzun uzun vuruyorlardır topa işte :)

(Ben bloglardaki yorumlara bakınca "yav bu çocuk Slovak, ordan da İngiltere'ye gitti, ne bu sırça adam muamelesi" deyip İngiliz basınına bakmıştım, The Guardian öyle yazmış oyuncu hakkında. Aslında bu da sözlükte Fener'e gelene kadar Roberto Carlos hakkında tek bir kötü entry bile olmayıp transfer edildiği gün onlarcasıyla dolması gibi bir şey sanki).

Özer'in ilk opsiyon olması mantıklı, o rol sürdürülecekse en uygun seçenek zaten denenmiş ve verilen şansı boşa çıkardığını söyleyemeyeceğimiz Özer olur. Ama benim kafamdaki sorular daha farklı. Alex'in yaşı gibi bir sürü faktör var işin içinde, bekleyip göreceğiz.

Oyuncu genç, dolayısıyla değişik olasılıklara daha açık. Bambaşka bir yöne doğru çekilebilir gelişimi ve rolü. Bekleyip göreceğiz, bekleriz beklemesine de Semih gibi her sene biraz daha gençleşmez inşallah :)

Deivid de loca alsın, aldığı paranın hakkını versin. Bu Kezman transferi şirazeyi çok kötü kaydırdı hakikaten, üzerinde durulması gereken bir konudur.

1 Temmuz 2010 04:46  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@hebenneka

Kezman işinin sorumlusu İlhan Ekşioğlu. Anlatırım bilahare.

@sukullaci

Kadro derinliği bu takımın başını 2007-08 ve geçen sezon çok başını yaktı. Takımı 11'den, bilemedin 18'den ibaret gördükleri için ben bu blogdan yönetime çok salladım. 22 hatta 25 kişilik güçlü ve alternatifli bir kadro şart. Bunda hem fikiriz.

Ama bunu bir pozisyona 4 oyunculuk kaynak sağlayıp, bir başka pozisyonu 1 oyuncuya mahkum ederek sağlayamazsın. Yumurtaları sepetlere eşit dağıtmalı, dengeyi gözetmelisin. Gözetemediğin ve kimi pozisyonları şişkin tuttuğun zaman geçen sezonki Galatasaray gibi başarısız olmakla kalmıyor, kısır tartışmaların da odağı oluyorsun.

Fenerbahçe'nin geçen sezon ki sorunu Alex ve Emre bağımlılığı değildi. Savunma 4'lüsünün alternatifsiz oluşuydu. Puan kayıpları genellikle o 4'lüden 1'i eksik olduğunda yaşandı.

Alex ve Emre'ye bağımlı gibi görünmek ilerideki çaresiz'in yerinde başka bir opsiyonu devreye sokamamakla alakalı. Güiza sadece gol kaçırmakla kalmıyor, hücum etkinliğini de feci halde düşürüyordu. Kanatlara, göbeğe istediğin kadar alternatif yarat, iyi bir santrfor ile oyunun merkezi rakip yarısahanın ortasına taşınamadıüğı sürece Fenerbahçe bu meseleden yakasını kurtaramayacak.

Bu sorun hala olduğu gibi de duruyor.

1 Temmuz 2010 06:43  
Blogger Prometheus dedi ki...

Ben Caner Erkin'in hem sol açığı hem de sol beki yedeklemek için alındığını ve sol kanada defansif anlamda başka transfer yapılmayacağını düşünüyorum.
Sol bek performansı ağzımızı açık bırakacak denli müthiş! olsa da Uğur Boral da Aykut Hocanın kafasında potansiyel bir sol bek bence.
Tek tek oyuncuları değerlendirecek olursam şahsi tahminlerim şöyle:

Güiza; gidecek.

Deivid; gidecek.

Kazım; Sağ açık olarak değil forvet olarak rotasyonda kullanılacak. Yeni transfer edilecek sağ açığı da yedekleyecek aynı zamanda.

Ama genel olarak forvet rotasyonumuz şöyle olacak bence; Semih+Gökhan Ünal+Kazım+Yeni transfer.

Mehmet Topuz; bence Aykut Hoca kendisini kesinlikle sağ iç oynatacak, sağ açık değil. Ki geçen sezon sağ iç oynadığı maçlar var ve Emre+Selçuk+Topuz şeklinde dizilen ortasaha bence hiç de fena sayılmaz. Yeni transfer sağ açık, o sağ açığın olmadığı zamanlar Kazım ve onun da olmadığı zamanlar Topuz, sağ açık rotasyonunu oluşturacak.
Yalnız şöyle de birşey var; ben hala 2007-2008 yılındaki CL maçlarındaki gibi Gökhan Gönül+Deivid uyumunu bulamadım takımda. Gökhan ne Kazımla ne Topuzla oynayabildi. Hele Topuz inanılmaz bencil ve pas vermeden oynadı geçen sene.

Bekir; ben şahsen tecrübe kazanması halinde Lugano'nun partnerinin Bekir olması gerektiğini düşünüyorum, Bilica değil. Ama dediğiniz gibi Zebina tarzı bir stoper alınsaydı Bilica yerine çok iyi olurdu ama alınmayacak bu belli.

Stoper rotasyonumuz da şöyle olur bu durumda; Lugano (satılmazsa eğer)+Bilica+Bekir+İlhan+
Önder(kalırsa)+Gökhan Gönül(zorunlu hallerde:)

Stoch kesinlikle sol açık oynayacak bence, Alex'in rolüne evrilemez, evrilecekse de Aykut hoca evriltmez.

Alex; bu sene yedek kalabilir çoğu maçta.

Özer; Aykut Hoca'nın gözbebeği, Alex'in rotasyonunda kullanılacak en önemli ve birinci oyuncu.

Yeni sezon hayırlı olsun şimdiden, bunca yıldır yaşanan sıkıntıların, üzüntülerin, kalp krizlerinin yaşanmaması dileği ve Aykut Hocaya olan güvenimin boşa çıkmaması ümidiyle vira Bismillah diyorum.

1 Temmuz 2010 08:59  
Blogger varol döken dedi ki...

1 saat oturup caner erkin'i konuşan adamlar için etap'a pembe koltuk attım, geldiğinizde bekliyorum!

1 Temmuz 2010 10:41  
Blogger SuMMaNuS dedi ki...

Gerçekten Kocaman'ın kafasındaki taktik şablonu ve oyuncuların görevlerini merak ediyorum. Çünkü şu anki gidişata göre birçok değişik yorum yapılabilir. Emin olduğum bir konu var, o da Vederson'un gönderilmesinin bir hata olduğu. Çünkü şu anki kadrodaki oyuncularla kıyasladığımızda kadronun en iyi 2. sol beki idi. Ne Caner ne de Uğur Boral, o mevkiye uygunlar ne de o potansiyele ulaşabilirler. Yazıda belirtildiği gibi Caner sol açık oyuncusudur ya da forvet arkası bile düşünülebilinir ama asla sol bek olamaz. Öte yandan ben artık Uğur Boral'ın Fenerbahçe'deki misyonunu doldurduğuna inanıyorum. Zaten düzeltemediği performansının üzerine ağır bir sakatlık geçirmişti. Şu dakikadan sonra Uğur Boral'dan somut bir katkı beklemek yerinde olmaz. Öte yandan geçen sezon kanatlarda bekleneni veremeyen ki verememeleri pek normal olan Topuz ve Özer'i ortaya çekmek en mantıklı hareket olacaktır. Gündemdeki transfer haberlerine bakıldığında herhangi bir ortasaha oyuncusu göremiyoruz. Koca sezon Emre-Selçuk-Cristian üçlüsü ile geçemeyeceğine göre (kaldı ki Cristian, bu takımın topçusu olamaz, bu konuda son derece bağnazım) de Topuz ve Özer'in göbeğe çekilmesi son derece mantıklı olur. Ayrıca Kazım'ın artık forvet mevkisinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Kanatta oynayan bir Kazım, takımın hızını durduran bir engel gibi. Topla seri hareket edemiyor ve topu sürmesi için topu önce ayağında tutuyor ve rakibinin karşına geçmesini bekliyor ki bu da hücum dinamiğinin kesilmesi anlamına geliyor. Diğer yandan, zaman zaman santrafora kaydırıldığında daha etkili olabildiğini görmüştük. Fiziği kuvvetli olduğundan pivot santrafor gibi sırtını rakibe dayayıp topu saklayabiliyor ki bunu bence Semih'ten daha iyi yapıyor. Sert şutlarını ise söylemeye gerek yok. Tek yapması gereken şutlarının isabet yüzdesini arttırmak ve kafa toplarına biraz daha çalışmak. Dediğim gibi takım içindeki birçok oyuncu çok yönlü olduklarından takım içerisinde pek çok varyasyon yapılabilir. Önemli olan Kocaman'ın aklındakiler.

1 Temmuz 2010 13:55  
Blogger kuzen larry dedi ki...

Yılın en büyük transfer saçmalığı vederson gibi hem türk statüsünde olan hem yedekliği sorun etmeyen hem de zaman zaman gerçekten iyi performanslar gösterebilen bir adamı göndermek.

Yönetim veya Aykut Kocaman takımın belki de en sorunsuz bölgesini bu hamleyle sorun yumağına çevirmiştir. İyi solbek zaten 4 yapraklı yonca misali bir şey, bulmak zordan da öte. Çağlar vardı çok beğenmem ama iyi bir yedek olurdu onu da gs aldı. Yabancı kontenjanı da oraya harcanmaz, caner de bence orayı yedeklemek için kesinlikle yetersiz.

Ee kim kaldı geriye?

Benim aklıma bir tek Gençlerbirliğinden Aykut geliyor o da bildiğim kadarıyla stoperden bozma bir solbek ve hücum yönü pek yok. Bir de İlhan cavcav sayesinde ederinin en az 2-3 katına alınabilir onu da unutmamak gerek.

1 Temmuz 2010 14:55  
Blogger Cengizhan dedi ki...

bence bu transferlerin mantıklı açıklaması şu;

deivid ve guiza gönderilecek ve yerlerine bir sol bek ile forvet alınacak ve transfer kapatılacak

1 Temmuz 2010 22:40  
Blogger aspayze dedi ki...

Fenerbahçe'nin kadro yapılanmasında geçmiş yıllardan gelen ciddi sorunlar ve dengesizlikler olduğu su götürmez bir gerçek. Geçen yıl iki kanat oyuncusu yokluğu hücum opsiyonlarında darlığa ve verimsizliğe yol açtı. Geçen yıl ikinci yarıda sağ ve sol kulvarlarda kullanılan Özer ve Topuz zaten bu yerlerin adamları değildi.
Stoch'u çok az izledik ama görünen Fenerbahçe'nin yıllardır oynadığı düzene (4-4-1-1) veya bu düzenin varyasyonlarına (4-2-3-1) kanat için çok yatkın olmadığı yönünde. Ama bu oyuncudan tam olarak neler çıkarılabileceği de belirsiz.

Acaba Aykut Kocaman'ın kafasında nasıl bir yapılanma var? Bu yapılanma sadece 2010-2011 sezonunu kurtarmak için mi? Yoksa kafasında kurguladığı takımı birkaç sezonda oluşturmaya ve takımı atıl oyunculardan kurtarıp geleceğe dönük bir kadro yapmaya mı çalışıyor? Neticede Kocaman bir yıldır takımın içinde, oyuncuları ve takım yapısını çok iyi tanıyor. Mutlaka kafasında 1 yıldır şekillendirdiği bir planı olmalı. Geçen yıl devre arasında takıma kanat oyuncusu gerektiği alenen ortadayken hiçbir şey yapmaması büyük soru işareti. Ama yine de Aykut Hoca'nın takım içerisinde olumlu bir hava yaratacağına inancım tam. Oyunculara verilen güven ve kurulan seviyeli sıcak iletişim ile bir takımının nerelere gelebileceğine Zico döneminde şahit olduk.

Benim inancım en azından başlangıçta Alex'siz bir oyun planı düşünmeyecektir. Topuz ve Özer'i de ortada kullanacaktır. Ben 4-2-3-1 düzeni ile başlayacağını, defansı geçtiğimiz yılki dizilişi ile, defansif orta ikiliyi Cristian, Emre, Selçuk, Topuz dörtlüsünü kullanarak, 3'lü uzak forvetleri Stoch, Alex ve yeni alınacak kanat oyuncusu ile, Forveti Guiza gönderilebilirse alınacağı varsayılan oyuncu ile gönderilemezse Semih ile oluşturacağını düşünüyorum.

İlhan Eker ve Bekir'den, özellikle Bilica'ya alternatif yaratmaya çalışacaktır. Caner, bu dizilişe çokta uygun olmadığını düşündüğüm Stoch'un çok iyi bir alternatifidir ve geçici sürelerle sol beki de yedekleyebilir. Ama birkaç maçı geçen dönemlerde Caner'den iyi bir sol bek verimi almanın imkânı yok. Formda bir Uğur bu dizilişte tüm alternatiflerin önüne geçebilecek patlamaları yapabilir ama ne kadar sürdürür şüpheli. Kazım sağ kanat için tatmin edici olmasa da en azından bir alternatiftir. Semih ve G.Ünal'ın durumları alınacağı düşünülen forvetin gelip gelmemesine bağlı. Özer ise Alex alternatifleri yada en kötü diğer uzak forvetlerin 2., 3. alternatifleri arasına yazılacaktır. G.Gönül ve A.Santos'un ise gerçek birer yedekleri yok. Ancak çakma oyuncularla yerleri doldurulmaya çalışılacak ve doldurulamayacak. Deivid bence kesin yolcudur.
Peki bu diziliş işe yarar mı? Geçen yıldan görünürde hiçbir farkı olmayan bu alışılmış dizilişin çalışması bence geleceği herkesin beklentisinde olan sağ kanattaki uzak forvete ve Aykut Hoca'nın maç içerisindeki doğru oyuncu değişiklikleri ile maçtan maça yapacağı sağlıklı rotasyonlara bağlı. Sistemin en büyük riski Bilica'dır. Çünkü bu sistemin gerçekten üretken olabilmesi oyun merkezinin ileri kaydırılmasını gerektiriyor. Bilica aynı sakarlıklarına devam eder, defans arkasına çok adam kaçırır ve her kaçırdığını indirmeye başlarsa daha iki üç maçta işin sonu gelir.

Peki çalışmazsa ne yapılabilir. Paşalar gibi 4-3-3 sistemine geçilir. Alex kenara alınır ve sözleşmesinin bitişi ile gönderilir. Orta saha oyuncularının bu sistemi becerebilmeleri için de dualar edilir.

Neticede Aykut hocanın önündeki sorunsal büyük. Ama bir yıldır bu takımın içinde ve başkanın güçlü şekilde desteğini almış olmak gibi büyük bir avantajı var. Bir taraftar olarak kuşkularımızı bir kenara yazsakta sonuna kadar yanındayız.

2 Temmuz 2010 13:41  
Blogger Gündüz Feneri dedi ki...

ya arkadaşlar vederson'un gönderilmesini "sportif" bir takım nedenlere bağlamaya çalışmanıza ve bir "hata" olarak yorumlamanıza inanamıyorum. vederson'un gönderilmesi tamamen sezon ortası yaşanan bir takım olaylarla ilgilidir. tam da bu sebeplerden kazım ve önder de takımdan gönderilecektir. yoksa vedo, tüm dişlileri sağlam olan bir fener'de ilk 11 bile oynayabilecek bir oyuncudur.

ha, o özel olaylar nedir? bildiğim bir şeyler var ama bunları hiç kimseyle paylaşmayı düşünmüyorum. basın da bildiği halde yazmıyor zaten.

neyse, fener'in yerli bir sol beke ihtiyacı olduğu kesin. caner, sol açık yedeği olarak alınmış olmalı, kesinlikle öyle "olmalı", zira sol bekte dağınık, savruk, taktik bilgisi zayıf ve bir saatli bomba. hele sol stoperde bilica ve sol bekte onu düşünüyorum da, aman allah ya rabbi..

uğur boral müthiş bir pro, özverili bir oyuncu, efendi bir insan ama bence de misyonu bitti. buca gibi bir takıma gitse ne güzel olur. gitmedi ve sol bek de alınmadı diyelim. o zaman sol bek yedeği caner değil uğur olur, çünkü orada oynamayı biraz daha iyi biliyor.

sol bekte yerli seçeneği fazla değil. çağlar gitti. aykut inanılmaz bir kazma, asla büyük takımda oynayamaz. ligde fazla seçenek yok. aklıma gelen tek isim, çok teknik olmamasına rağmen taktik bilgisi kusursuz olan malik fathi. yaş da 26, tam aranacak tecrübede. zaten önde caner veya stoch'un olduğu bir ortamda önce defans yapmayı bilen disiplinli bir beke sahip olmak gerek. andre santos ve fathi şahane bir rotasyon oluşturur. fathi şu anda spartak moskova'da oynuyor. başka bir seçeneğimiz de yok.

2 Temmuz 2010 21:55  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa