23 Şubat 2009 Pazartesi

Sırada Kim Var ?



Galatasaray'ın Derwall'den bu yana sıkı sıkıya sarıldığı bir Alman ekolü var. Kulüpte efsane olan yerli çalıştırıcılar Mustafa Denizli ve Fatih Terim de öğrendiklerini Alman ekolünün temsilcilerinden öğrenmiş teknik adamlar. Souness ve Hagi dışında Galatasaray'ın son 25 yıldır bu düsturdan çıkıldığı görülmemiş. Dolayısıyla Skibbe seçimine de şaşırmamıştım, bu gelenek içerisinde anlayışı farklı bile olsa nispeten tutarlı bir seçimdi. Üstelik Adnan Polat kalite standardına da uygun bir adamdır Skibbe. Reinhard Saftig'i bilenler ne demek istediğimi anlayacaklardır.

Velakin bir başka geleneği daha vardı Galatasaray'ın aynı dönemde. O veya bu sebeple sezon ortasında teknik adam değiştirilmezdi. Hocalar sezonluk değerlendirilir, kötü geçen sezonlar dahi aynı teknik adamla bitirilirdi. Taraftar istese de radikal kararlar alınmaz, başka sezonlar kaybedilmezdi. Boğazın karşı yakasında ise durum tam tersiydi. Bütün bunlara lise geleneğinden beslenen yönetim istikrarını da ekleyin, alın size 80 sonları ve 90'lı yıllarda Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye yaklaşıp sonra da geçmesindeki farkı yaratan ortam.

Şimdi ise son iki sezonun sonunu başladığı teknik adamlarla getiremeyen, Özhan Canaydın döneminin etkisiyle belki de liseden uzaklaşmış ve kriz dönemlerinde alınan kararlarda taraftarın heyecan ve hezeyanına paralel giden bir Galatasaray. Ezeli rakibi bu duruştan olabildiğince uzaklaşmaya çalışırken, Galatasaray bu yola savruluyor. Gitgide başkalaşıyor. Öyle ki İslam Çupi'nin Fenerbahçe için 1987'de yazısında kullandığı "Fenerbahçe Türkiye'dir, Türkiye Fenerbahçe" sözü dahi Galatasaray'a uyarlandı, hem de resmen. Oysa Galatasaray Türkiyeleşmediği için bu ülkenin en değerli sportif markası olmuş, tahayyül edilemeyen başarılar kazanmıştı.

Şimdi gelinen nokta ise kayıp bir sezonda taraftarın gazını almak için yapılan efsane futbolcu hamlesi. Oysa bambaşka ve teknik direktör değiştirerek çözülemeyecek sorunlar var ortada. Bu alınan ise palyatif, yüzeysel ve yönetici olmayı gerektirmeyecek bir karar. Fenerbahçe Rıdvan, Oğuz ve Turan'ı böyle harcamıştı. Galatasaray da Hagi, Ümit Davala ve Bülent Korkmaz ile durumu eşitlemiş oldu. Sırada Aykut Kocaman ve Hakan Şükür var, bakalım sıra onlara ne zaman gelecek.

Etiketler:

9 Yorum:

Anonymous Sebastian Bach dedi ki...

Karşı yakadaki istikrarda sadece şampiyon olunduğunda geçerli olan bir istikrar modeli maalesef..

23 Şubat 2009 23:10  
Blogger Arkhe dedi ki...

Rıdvan-Aykut ikilisine hayır demem. :|

24 Şubat 2009 01:05  
Blogger Olympian dedi ki...

@lambuja
eline saglik hocam.

@sebastian
aragones, namaglup sampiyonluga mi gidiyor? sezon ortasinda TD kovmamaktan bahsediliyor yazida.

24 Şubat 2009 09:23  
Blogger voodoo girl dedi ki...

bu olayla ilgili blog aleminde okuduğum en güzel yazı budur.

24 Şubat 2009 15:59  
Blogger muhder dedi ki...

gençlerbirliği'nin başındayken taraftarla atışan ve o dönem inanılmaz tepki çeken bülent'in sonu aslında diğer örneklerle sabittir: rıdvan-oğuz-ertuğrul..vs vs

24 Şubat 2009 17:05  
Blogger asaylar dedi ki...

bizde istikrar olsaydı zico ya da daum gitmezdi. tarihin en iyi kadrosu sezon içindeki 1-2 hata ve rakibin de olağanüstü performansı yüzünden son maçın son dakikasında şampiyonluğu kaçırdı diye son 2 sezonda şampiyon yapan hoca kovulduysa, yine geldiği sezon şampiyon yapan, sonraki sezon avrupa'da tarihinin en büyük başarısını yaşatan hoca ile aslında şampiyon yapamadı diye(ki hatalar biraz fazla da olsa yine benzer bir şekilde kaybedilen şampiyonluktan bahsediyoruz) ama görünen kısımda "tercüman kaleye şut çekiyor" diye sözleşme yenilenmediyse o takım istikrarın "i" sini bile yakalayamamıştır.

keza futbolu takip etmeye başladığım zamanlardan beri galatasaray'ın da benzer duruma düşmediği iki sezon gördüm. biri 2. fatih terim döneminin 2.sezonuydu, diğeri de lucescu dönemi(ne kadar ilginç değil mi, lucescu de geldiği sezon süper kupayı kazanmış, aynı bizim gibi çeyrek final oynamış olmasına rağmen bizim geçen sene kaybettiğimiz gibi şampiyonluğu kaybeder ama zico'nun aksine görevine devam etmiştir). yoksa souness, gerets, hagi ve skibbe de şampiyon yapamadı veya yapamayacağı için gönderilmedi mi?

24 Şubat 2009 17:58  
Blogger 1717 dedi ki...

Selamlar,

izin almadan yazına link verdim umarm kızmazsın. süper olmuş eline sağlık.

semtimizerkeksemti.blogspot.com

27 Şubat 2009 07:55  
Blogger franchi dedi ki...

yazıya katılabilirdim aslında ama galatasaray durumu esitlemis oldu kısmına takıldım.. kaptan daha ilk macına cıkmamısken harcandıgı gibi bir izlenime kapılmak dogru mudur bilmiyorum.. papaz her zaman pilav yemiyor sonucta, belki bu defa tutar bu is.. tutacagının garantisi yoksa, tutmayacagının da yok sonucta..

galatasaray'ın fenerbahce'nin uzaklasmaya calıstıgı yone dogru kaydıgından ve islam cupi'nin lafının uyarlandıgı gibi iki nokta da kritik olmus bana kalırsa.. su bloglarda hep ic iceyiz, ikimiz de birbirimizin gozumuzu kapatıp tek taraflı yorum yapmayan kimseler oldugunu biliyoruz az cok.. yani islam cupi'nin sozu uyarlandı demek biraz tek taraflı gibi olmus, bugun fenerbahce'nin de galatasaray'dan ve besiktas'tan kendine uyarladıgı o kadar fazla sey var ki galatasaray benzer bir sey yaptı diye koca camiayı su yone bu yone dogru kayıyor diye gostermek ilginc olmus.. o bolumun son kısmı aslında acıklıyor soylenmek isteneni de, akılda ilk bırakılan izlenim farklı oluyor okuyunca.. galatasaray turkiye'dir denirken anlatılmak istenen cok farklı, yani biz bu ulkede tekiz bizim istedigimiz olacak turunden bir acıklama degil bu yapılanlar..

bir de su teknik direktor hadisesi var iste.. galatasaray'ın fenerbahce'nin kactıgı yone dogru kayması.. uzun zamandır son iki yılda bunlar basımıza geliyor ki bu sezon ve gecen sezonu ayrı ayrı ele almak lazım.. gecen sezon yıldız futbolcu edasıyla deplasman secip gidip-gitmeyen feldkamp'ın son 6 haftadan cok daha once yollanması lazımdı ki zorla istifa ettirildi.. bu sezon da skibbe ile olmayacagı eylul ayında belliyken gereksiz bir sekilde bu zamana kadar geldik.. ornek vermek gerekirse fenerbahce'nin de aragones inadını anlayamıyorum.. sistemi olmuyor, oturtacak, oturuyor, simdi oluyor diye diye 21 hafta gecti.. inatla neden gorev basında bu adam bilmiyorum.. keske fenerbahce de sezonun ortasında hocasını yollasa bu sezon, gereken sey bu cunku.. zico'nun gonderilmesi bence fenerbahce'nin de bahsi gecen yoldan/dusunceden hala kopamadıgının gostergesidir.. ligi yukarıdan kopmadan goturmus, son hafta formalite macını kaybetmese sampiyonlugu 3 puanla kacırmıs bir fenerbahce vardı ortada.. avrupa ise belki bir daha tarihte rastlanamayacak basarılarla dolmustu kulup icin.. ama ne oldu, zico gitti.. yani fenerbahce'nin sırf sezon ortası hoca degistirmedi diye bu teknik anlamdaki kotu dusunceden kurtuldugunu ve o yone kayanın galatasaray oldugunu soylemek biraz haksızlıga dogru yol acıyor.. gerci iki takımın mantıgı da aynı kapıya cıkıyor orası ayrı.. her sene sampiyon olmak zorunda olmadıklarını ogrendikleri vakit boyle uzun uzun analizlere girmeyip sadece saf ve temiz bir futbolu konusacagız insallah gunun birinde..

27 Şubat 2009 15:48  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@franchi

İslam Çupi'nin lafını ben istikrarsız, anlık yaşayan, bedel ödeten bir kaos düzeni olarak yorumluyorum.

Sadece bu pencereden baktım, başka birşey düşünmedim.

Dolayısıyla kötü ve beğenmediğim bir alışkanlığın Galatasaray tarafından benimseniyor gözükmesine bir Fenerbahçeli yani rakip takım taraftarı olarak sevinebilirim belki ama bununla övünmem. Övünülecek birşey değil bu. Bu yapıyla MEtin Oktay'ı küllerinden çağır birşey olacağını sanmıyorum. Hastalık gibidir bu.

Bülent'e de 1,5 senelik sözleşme verildi. 1 de o opsiyon zırvası. Ben şahsen iktidar erki yüksek olan Bülent ile Adnanların anlaşabileceğini sanmıyorum. Zaman gösterecek elbette.

Aragones konusunda en çok ben istiyorum gitmesini ama inan esas sorun Aragones filan değil. Gitse ulaşılabilecek hedefler kurtarılabilirdi belki ama... Aması var.

Bu tür değişiklik ve akabinde gelen abuk sabuk transferlerle kaç yaparken çok göz çıkardı Fenerbahçe. Böyle düşününce de en azından sezon sonu gitsin, daha doğru biri gelsin de diğer sezonları heba etmeyelim diye düşünmeden edemiyorum.

28 Şubat 2009 11:55  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa