2 Nisan 2009 Perşembe

2012'de Hatırlatırız



Bakmayın siz Fatih Terim'in her basın toplantısında puan kaybedilen maçları sıralayıp, ardından "o ana kadar hiç pozisyon vermemişken gol yedik ( Belçika - Bosna - İspanya ) bir sürü pozisyona girmişken atamadık ( Estonya - Belçika - İspanya ), atsak farklı olurdu " ezberine. Olay oynamadan kazanma şansımızın 2010 yolunda tutmayışından ibarettir. Euro 2008'de o istihkakı tükettik, zaman Murphy kanunları zamanı. Şu bir gerçek ki 1-2 son torba takımını çıkarırsak her rakibimiz bize göre sahada daha kollektif, daha organize ve daha yardımlaşan bir görüntü çiziyor. Biz ise organizasyondan uzak, tam bir karambol takımıyız. Anlık parlamalarla 4-5 pas üstüste yaparsak ne ala, yapamazsak yandı gülüm keten helva.

Bu 5-6 maçlık ömrü olan turnuvalarda çok da sorun olmuyor. Bir şekilde koçumla, evladımla hallediyoruz, hatta Euro 2008'de olduğu gibi neredeyse final kapısından dönüyoruz ama 10 - 12 maç süren eleme gruplarında hep fıtık oluyoruz. Tesadüf değil. Bunu çözecek kişinin bu takıma hiçbirşey veremediğinin işareti. Hatta Nihat gibi bencil ve eli kolu oynayan artistleri takımda tutması, Batuhan gibi şımarık oğlanları kurtarıcı diye oyuna alması; üstüne de Arda ve Semih gibi faydalı ve başarılı adamları oyundan almasıyla çok da şey götürüyor. En basitinden benim kendimi zaman zaman bu takıma uzak hissetmemi sağlayan o imajı hortlatıyor. Bunu böyle hisseden çok insan var ama o hislere tercüman olacak babayiğit gazeteci pek yok. Belki Oray Eğin ve Cem Dizdar. İbrahim Altınsay'ı gazeteci saymıyorum.

Olan da gene Avrupa basınına oldu bu arada. Şimdi gene kafa patlatacaklar nasıl bir ülkedir ki bu tarihindeki en iyi uluslararası turnuva derecelerini kazanıp bir sonrakine katılamayacak kadar kötü oluyorlar diye. Merak etmesinler 2012'de kendimizi hatırlatmaya geleceğiz. Yazacak çok şeyim var da HIMYM'ye salayım kendimi. Bekle beni Barney...

Etiketler:

3 Yorum:

Blogger Turgay Keskin dedi ki...

''Euro 2008'de olduğu gibi neredeyse final kapısından dönüyoruz ama 10 - 12 maç süren eleme gruplarında hep fıtık oluyoruz. Tesadüf değil. Bunu çözecek kişinin bu takıma hiçbirşey veremediğinin işareti.''

Bu kadar basit. Basın toplantısı yapılıyor ama herkesin sorduğu sorular aynı; Fatih Terim'e soru sormak cesaret ister çünkü. Ama hala oyun kurma işini stoperlere yıkan Emre Belözoğlu'na umut bağlayan bir teknik adam var başımızda. Şenol Güneş veya Ersun Yanal şu mağlubiyetleri alsa ''Ama İspanya dünyanın en iyi takımı'' diye bahaneler sıralar mıydık? Hiç zannetmiyorum..

2 Nisan 2009 01:02  
Blogger ziggytheking dedi ki...

Evet müdür bu ülkede İbrahim Altınsay'ı diğer gastecilerle -(gazeteci) değil- aynı kefeye koymak en basit tabiriyle hata olur. O'na daha değişik bir sıfat bulmalıyız. Zaten bugünkü yazısında gaz temalı reklamlara dokundurdu, haftaya da Terime'e dokundurur anlyananın anlayacağı kadarıyla!

2 Nisan 2009 01:34  
Blogger varol döken dedi ki...

valla dün benim statta yaşadığım hayal kırıklığını, türk insanı ve hayata bakış açısı hakkında bir kez daha yanılmayışımı numaralı tribünde benimle beraber bağıran tek adam olan hollandalı arkadaşımla kafa çekişim bile kurtaramadıysa himym biraz hafif gelir!

george costanza türk milli takımının başına! göster aslında hayatımızın ve futbolumuzun ne kadar pathetic olduğunu!

2 Nisan 2009 13:48  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa