9 Ağustos 2009 Pazar

Die Meister, Die Besten, Die Große...



Yayın şahane, stadlar şık ve modern, tribünler dolu ve hep oyunun içinde. Tempo daha da yükselmiş, neredeyse EPL seviyesinde. Yurtdışından gelenlerle oyuna teknik kalite ve zarafet de eklenmiş. Açılış töreni mükemmel. Geçen sene de favori ligimdi ama bu sene daha bir başka Bundesliga. Eğer ligin dış sermayaye ve tamamen şirketleşmeye kapalı % 51-49 yapısı olmasa çok kısa sürede Avrupa'nın 1. ligi olacak kapasiteye sahip Bundesliga. Wolfsburg - Stuttgart ve Hoffenheim - Bayern maçları çok keyifliydi. Geçen sene herkesin sempatisini kazanan Hoffenheim benim de favorim. Geçen seneden bu yana oluşan farklılıklara ve Bayern ile yaptıkları maçın detaylarına inelim.

Geçen sezon Ibisevic'in sakatlığının ardından hücumdaki akıcılık kaybedilmiş, zayıf takım savunması ve sertliği sebebiyle de serbest düşüşe geçilerek lig 7. sırada bitirilmişti. Devreyi şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi umuduyla giren takım UEFA Avrupa Ligi vizesi dahi alamamıştı. Ralf Ragnick bu sene dersini almış, işleri sıkı tutuyor.

Kale sorunu geçen sene Hildebrand ile çözülmüştü. Savunma tandeminde de Compper'in yanına tecrübeli Hırvat Josip Simunic eklenmiş. Tobias Weis ve Salihovic orta üçlünün hali hazırda vazgeçilmezleri. Gana'dan alınan ve hem savunmanın önünde önlibero olarak hem de gerektiğinde stoper oynayabilecek fizik, teknik ve sertliğe sahip Isaac Vorsah ile ortasahanın direnci ve fizik kalitesi arttırılmış. Arjantin'den alınan Franco Zuculini, Brezilya'dan alınan Maicosuel, ve altyapı ürünü Boris Vukcevic ile de rotasyon genişletilmiş. Hepsi de devamlılığı olan, güçlü ve teknik becerisi olan oyuncular. Geçen sene burada Selim Teber, Luis Gustavo ve zaman zaman Carlos Eduardo oynuyordu. Büyük fark var arada.



Ibisevic'in geri dönüşü, Demba Ba'nın yokluğunda Carlos Eduardo'nun forvet üçlüsüne kayması ve canavar Obasi ile sürekli tempo yapabilecek nefese ve kaliteye sahip bir takım olmuş Hoffenheim. Bu yapı, başta Milan maçı olmak üzere hazırlık maçlarındaki temposuyla umut veren Bayern Münih'i ilk devre sahadan sildi. İnanılmaz bir enerji, çabukluk ve hızla hücum etti Hoffenheim. Maçın sonunda Bayern ortasahasının ortasında Van Bommel'in adelesini attıracak kadar inanılmaz. Salihovic ve Carlos Eduardo'nun driplinglerini de sürekli faulle kesmek zorunda kaldı Bayern. Dengeyi bozan ise hakem oldu. Önce Hoffe'nin nizami golünü vermedi, peşinden de hazırlanışında bence Olic'in faul yaptığı pozisyonu atladı ve Hoffenheim üstün olduğu oyunda 1-0 geriye düştü. Tipik ballı badem Bayern ama yine de maviler hız kesmediler. Önemli pozisyonlar ürettiler. Obasi'nin devre sonunda attığı gol hem hazırlanış hem de bitiriş açısında 1. sınıf bir gol.

İkinci devre Bayern'in 4-1-2-1-2 dizilişi daha iyi işlemeye başladı. Baumjohann'ın arkasındaki Schweinsteiger - Van Bommel - Hamit üçlüsü daha iyi pas yaptılar. Arkadan gelen Pranjic ve Lahm ile de oyunda bir süre baskındılar. Bu dönemde Olic'in hareketliliği sayesinde 30 milyonluk Gomez önemli boşluklar buldu ama berbat ve etkisiz tercihler yaptı İspanyol asıllı Alman santrfor. Louis Van Gaal maçtan sonra "bu profesyonelce değil" diyerek göndermesini de yaptı Gomez'e. Hoffenheim'ın atakları ise Baumjohann'ın ürkek oyunun doğal neticesi olan top kayıplarıyla başladı bu devre. Louis Van Gaal'in Thomas Müller'i bu kadar öne çıkardıktan sonra Baumjohann'ı tercih etmesini anlamadım. En azından Sosa ile başlayıp topu Hoffenheim sahasında daha fazla tutabilirlerdi.

Ragnick gittikçe düşen ortasahasını önce Weis yerine Vukcevic'i, 5 dakika sonra da forvetten Ibisevic'i alıp Maicosuel'i oyuna dahil ederek güçlendirdi. Bayern'in etkisini ve baskısını kırdı bu değişiklikler. Oyun tekrar tempo kazansa da birkaç karambol dışında pozisyon olmadı. Yine de keyifli ve kalitesi yüksek bir maçtı. Carlos Eduardo ve Obasi bana göre maçın yıldızıydı. Van Gaal doğumgününde üzüldü. Bayern şampiyon olur mu bilemiyorum ama Kahn'ı dinleyip kaleci almalılar. Bu Hoffenheim da ilk 4 için oynar kesinlikle. Wolfsburg, Schalke, Dortmund ve Hertha beklentileri karşılayıp galip gelenlerden. Haftanın sürprizini ise Michael Skibbe ve Eintracht Frankfurt yaptı. Deplasmanda Werder Bremen'i 3-2 yendiler. Özil'in de güzel bir golü var maçta. Takımı kazanamayan ama golle buluşan bir başka Türk de Eren Derdiyok. İlk lig maçında ağları bulmak büyük bir moral.

Etiketler:

8 Yorum:

Blogger SWG dedi ki...

Hoffenheim maçını ben de seyrettim ama sesi kısmadığıma pişman oldum. Spiker abimiz her kararı yanlış aktarım sonrasında kıvırmaya çalıştı. Oyunculardan Olic'i dahi tanımayıp, top ayağına ilk geldiğinde kendisine Otic diye hitap etti. TRT Bundesliga'yı alıp iyi iş yaptı fakat Yalçın Çetin haricinde bu işi hakkıyla yapabilecek spikerleri yok maalesef. Ayrıca TRT'nin görüntü kalitesi de diğer özel kanalların gerisinde hala, TRT3'de bu daha da kötü.

İşin hakkını veremeyeceklerse bıraksalar da NTVSpor alsaydı keşke. LaLiga ve BundesLiga harika olurdu...

9 Ağustos 2009 14:58  
Blogger Burak Şahin dedi ki...

Okay Karacan trt de değilmi şu anda.

Tamam Bu kuruma formula1 için gelmiş olabilir ama bunesligayı onun anlatımıyla dinleme zevknden mahrum etmeseler bizi

9 Ağustos 2009 15:08  
Blogger Bolat dedi ki...

Hocam siz karistirdiniz mi acaba?

Özil'in bir golü var Frankfurt'a karsi ama, penaltidan...

Güzel bir golden kastiniz o mu?

9 Ağustos 2009 16:17  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Bolat

Karıştırmadım.

Penaltıyı bütün olarak düşünmek lazım. Özil kendi yaptırdı penaltıyı. Çok şık bir çalım sonrasında üstelik. Vuruş da güzeldi.

9 Ağustos 2009 16:20  
Blogger Erdem dedi ki...

Almanya'da geçen senede çok üst düzey maçlar oynanıyordu. En azından İtalya ve Fransa'dan çok daha üst düzey bir futbol var. Bu senede güzel olacaktır eminim de;

TRT'den maçı normal uydudan izleyebilmenin bir yolu var mıdır? şifre giriyor da.

9 Ağustos 2009 21:42  
Blogger rıza yaşar dedi ki...

Alper Öcal,

yayınlar şahane demişsiniz, acaba farklı bir kanaldan mı izleme şansnız var acaba(yurtdışından) zira TRT'nin görüntü kalitesi çok bozuk yayınlarda. Cuma'dan pazar'a 4 maçta da göz ucuyla baktım ve hepsinde görüntü kalitesi yetersizdi. Nredeyse futbolcuların forma numarası bile okunamayacak derecede flu idi yayınları. Acaba dedim digitürk ya da teledünyada (bir odada birisi diğer odada diğeri var) TRT'nin yayın kalitesi mi bozuk. Ancak logolar çok net. Bu durumda TRT'nin aldığı yayın kaynağının çok kötü olduğu ortaya çıkıyor.

Bilgi verirseniz sevinirim.

Teşekkürler,

10 Ağustos 2009 11:28  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Rıza Yaşar

Bir maçı Alman kanalından diğer maçı TRT'den, D-Smart HD receiver üzerinden izledim.

Fark göremedim. Gayet iyiydi yayın bende. Sadece görüntü değil kamera açıları, pozisyon tekrarları vs...

10 Ağustos 2009 12:30  
Blogger Borges dedi ki...

Alper: Su mac beni yakandir. Skibbe'nin Frankfurt'una verdim. Babamla beraberim, bahis, 13 filan oynuyoruz.. 7,5 oran. Hepsini bildik, Bayern-Hoffenheim'a 1-2 oynadim. Yani herhangi birisi yense su tatilim bedavaya geliyordu ;) Keza bu hafta 13'ü bilen cikmaz, ayni sekilde chelsea-Man U ve Bayern Hoffenheim maclari nedeniyle 11'de kaldim. Olacak is degil, iki mac ikisine de 1-2 oynuyorsun ikisi de berabere. Nerden soktular chelsea man u macini alman 13'ün icerisine bilemedim..

ne alaka diyeceksin ama insan öyle sinir oluyor, kusasi geliyor her yere ;)

10 Ağustos 2009 14:10  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa