6 Eylül 2009 Pazar

Arjantin 1- 3 Brezilya



Futbol ve Arjantin iki doğal çağrışım. Kazanmadık kupa bırakmamış ve her ülkeye futbollarıyla kafa tutan bir milli takımları var. Dünya çapında başarılar kazanmış marka kulüpleri ve onlarca uluslararası şöhrete sahip ve Avrupa'ya daha iyi uyum sağlayan futbolcuları var. Tribünleri de parmakla gösterilir ama Arjantin futbolu dendiği zaman aklıma yetenek ve mücadeleden başka bir şey gelmiyor. O yetenek ve mücadeleyi sistem içinde eğiten bir yapı kurulamamış. Ekol olunamamış. Menotti ve Bilardo ile vakti zamanında tarz sahibi olmuşlar ama şablon sahibi olmamışlar. O yüzden sürünüyorlar. Eskiden Maradona gibi olağanüstü bir yetenek ile yürünmüş ama artık bunlar kar etmiyor. Messi, Agüero, Tevez gibi inanılmaz yeteneklerin; Zanetti ve Veron gibi iki liderin olduğu takım hiçbirşey oynayamıyor zira şablon yok.

Sözüm ona Brezilya doğaçlama oynar. Rahatlardır ve şablona yatkın değillerdir ama 1970 ve 1994 Dünya Kupaları ile iki büyük taktiksel trendin öncüsü olmuşlardır. Arjantin'in Avrupa'da saygınlığı olan teknik adamlarına rağmen böyle bir geçmişi yok. Bırakın trend yaratmayı kendi ekollerini bile oluşturamadılar. Jose Pekerman döneminde bu yolda önemli adımlar atılıyordu aslında ama Maradona ile başka bir yola girdiler. Avrupalı hocalar Türkiye'deki "elimde sihirli değnek yok" göndermesini David Copperfield ile yaparlar. Maradona'nın böyle deme lüksü de yok. Tanrı'nın eline sahip, reddetse de muamele öyle. Hemen başarı isteniyor. Çıkan kadroyu sahaya dizememek de şaşırtıcı olmuyor haliyle.

Baktığınızda baklavalı bir 4-4-2 oynamak derdindeler. En ileride Tevez ve Messi. Forvet arkası Veron, önlibero Mascherano. Güzel, ama sağ iç ve sol iç Datolo ile Maxi Rodriguez. Zico'nun ilk Fenerbahçe günlerindeki Tümer ve Mehmet Yozgatlı canlandı birden gözümün önünde. Açık gibi oynadı bu iki oyuncu sürekli. Mascherano ne akdar küfrettiyse azdır, kırmızı kart görmemesi gerçek bir mucize. Üstüne sol bekte de Heinze stoperi üçledi. Asimetrik, çorba gibi bir takım oldu Arjantin. Bireysel parlamalar dışında birşey üretemediler. İkinci devre Maxi Rodriguez yerine giren Sergio 'Kun' Agüero ile 4-3-3'e evrildiler bir nebze ama Milito - Tevez değişikliğine kadar onun da hakkını veremediler. Ahmet Çakar gibi sesleneyim.



Ey Maradona;

Bu takım 4-3-3 oynar. İleri üçlüsü Agüero - Milito - Messi; orta üçlüsü sağlamken Gago - Mascherano - Lucho olur. Hazırlık maçlarında Otamendi - Dominguez ile tandem denemeleri yaparsın ama ciddi maçlarda ayakları kopmadıysa şayet Samuel - Burdisso - Demichelis - Coloccini dörtlüsünden ikisini sürersin sahaya. Aksi halde evinde paspas olursun. Bırak şu tişörtün hakkını vermeyi neredeyse Güney Afrika'nın yüzünü göremeyecek takım. Taktik diye ileride pres yapın, rakip çıkarken indirin demeyi en kötüsünden Mesut Bakkal da biliyor ayrıca. Dunga'nın biraz burnu sürtülsün diyordum; ama Amerikan futbolundaki kicker misali duran top kontenjanından sahaya sürülen ve oyunun içinde hiç gözükmeyen Elano'nun iki klas kesmesi yetti koskoca Arjantin'i dağıtmaya. Cücük kadar takım Arjantin, biraz boy takviyesi şart. Andre Santos da vasatın üstündeydi. Topuk yapmak yerine önü açıkken vursaydı unutulmaz olabilir ve değerini katlayabilirdi. Stoper Luisao ise maçın yıldızıydı. Yatacak yerin yok Maradona.

Dunga ise dersine iyi çalışmış. Carlos Alberto Parreira'dan iyi feyz almış zamanında. Klasmandaki durumdan ötürü oyunu domine etmek gibi bir zorunlulukları yoktu zaten. İpleri de Arjantin'in eline verdiler. Takım halinde topun gerisinde durarak, sabırlı, sağlam, zaman zaman 4-2-3-1'e dönen klasik 4-4-2'lerini oynadılar. Kapılan toplarda dripling yeteneği yüksek oyuncularla çabuk çıkmaya çalıştılar. Duran topla öne geçtikten sonra bolca bu türden fırsat da yakaladılar ama laubaliliklerinden son hareketi yapamadılar. Neyseki Kaka gibi bir topçu var sahada. Robinho gibi şebeklik değil işini yapıyor. Luis Fabiano'ya pası enfesti, o gol vuruşu da PES oyunununda o kadar rahat yapılmaz. Güle oynaya kazandılar.

Maç umduğum gibi değildi, vasatın bile altında diyebilirim hatta. Oysa sürekli çemkirdiğim Datolo'nun çataldaki ağları alması seyirlikti.
Brezilya bu galibiyetle 2010'u garantiledi. Maradona'nın şansı ise devam ediyor. Uruguay deplasmanda Peru'ya yenildi, keza Ekvador da Kolombiya'ya. Dört ayak üstüne düşüp 4.lük klasmanlarını korumaktalar hala ama işleri zor. Uruguay ve Paraguay deplasmanlarına gidecekler. İçerideki tek maç Peru ile. Aşağıdaki pankart da gecenin, hatta elemelerin Arjantin adına özetidir.



Argentina ( 1 ) : Mariano Andújar; Javier Zanetti, Nicolás Otamendi, Sebastián Domínguez, Gabriel Heinze; Maxi Rodríguez (m.46, Sergio Agüero), Javier Mascherano, Juan Sebastián Verón, Jesús Dátolo; Lionel Messi y Carlos Tevez (m.68, Diego Milito).

Brasil ( 3 ) : Julio César; Maicon, Lúcio, Luisao, André Santos; Elano (m.68, Daniel Alvez), Gilberto Silva, Felipe Melo; Kaká; Robinho (m.68, Ramíres) y Luis Fabiano (m.77, Adriano).

Goles: 0-1, m.24: Luisao. 0-2, m.31: Luis Fabiano. 1-2, m.65: Dátolo, 1-3, m.66: Luis Fabiano.

Árbitro: Óscar Ruiz (COL), que amonestó a Lúcio, Kaká, Luis Fabiano, Verón, Ramíres

Etiketler: ,

24 Yorum:

Blogger csyasoo dedi ki...

Zevksiz bir maçtı.Yürüyerek maç yaprı adamlar:S

Bu arada senden bahsettiler Yenilsendeyensende'de Lambuja.Haberin vardır gerçi.

6 Eylül 2009 06:08  
Blogger Aycan dedi ki...

Pek haddime değil ama bir rica da bulunucam. Merak ettiğim bir konu var. Santos'un savunma becerileri.. Her tarafta Carlos +2'ye, Santos beke, Özer (ya da başka biri) önüne şeklinde fikirler var.

Zaten takım pek gol atmada ciddi sorun yaşamamış senelerdir. İnsanlar milli takımdaki yerinden ötürü Santos'u bek düşünebiliyorlar. Gökhan'a simetri oluşturabilir fikrindeler.

Olabilir, bilmiyorum. Bu maçı izlemedim ama bu vesile ile sormak istedim. Boş bir zamanınızda bu konudaki fikirlerinizi yazarsanız sanırm benim gibi bir çok Fenerbahçeli mutlu olacaktır.

saygılar.

6 Eylül 2009 13:56  
Blogger Dr.Lector dedi ki...

Arjantin GS gibi, Brezilya FB gibi görüntü verdi bana :)

Maçın devre arasında; ikinci yarı kontralarla maç 5'e gider, Datolo da Maradona'ya son kez sarılır diye düşünürken; ne zaman kontraya çıkılsa Robinho'nun laubaliliğine yakalanan ve Maicon, Andre başta olmak üzere diğer elemanların da sonuca etki etmeyen şuursuz şovları nedeniyle dizginlenen Brezilya hevesimi kursağımda bıraktı.

Her ne olursa olsun, tribün tabiriyle top ayağına yakışan adamlardan bu oyunu izlemesi bir başka keyif. O yüzden tüm transferler Brezilya'dan bundan sonra! :)

@Aycan

Bu maçtaki görüntüsü (milli takımdaki pozisyonu için söylüyorum) iyiydi bence. Kademe hatası yapar mı acaba diye düşünürken, geriye de iyi koştu ve interceptlerle birlikte iyi bir görüntü verdi. Maç boyunca ben de hep bunu düşündüm. Ama benim fikrim şu; ters ayaklı oyuncular: Solda Özer, Topuz vs. , sağda Gökhanın önünde Andre! Manyak ederler adamı!

6 Eylül 2009 14:32  
Blogger Schumy dedi ki...

Maradona istifa, Valencia' ya 2 kere Cl finali oynatan öz Arjantinli Hector Cuper göreve !!!

Maradona' dan cacık olmayacağını dünya alem biliyordu. O Datolo kimdir ya? Aguero'ya da kızını aldattı diye gitti kesik attı. Sağ kanatta ilk yarı etkili oynayan Maxi Rodriguez' i de oyundan çıkarması tamamen salaklıktı.

Elano' ya selam damara devam :)

6 Eylül 2009 14:35  
Blogger lesmiserable dedi ki...

Herşeyi geçtim. Arjantin ve Brezilya bu teknik adamlarla dünya kupasında ne yapar sizce?

6 Eylül 2009 17:36  
Blogger Saftrick dedi ki...

Diego,Pato,Ronaldinho yok,Robinho ilk 11de.Saçmalık...

6 Eylül 2009 20:13  
Blogger fabio luciano dedi ki...

bazı arkadaşlar da bekliyordu messi andre santos'u madara etsinde güzel bir dalga geçelim diye.

kabahat maradona'da.atacaksın messi'yi sağa verecek andre santos'a ayarı bak bakaılm bir daha alıyorlar mı milli takıma.

ama işte her zaman her istediğimiz olmuyor.

başka sefere artık.

6 Eylül 2009 20:26  
Blogger Kaan Eren dedi ki...

İkinci resimde ya dünya kupasına katılırız ya da Diego gider gibi bişeymi yazıyor?

6 Eylül 2009 22:14  
Blogger hebenneka dedi ki...

İlk paragraf, hele de ikinci paragrafın ilk cümlesiyle birleşince müthiş olmuş. Gerçekten de Brezilyalılara böyle bir yakıştırma vardır. Zannedersin adamlar kafalarına göre takılırlar, bireysel yeteneklerle başarılı olurlar. Oysa bence de öyle değildir. Kafadaki "Brezilyalı" ya da "Güney Amerikalı" imajına tam terstir bence futbola bakışları. Benim görebildiğim kadarı ile hep bir "sistem" işi olduğuna, parçaların doğru ve bütünlük içerisinde olması gerekliliğine inanmışlar. Anlaşılan Charles Miller temeli sağlam atmış :)

Zannedersem 1970 Dünya Kupası Finallerine neredeyse halk oyuyla seçilen ve futbol tarihinin en görkemli performanslarından birini, belki de birincisini ortaya koyan kadronun yarattığı bir izlenimdir o "doğaçlama" efsanesi.

424 ilk kez Brezilyalılar tarafından ortaya konmuş ve İsveç 1958 sonrasında tüm dünyaya model olmuştur. Ve sanıldığının aksine acaip ofansif bir diziliş değildir. Hatta teorisini yaratanlarrın kullandığı ifadeler iyi incelendiğinde "iyi savunma iyi hücumu sağlar" fikrinde temellendiği anlaşılacaktır(bir de bir Fransız Atasözü vardı teorinin temelinde kullanılan, "güçlü sıçramak istiyorsan bir ayağını geri atmalısın" gibi bir şeydi ama hatırlayamadım şimdi). Arkasından bir başka devrim, 433 de Brezilyalılar tarafından ortaya konmuştur ilk olarak 1962'de. Kanat savunucularının hücuma çıkışlarını başlatmışlardır. Ki günümüzün en cilalı dizilişidir 433.

Arjantin'deki sıkıntı ise benim anladığım kadarı ile temelde Arjantin Futbolu'na, azımsanamaz biçimde Uruguay Futbolu'na, hatta belki İtalyan Futbolu'na ve Platini-Zidane izleğinde Fransız Futbolu'na da damgasını vurmuş bir gelenekten geliyor: Ofansif santrahaf.

Çok detaylı konudur, "tavuk yumurta" meselesine kadar getirebilir :)

6 Eylül 2009 22:59  
Blogger SirEvo dedi ki...

@Saftrick
Diego'yu anlarım da, Ronaldinho ne alaka? Sürünüyor şu an, ayağında top tutmaktan aciz bir adam, ki zamanında en sevdiğim oyunculardan biriydi. Ama geçti gitti artık, öyle bir adam yok sayıyoruz, umarım Dunga da yok saymaya devam eder.
Pato iyi bir forvet ama Luis Fabiano varken ilk11 çıkmak yürek ister. :)
Kalitesini illaki gösteriyor her türlü.
Diego'ya kesiği de Elano attı sanırım. :) Gerçi Diego yedekler arasında var mıydı bilemiyorum..

Bu arada ben de bir şeyler karalamıştım sabah evden çıkmadan;
http://cineshoot.blogspot.com/2009/09/ad-yetti-3-1.html

6 Eylül 2009 23:36  
Blogger silent lucidity dedi ki...

"Ey Maradona" ve "Yatacak yerin yok Maradona" cumleleri ile hincal uluc-ahmet cakar arasi bir tat aldim yazidan. robinho topcu degil desen tam olacakmis:)

saka bir yana arjantin savunmasi faciaydi bu tandemle kupaya gitseler de 2002 deki fransa performansi goruruz bence buyuk hayal kirikligi olur. Hadi Burdisso sakat Samuel nerde? bence orta sahadaki veron tercihi de yanlisti taptigim bir oyuncudur ancak artik bu tip maclar icin yeterli seviyede oynayamadigini dusunuyorum. Maradona'ya tanri el verirse bu is olur ama tanri da adi Jesus olan adami(Datolo) oynattin diye torpil yapmaz bence.

6 Eylül 2009 23:41  
Blogger Bora-MAN dedi ki...

Arjantin ' i Galatasaray'a benzeten arkadaşa 5 hafta sonra tekrar düşünmesini tavsiye ediyorum.

Brezilya kazandıysa teknik ve bitirici adamları sayesinde kazandı.Sabaha kadar ağlasın Maradona şimdi.

Gerçi Arjantin'nin bayrağı değişir o adama yinede dokunamazlar ama artık napalım...

6 Eylül 2009 23:43  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

@Kaan Eren

Maradona ile yeniden şampiyonluklar düşlüyor o tişört.

7 Eylül 2009 00:13  
Blogger Schumy dedi ki...

@fabio luciano

Ödün koptu değil mi ?

Takip edenlere eklesene benim blogu, hergün tıklamaktan kurtulursun, bakarsın bu fanatik ne yazmış diye. Ben o yazıda da madara edecek demedim. Güzel bir çekişme olacak, Andre Santos atak bir oyuncu Messi karşısında zorlanabilir diye düşünüyordum. Ama dediğin gibi koymadı Santos' un karşısına ne yapalım ekmek çıkmadı bize. Zaten ben Arjantinli olduğum için maç yazısı yazmak bile istemedim sonuçtan sonra. SirEvo güzel yazmış, oku. Beşiktaşlı' dır o, yanlış anlaşılma olmasın. Sen de ne diyeceksen çık söyle. Schumy ne oldu taklaya geldin mi de. De de ona göre cevap vereyim, böyle kaçak güreşince cevap veremiyorum.

7 Eylül 2009 00:34  
Blogger fabio luciano dedi ki...

başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin.

sen de çık de ki kardeşim messi'yi koysun sağa andre santos'un önüne şöyle bir güzel dağıtsın biz de kafa bulalım.bunu beklemedim de bunu kastetmedim de.diyebilirmisin?

güzel çekişmeymiş,zorlanırmış.

7 Eylül 2009 01:00  
Blogger Siempre dedi ki...

Maçı Maradona'nın yüzü hürmetine Arjantin'i tutarak izledim ama maalesef Arjantin'in bu sisteminde Messi bile kaybolup gidiyor. Bir kere Tevez tercihi inanılmaz yanlıştı. Kenarda Aguerro oturtulmaz ev sahibi olduğun bir maçta. Hadi onu oynatmıyorsun bari Milito'yu oynat. Tam bir kaostu Arjantin'in futbolu. Brezilya iyi mi oynadı? Bence hayır. Brezilya sadece normal futbolunu oynadı.

7 Eylül 2009 01:58  
Blogger Schumy dedi ki...

Sen eğer benim yazdığımın gerçekleşmeyeceğini bir an bile aklından geçirmiş olsaydın, yani gerçekten Messi' nin karşısında Andre Santos' un sağlam durup onu kilitleyeceğini düşünseydin gelir benim bloga yorum yazardın. Senin bile aklına gelmişken benim aklıma gelmemesi garip olurdu.

Ama gözün aydın işte olmadı, oynatmadı sağ kanatta. Çük kadar boyu olan adamlarla kanatlara inmek gibi bir salaklığa girmedi Maradona. Gerçi işe yaramadı hiçbir türlü ama öngürlen taktik sahada yoktu.

İyiki de olmadı, Andre Santos' un sol bek oynayabileceği düşünülüyor bu sayede. Keita' nın karşısına gelir umarım bir şekilde. O zaman kim başkası kim kendisi olacak belli olur.

7 Eylül 2009 02:57  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

Derbiye 6 hafta var, o zaman belli olur herşey. Şu postu yoruma kapattırmayın.

7 Eylül 2009 03:09  
Blogger hebenneka dedi ki...

@ Schumy

Sarkık Forvet ya da Taç Çizgisi'ne gelip yorum yazmayacağım. Yeterince tatmin edici oldu mu? Yeterli reklamı yaptım mı?

Yeter be, öldürüyorsunuz resmen. Yaz beni de kimsenin iplemeyeceği, Türkçe'nin bilinmediği o kara listene...

7 Eylül 2009 03:35  
Blogger hebenneka dedi ki...

Bir de "Arjantin Bifteği"nin hastasıyım. Hiç bir etten o tadı alamadım kendi yaptığım "çiköfte"lerin dışında. Benim "çiköfte" de doğru olmayabilir, orda verdiğin emeğin geri dönüşünün yarattığı bir yanılsama olabilir. Ama Arjantin'in bifteği bir başka sevilesidir. Bize de eşi Yunanlı bir Lübnan'lı sunmuştu sonuçta. Güzeldir Arjantin bifteği, adamın ağzından başka sular aktırır...

7 Eylül 2009 03:45  
Blogger Alper Öcal dedi ki...

Çiköfte ustası 2 oldu yani. Birgün kısmet olur inşallah. BT de gelsin, ombudsman olsun :)

7 Eylül 2009 03:51  
Blogger Siempre dedi ki...

Bir dakika Alper burada Urfalı var. Çiğköfte obsudmanı ben olurum ancak :)

7 Eylül 2009 03:55  
Blogger varol döken dedi ki...

önce eylül sonrası bir balık ustası olun, gerisine bakarız:)

7 Eylül 2009 15:07  
Blogger Dr.Lector dedi ki...

@Bora-MAN

''Brezilya kazandıysa teknik ve bitirici adamları sayesinde kazandı.''

Tamam işte ben de böyle düşünüyorum. Senin tespitinle daha bi benzediler benim benzettiklerime :)

7 Eylül 2009 22:18  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa