21 Ekim 2009 Çarşamba

Pame Thryle, Pame Zico



Olympiakos haftasonu Asteras'ın sezonun en iyi futboluyla 3-0 ile geçmiş ve PAO'nun deplasmanda aldığı sürpriz Kavala beraberliğiyle Yunanistan Süper Ligi'nde liderliğe oturmuştu. O moralle Standard Liege karşısına çıktılar Karaiskakis'de. Zico takımın en formda iki oyuncusu Diogo ve Torosidis'în sakatlıklarından dolayı oynamadığı maçta geldiğinden beri oynattığı 4-3-3 dizilişinden vazgeçip Fenerbahçe'de başarılı olduğu 4-4-1-1 ile oynattı takımını. Hücum hattında tek santrfor Mitroglou'ya kanatlardan Galletti ve Zairi, ortasahadan ise Maresca'nın destek vereceği bir düzenle yayıldılar sahaya. Maresca'nın ardında, orta göbekte Dudu ve Oscar yer aldılar. Maresca ve Galletti'nin sakatlıktan yeni çıkmış olmasının yanı sıra, bu sene Zico yönetiminde bu oyuncuların birlikteliğinde ilk kez bu şablonda oynayacaklardı. Hücumda fark yaratabilen Torosidis - Diogo - Derbyshire gibi oyuncuların yokluğu, ve Liege'in Bölöni ile yerleşen pas oyunu ve iyi alan savunmasını da ekleyince Olympiakos'un gol bulmak bir yana oyunda hakimiyet kurmasını dahi zor görüyordum. Öyle olmadı.

Thyrlos hem iyi paslaştı, hem de topa daha fazla sahip olarak oyunu domine eden taraftı. Rakip Standard Liege'i Mbokani ve De Camargo'nun kontrataklarına mahkum edip, bilhassa solda Zairi, sağda Galletti'nin yaratıcılığı ile gol girişimlerine bulundular. Üretkenlik sağlayamadılar gerçi, ama uzaktan şutlar ve kornerlerle Sinan Bolat'ı abluka altına aldılar. Maç boyunca attığı 10 kornerin 5 tanesini ilk 15 dakika kullandı Olympiakos. Mellberg pek çoğuna çıkıp vurdu ama çerçeveyi 1 kez bulabildi. O vuruş da etkisizdi. 24. dakikada Galletti'nin attığı nefis şut direkten döndü. 36'daki ikinci denemesi de isabetsizdi. Hemen ardından gelişen Liege atağında Jovanovic araya oynadı, De Camargo kapattığı köşeden Nikopolidis'i avlayarak Liege'i 1-0 öne geçirdi. Maçtan önce Gate 7 ile dalaşan 700 Liege taraftarı üst baş çıkarıp kendilerinden geçtiler. Belçikalılar golün verdiği moralsizlikle gardı düşen Thyrlos kalesini 5 dakika boyunca etkili yoklasa da, 43. dakikada Galletti'nin kullandığı serbest vuruşta Mitroglou'nun kafa golüne engel olamadılar. Golün dakikası çok önemliydi.

Devrede bilhassa sezon başından beri her maçta ilk 11 başlayan ve 90 dakika oyunda kalarak yorgunluğu gitgide belirginleşen Dudu'yu çıkarmasını, zayıflayan göbeği güçlendirmesini bekliyordum Zico'nun ama ikinci devreye de aynı kadroyla başladı. Oyun ilk yarıdaki görüntüyle devam ederken, 70. dakikada maçın kırılma anı gerçekleşti. Jovanovic'in topu direkten döndü. Zico oyuna müdahale etti. Gruptan çıkması için galip gelmesi şart olan maçta, bir kanat forvet olan Zairi'yi çıkarıp ortasahanın ortasına 34 yaşındaki Stoltidis'i aldı. Değişiklik sonuç verdi. Olympiakos bu son 20 dakikada Liege'den önemli bir kontra yemediği gibi hücumda da baskıyı arttırdı. Ne var ki Sinan Bolat'ı geçemediler. Bu bölümde 5 kurtarış yaptı Türk kaleci ama 90+3. dakikada gelen gole mani olamadı. Galletti'nin kornerden kestiği top Dudu'dan sekip havalandı, boşta kalan topa Stoltidis kafayı vurarak golü attı. 2-1 kazandılar. Maçın kahramanı hem attığı gol, hem de 10 ay süren sakatlığın ardından yaptığı dönüşle Stoltidis ama adamı Maresca. Muazzam oynadı. Gilberto Silva ile birlikte Türk takımlarında farkedilmemiş olmaları üzücü.



Geriden gelerek alınan zafer, oynanan oyun Olympiakos için sevindirici. Aslın önemli olan ise hem oyun hem de anlayış olarak Ketsbaia ile incinen büyük takım karakterinin iyileşiyor olması. Zico yavaş yavaş felsefesini yerleştiriyor, hem de kazanarak. Olympiakos'un yolu artık gruptan çıkmak için açık. Alkmaar'a deplasmanda yenilmemek turun anahtarı. Aksi takdirde içeride Arsenal'i ya da dışarıda Liege'i yenmeleri lazım stres yaşamamak için. Zico'nun Şampiyonlar Ligi serisi de devam ediyor bu arada. Şampiyonlar Ligi kariyerindeki 6. iç saha maçındaki 6. galibiyet bu Zico'nun. Ligde de içeride dışarıda tüm maçlarını kazandılar. Pame Thyrle, Pame Zico...

Etiketler:

6 Yorum:

Blogger mondo trasho dedi ki...

karaiskaki çok güzel bir stad.
atina'ya giittiğimde akrapol'den çok orayı görmek istemiştim.
o stattan ve atmosferden çıkmak hakikaten zor.

zico bu yıl da en az gruplardan çıkabilme başarısını gösterecek oly'ye.
soğuk rusya sonrası eski konstantinapolis'e benzer bir futbol iklimi olan atina'ya gitmesi ona yaradı.
iyi gidiyorlar. maçı izleyemedim ama son dakika çılgınlığı da o statın ateşine daha da odun atmıştır.

lincoln'ü alacaktı bunlar sezon başında güya.
zico ile buluşsa nazlı cassio burada iş yapardı.
aklıma geliverdi bir de bu; godot misali, "elano'yu beklerken"

21 Ekim 2009 09:56  
Blogger Arkhe dedi ki...

Çok özledim yaw..

21 Ekim 2009 10:13  
Blogger peralta dedi ki...

dün beni en çok sevindiren sonuçtu. umarım devamı gelir.

bir de sanırım 2002 yazında dünya kupasının ardından gilberto silva için ciddi bir girişimi olmuştu fenerbahce'nin. tabi zamanlaması yanlıştı. dünya şampiyonu takımın önliberosunu transfer edememiştik haliyle.

21 Ekim 2009 12:27  
Blogger varol döken dedi ki...

baba, babacığım...

21 Ekim 2009 14:22  
Blogger arttvendelay dedi ki...

biz de hala capsiz daum'la uefa'da gruptan cikmaya kasalim...

21 Ekim 2009 18:45  
Blogger fabio luciano dedi ki...

daha önce de demiştim tekrar söylüyorum.olympiakos zico'nun felsefesine cuk oturan bir takım.uçuşa o yüzden fenerbahçe'den daha çabuk geçti olympiakos ile.

hakettiğimiz başarıyı avrupa'da zico ile yakalayacağımıza yürekten inanıyorum.

insanın sevdiği adamların sevidiği takımlarda oynaması hoca olması ne kadar güzel bir duygu alper abi:)

21 Ekim 2009 19:02  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa