20 Ocak 2010 Çarşamba

La Boca'da Vefa


"Aşkımız renklere sizlere değil" diye bir tezahürat vardır. Benim için doğrudur. Sarı ve mavi tonlarının buluştuğu takımlar bana hep sempatik gelmiştir. Fenerbahçe, Brezilya, Boca Juniors gibi. Fenerbahçe'nin sarı beyazdan sarı laciverte dönüşünün arkasındaki hikayede ilgi çekici bir taraf yok. Brezilya 1950 yılına kadar tercih ettiği beyaz formayı, evinde Uruguay'a yenilip Dünya Kupası'nı kaybedince terketmiş. Ve ülkenin bayrağındaki sarı-mavi-yeşil renkleri kullanmaya başlamış.


Boca Juniors'un hikayesi ise çok ilginç. Kulübün ilk forması pembe. Daha sonra kulübün kurucularından olan Farenga biraderler kız kardeşleri Manuela'dan yeni bir tasarım istiyorlar. Beyaz zemin üzerine üç siyah şeritli forma yapıyor Manuela. Yine de herkes memnun olmuyor elbette. Düz ve açık mavi bir formaya dönüş yapıyorlar. Fakat bu kez de, çok benzer bir forma kullanan Nottingham de Almagro isimli bir kulüple ihtilafa düşüyorlar. O zamanlar ikinci forma diye birşey yok. Çareyi forma rengine maç yapmakta buluyorlar. Boca maçı kaybedince, mecburen siyah beyaza geri dönüyor ama içlerine sinmiyor. Yeniden renk seçmek için tartışıyorlar. Yine anlaşamayınca, John Brichetto isimli bir dahi ortaya bir fikir atıyor. Limana gidip, geçen ilk geminin bandırasındaki renkleri almayı öneriyor. Hem fikir olunuyor ve ahali gemi nöbetine başlıyor. Piyango İsveç bandıralı Drottning Sophia isimli ticari gemiye vuruyor. O gemi sayesinde bugünkü renklerine kavuşuyor Boca.

Boca Juniors kulübün 105. yılında bu tarihe sahip çıktı. Bu sezon bu formalarla arz-ı endam eyleyecekler. İllüstrasyon güzel, bir de sahada nasıl duracağını görmek lazım.

Etiketler:

4 Yorum:

Blogger Gökhan dedi ki...

Ayrıca İsveç milli takımına da sempatim vardır benim :)

Bu hikaye oldukça ilginç. Umarım 210. yıllarında da aynı forma ile sahaya çıkarlar.

20 Ocak 2010 17:51  
Blogger Tuncer Muncer dedi ki...

Forma rengine maç, ilk geminin rengi olsun madem... çok amatör ve eğlenceli ayrıntılar. Demek uzaklarda da insanlar sert cekilen sutlarin dereye kactigi meralarda futbolla tanisiyor.

Bir gemili hikaye de benden :D

Daum'la ilk şampiyonluğu ilan ettiğimiz gecenin ertesi Yeniköyde bir iki arkadaşla çay içiyoruz boğaza nazır. Akşamdan kalma olmanın ve uykusuzluğun etkisinde bayık gözlerle gelen geçen gemileri süzüyoruz.

Bir an geçen gemilerin bandraları dikkatimi çekti, sari ve mavi bir bayrak uzaktan secilebiliyor. Aklimdan ilk geçen: "Vay be, denizlerde de en büyüksün Fenerim, dev gibi gemiler bile bayrağını taşıyor." Çok geçmeden dank etti tabi gemilerin Ukrayna bandırali olduğu. Algi yönlendirme ile kandırmaca ara sıra yaptığım basit bir numaradır, on saniye gibi bir zaman içesinde bunu kendi kendime yapabilmem ise önemli bir zihinsel başarı.

Tabi hemen yanımdakilere de attım aynı oltayı, hiç itirazsız yuttular. Bir iki tane daha gemiyi selamladıktan sonra söyledim tabi gerçeği.

Sarı ve mavi 'yi forma rengi olarak secen takimlarin maclarini daha isteki ve keyifli izliyorum.
Fenerbahce maci olsa da izlesek hasretiyle midir veya edinilmis sempatiden midir bilemiyorum ama yan yana bu renkler cok yakisiyor.

21 Ocak 2010 00:56  
Blogger cagliari42 dedi ki...

formadaki mavinin açık tonda olması iyi olmuş. eski formadaki koyu ton boca maçlarını izlemeyi güçleştiriyordu. maçlar genelde gündüz oynandığından, kapalı tribün önündeki gölgede ne olup bittiği anlaşılamıyordu :)

22 Ocak 2010 13:11  
Blogger ich dedi ki...

Şu mağazanın içinde Maradona'nın ve bilumum Boca Juniors'lu efsane futbolcunun imzalı forması var.

22 Ocak 2010 13:14  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa