19 Nisan 2009 Pazar

Fenerbahçe Mükemmel



Fenerbahçe bu sezon seyrine doyum olmayan, yağ gibi akan futboluyla insanı izlerken paralize eden, nefes kesen bir resital sunuyor. Ankara deplasmanlarında bir kademe üste çıkıyor sahnedeki oyun. Yardımlaşma ve pas organizasyonu Barcelona'nın bile üzerinde seyrediyor. Sağlı sollu deparlar, klas şutlar, tempo desen EPL'ye taş çıkartır. Bilgeler Bilgesi Aragones'in seçimleri, taktikleri ve kulübe performansı da Shakespeare'in kelimelerindeki uyum kadar mükemmel zaten. Bilhassa da Deniz'i oynatmaması. Ben bu kadar pasif, sahada ne yaptığını bilmeyen ve iş ahlakından yoksun futbolcu pek nadir görmüştüm. İyi etti de kesti ipini. Zico dönemindeki ızdırabı unuttum sayesinde.


Aragones takımı da çok iyi hazırlamış ayrıca. As takımdan birçok eksik olmasına rağmen sırıtan hiçbir oyuncu yoktu sahada. Gerçi bu kadar geniş bir kadro da kimseye nasip olmaz hani. Ali Bilgin bana Brehme'yi hatırlattı misal. Tren gibi gitti geldi, yorulmak bilmedi. Bu kadar güçlü ve ne zaman görev verilse hazır olan bir futbolcu gerçekten zor bulunur. Yasin ve Önder rakı ve balık gibiydi. O derece iyi tamamlıyorlardı birbirlerini saha içerisinde. Hiç kademe hatası yapmadılar, Ankaraspor forvetlerine karşı amansız oldular. Hele Neca'nın arka direkte yakaladığı pozisyon bir stoper nasıl kademe yapmalı sorusuna yanıt gibiydi Önder'in aldığı pozisyon. Zico hata etmiş, iyi ki onu yeniden kazanmış Fenerbahçe. Roberto Carlos'u unutttum sanmayın. Yıllanmış Chateau Margaux'dan farksız.

Savunma böyle olur da ortasaha onlardan aşağı kalır mı ? Maldonado ve Josico gibi Dünya futboluna damga vuran oyuncularının eksikliğine rağmen kusursuz bir oyun oynadılar. Selçuk sene başında çok istenen Xabi Alonso ve Senna gelsin oynayamaz dedirtti futboluyla. Öyle çabuk, öyle isabetli paslar çıkardı ki futbol libidosu Ayşe Arman'dan bile yüksek olan Güiza'ya... Emre pek gününde olmasa da olgun ve temiz futboluyla taraftarın kendisine olan sevgisinin ne denli, doğru olduğunu gösterdi. Fizik olarak da mükemmeldi. Lampard Machine Man ise Emre'ye takacak lakap bulamıyorum ben. Sol kanatta oynayan Uğur büyük aşama kaydetmiş. Futbolu aklıyla oynuyor adeta, kafası her zaman yukarıda. Bir zamanlar karşısında perişan olduğu Dani Alves Brezilya Serie B'ye kadar düşmüşken, Uğur adete Barcelona'ya göz kırpıyor. Üstelik Chateau Morgeaux RC3 ile telepatik bir bağ var sanki aralarında. Sağ kanattaki Kazım Kazım da disiplinli futbolu ve oyuna olan saygısıyla büyülüyor gerçekten. Böyle bir ortasahan olduktan sonra Deivid dediğin oyuncu Herbert Von Karajan olmasa da olur. En kötü hali Hikmet Şimşek kadar kötü oluyor ancak. Sonradan giren oyuncuların özverisine ve sadakatine de hayran oldum. İlhan Parlak'ı Real Madrid'e kaptırsaymışız yazık olurmuş. Çok daha iyisine layık çünkü. Vederson ve Gökhan Emreciksin'i de unutmamak lazım. Oyuna kattıkları renk gökkuşağını bile kıskandıracak nitelikteydi.


Güiza Fenerbahçe yönetiminin fiyat/performans bakımından yaptığı en büyük transfer. Böyle bir oyuncuyu 14 milyon € bedelle alabilmek LSE kampüsünde case olarak okutulacak cinsten. Attığı golleri anlatmaya gerek yok ama ben bilhassa top kontrollerine bayılıyorum. Sezon başında ona "broken arrow" diyenler utansın. Asıl patlamayı seneye yapacak.

Sözün özü Fenerbahçe mükemmel ve Fenerbahçeliler de gerçekten çok şanslılar. Öyle ki;

"kalemizde
ivancevic var

geri dörtlu çelikten duvar
orta saha hepsi canavar

ileride cemil şevki var"

tezahüratını yenilemeleri gerek artık. Ne kadar teşekkür etseler az gerçekten. Kime mi ?

Rabbime sordum Aziz Yıldırım dedi.

Etiketler:

6 Yorum:

Blogger Mithra dedi ki...

Çok güzel yazı olmuş :D.Geçen sene şampiyonlar liginde yarı finalin kapısından dönen Fenerbahçe'nin düştüğü durum içler acısı.Seneye iyi bir antrenöre ve sağlam 4-5 transfere acil ihtiyaç var.Bir de ruhsuz futbolcuların tamamının temizlenmesi gerekiyor.Fazladan para alıyorlar.

19 Nisan 2009 13:42  
Blogger alengir dedi ki...

Bir of çeksem,karşı ki dağlar yıkılırmı...

19 Nisan 2009 17:21  
Blogger mrcool dedi ki...

Seneye bu yazı gerçek olur inşallah.

19 Nisan 2009 18:43  
Blogger 0dy dedi ki...

emre'nin hakkını yemişsin, herkese methiyeler dizilmiş, emre'nin ki sönük kalmış. Milli takım da oynadıgı o müthiş pozitif oyunu nu ve saha içinde ki dost, sevecen, tribünlerle içiçe olan tavırlarını gözardı etme lütfen. çok çok çok seviyoruz kendisini..

20 Nisan 2009 02:57  
Blogger varol döken dedi ki...

@alper
ben rakı balığı fenerbahçe'ye tercih ettiysem suç ne rakıda ne balıktadır...

televizyon karşısında göğsünü, kasığını kaşıyan hoca, şükrü saraçoğlu'nu çizgi halı saha tesisleri ile karıştıran futbolcu müsveddelerini unutmak için gerçekten çok ama çok içmemiz gerekir...

o gitsin bu gelsinlerin ilaç olmadığını, bu işlerin öyle kolay olmadığını da biliyorum ama hakikaten hepsi gitsin sadece zico gelsin, her maç tek başına çıkıp 100 tane yesin, locadan kombine almazsam şerefsizim!

20 Nisan 2009 15:39  
Blogger Rehavet dedi ki...

eee şahane olmuş.. böyle başa böyle tarak..

elinize sağlık.

21 Nisan 2009 11:56  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa