11 Ağustos 2009 Salı

Ibrahimovic Topçu Değil



Vardır böyle hikayelerimiz. Daha sonradan süperstar olacak oyuncular gençken ülkemize geldiğinde ya da bir şekilde ilk kulüplerinde izlenilip beğenilmemiştir. Hyppia - Samsun örneği ilk aklıma gelen. Bugün de Saviola'yı duydum. Engin Verel ve Ömer Kaner zamanında izleyip, Fenerbahçe yönetimine bundan topçu olmaz demişler. Juande Ramos'un sabıkası ise Ibrahimoviç. 2002 yazında Espanyol'un başındayken istememiş Ibrahimoviç'i. Şimdi bütün Barcelona sahaya çıkacağı günü bekliyor.

Etiketler:

17 Yorum:

Blogger koala dedi ki...

Romachenko, Sakıp Özberk'e "Bizim ülkede, Bate Borisov'de Hleb diye bir arkadaşım var, isterseniz getirebilirim" der. Sakıp Özberk yanıt verir "Bilmediğim adamı almam. Brezilyalı getireceğim"..

Eh iyi ki gelmemiş Hleb

11 Ağustos 2009 02:29  
Blogger franchi dedi ki...

diyarbakırspor'un ronaldinho, gaziantepspor'un kaka hikayeleri var bir de.. kaka olayının dogrulugunu biliyoruz zaten birinci agızlardan duyulmustu..

ronaldinho olayında da 16-17 yasındayken gundeme geldigi ve yonetimin "o yasta adama bu para verilmez" diye reddedildigi soyleniyor..

11 Ağustos 2009 03:35  
Blogger G.A. dedi ki...

Anlık politikalar belirlediğimiz için oluyor bunlar.
Takımların düşüp düşmemesi,şampiyon olması;avrupa kupalarına katılabilmesi gibi durumlar belli olmadan transfer politikası belirlememeleri yüzünden.Böyle bi mantık var ülkemizde.Hatta şampiyonlar ligine deilde uefa kupasına katılma durumunda bile deişen politikalar mevcut.Sanki şampiyonlar ligine girince messi yi alcaklar.
-Öncelikle hersene td deiştirmeyle transferde %100 başarı sağlamak mumkun deildir.Td deiştirilcekse bile belli bir sistem belirlenmeli ve bu sistemi oynatabilecek Td ler getirilmelir.Aksi takdirde oyuncuları önceden izlemekte yarar getirmeyebilir.
-Her sisteme uygun çok fazla oyuncu izlenebilir ama bu ülkemizde 50 sene daha uygulanamayacağı için yukardaki gibi sisteme uygun oyuncu aramak daha mantıklıdır.
-Transfer ligler bitince deil en geç ligler başladığında gelecek sezon için araştırılmalıdır.
-Transfer futbolcudan anşayan ve futbolu bilen adamlarla yapılmalıdır.Posttaki örneklerdeki gibi iyiye kötü kötüye iyi diyen adamlarla deil.

Türkiyede bu
sisteme uygunluk-doğru zamanlama-kalite üçgenini yakalayabilcek bi takım yok.Bu manteliteylede uzun zaman yakalanmaz.

11 Ağustos 2009 03:50  
Blogger nebilim dedi ki...

Ne kadar doğru bilmiyorum ama bir de Bursaspor- Flippo Inzaghi muhabbeti var. Burzaspor'un Baliç'li Mususi'li kadrosundaki forma reklamı veren firmanın (Seranit yamulmuyorsam) sahib aynı zamanda Atalanta kulübünün başkanı imiş. Kulübe olan borcuna karşılık Flippo Inzaghiyi teklif etmiş. Bursa yönetimi ise riskli bulup parayı almış,o parayla da gidip Pollen Ndalya denen elemanı getirmişler.
Muhtemelen gelseydi ofsaytta çok kalmasından topçu değil derdiler flippoya..

11 Ağustos 2009 08:04  
Blogger CaRtMaNtR dedi ki...

Bunların birde Trabzon - Sheva ve yine G. Antep - C. Ronaldo versiyonları vardır.

11 Ağustos 2009 09:55  
Blogger kutay dedi ki...

hyppia samsun'a gitse ne kadar hyppia olabilirdi o da ayrı bir konusu, ama tabı varolan bır potansıyel görülmemiş.

bir de şunu ekleyim, rivayete göre ibrahimoviç'i istemeyenlerden biri de besıktas olmus zamanında. yönetim almak istemiş ama zamanın hocası olmaz demiş. hangısı oldugunu hatırlayamadım scala olabilir...

11 Ağustos 2009 11:10  
Blogger father vic dedi ki...

roberto carlos-bursasporu da duymuştum..
@koala
sakıp özberk örneğinde süpermiş..sanki adam brezilyadan alacağı adamı 6 aydır izletiyordu=))

11 Ağustos 2009 11:51  
Blogger scugnizzi dedi ki...

en net örneği appiah'tır. genç yaşta galatasaray'a gelmişti ve tamer güney tarafından yollanmıştı.

11 Ağustos 2009 12:27  
Blogger MaSSaRo dedi ki...

ibrahimovic malmö'de oynarken beşiktaş almak istemiş ancak 4,5m civarındaki bonservis bedelini yönetim çok bulduğundan transferinden vazgeçilmiş :D

11 Ağustos 2009 13:08  
Blogger alperensaylar dedi ki...

bi de yanlış hatırlamıyorsam pareira ortega'yı aldığımız sezon başı kaka'yı önermişti fenerbahçe'ye. spor haberlerinde duymuştum o zamanlar.

11 Ağustos 2009 13:13  
Blogger Tuncer Muncer dedi ki...

Memleketimizdeki yöneticilerin genelinin inşaatlarda ince demir kullanarak haddini bilmez zenginliklere kavuşmuş ucuz müteahitler olduğunu göz önüne alırsak, yeteneğe ve geleceğe yatırım yapmada oldukça yetersiz olduklarına bu vizyonsuzluk hikayeleri olmadan da kanaat getirebiliriz.

Öte yandan yetenek avcılarına, simsarlara, klüplere günde kaç kişinin "oğlumuz süper yetenekli, top sektir de göster amcana yeteneklerini" şeklinde başvurduğunu tahmin etmek bile zor. Bahsi geçen Kaka,İbraam,Hleb gibi oyuncuları o kadar kazmanın arasından seçmek pek kolay olmayabilir. Farklı yaşlarda farklı fiziksel ve mental özelliklere bürünür insanoğlu, 15 yaşında bir çocuğa müthiş iyi bir profesyonel olacak, çok da yetenekli dersiniz. Tarık Daşgün gibi İstanbula ilk geldiği hafta frengi olur.

Bu kadar ukalıktan sonra bir efsane anlatmak farz oldu. Rivayete göre Ruud van Nistelroyk Türk mahallesinde yaşıyormuş Hollanda'da ve Türkleri çok seviyormuş. Bir klübün alt yapısında oynarken Fenerbahçe'ye mektup yazıyor: Beni alın Türkiyede oynamak istiyorum, diye. Tabi kimse kaale almıyor. O pıtırcık gün geliyor leblebi gibi gol atan bir forvete dönüşüyor.

Mucizeler de bazen gerçek olur ama genelde olağan şeyler daha sık olur. Tavsiye edilen oyuncuların büyük bölümü olağan ve sıradan oyunculardır, onların da toprak sahalardaki serüvenlerini kimse anlatmaz. Mucizelerden bahsetmek kesinlikle daha eğlenceli.

11 Ağustos 2009 17:41  
Blogger aşkın dedi ki...

nebilim
Bursa - İnzaghi doğrudur.Ben de çok iyi hatırlıyorum.Bursa elini çabuk tutmayınca Juventus götürmüştü.

11 Ağustos 2009 19:32  
Blogger p'petrelli dedi ki...

gaziantep'in viola yerine kaka mevzusunu duymuştum bende,zamanında oldukça fazla para verdikleri viola yerine kaka önerilmiş fakat o parayı genç oyuncuya verceğime yaşlı da olsa eski milli oyuncuyu alırım mantığı yüzünden alınamamış en azından böyle okumuştum.

11 Ağustos 2009 20:53  
Blogger Bypass Ratio dedi ki...

Şunu da unutmamak lazım.
Bu adamlar zamanında Türkiye'ye gelmiş olsalardı Ne Kaka Kaka olurdu, ne de Inzaghi Inzaghi olurdu.
Adamları sistemimizin pis ve rezil çarkları arasında heder ederdik.
Anca Kompela gibi medya maymunu olurlardı.
Bu futbolcuları bu hale getiren top oynadıkları ülkelerin ligi, medyası, antrenörü, başkanıdır. Bizim burada Sakıp Özberk'le, Aziz Yıldırım'la, Fotospor'la vs ile beslenerek mi yıldız olacaklardı?
Olaya şu açıdan bakın bir de. Bize genç yaşta gelen yabancılar bize geleceklerine Avrupa'ya filan gitseler ne olurdu?

11 Ağustos 2009 21:46  
Blogger CENK dedi ki...

Fener'in Eto'o haberleri de vardı bi aralr

12 Ağustos 2009 02:25  
Blogger freelancer dedi ki...

fener'in etoo haberini duymadım ama kaka'yı elinden kaçırdığını biliyorum. bizzat bilal kutlualp tarafından anlatıldı üstelik. ama kaka'nın alınmama nedeni beğenilmemesi değil, kaka'nın gelmek istememesi. aynı anda fener'den başka bazı avrupa klüpleri de ilgileniyormuş çünkü...

20 Ağustos 2009 15:24  
Blogger madison dedi ki...

İsmi geçen oyuncular extra yıldız oyuncular ve dünyanın her yerinde keşfedilebilecek çapta yıldızlar.Bizde oynasalardı bu noktada olurlardı mutlaka ayrıca bence tekme ve bilek darbelerine karşı daha dayanıklı olurlardı ;)

22 Ağustos 2009 09:49  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa