8 Eylül 2009 Salı

Eurobasket 2009 Notları #1



* Önce kendi çöplüğümüze bir bakalım. Ev sahibi Polonya'nın son milli başarıları 1960'lı yıllarda. Son dönemlerde kulüpler bazında önemli yatırımlar yapıyorlar, fena da bir altyapı kurmadılar. NBA'de de temsil ediliyorlar. Gelişim bariz. coşku hat safhada. Bulgaristan karşısında oynadıkları resmi açılış maçında rüya gibi bir ilk devre oynadılar. Maç sanıyorum 17-16 iken öyle bir coştular ki devreyi 52-37 önde kapadılar. David Logan devşirme kontenjanı için iyi tercih gibi duruyor. Oyunu iyi okuyan ve sadece atan değil attıran çok hareketli bir kısa. Bulgaristan'ın felaket uzun rotasyonunda Gortat ve Lampe'yi çok iyi besledi. Kendi istatistik hanesine 23 sayı 9 asist yazarken, bu ikili toplam 12/18 yüzde ile 33 sayı 15 ribaund ve 9 blok ürettiler. Maçın en beklenmedik performansı ise 22 sayı ile Ignerski'den geldi. Seneye ACB'de Sevilla maçı denk gelirsek izlemek lazım. 90 - 78 açılış maçı için güzel skor ama Bulgaristan'a bile neredeyse 5 oyuncuyla oynamak, 4 oyuncuya 30 dakika üzerinde süreler vermek ilerleyen zamanlarda başlarına iş açar. Bizim gruptaki son maçımızı Polonya ile oynayacak olmamız rotasyon farkına da bakıldığında fiziksel bir avantaja dönüşebilir.

* Bulgaristan kötü bir takım. Uzun rotasyonları kötü, Evtimov'un eline bakıyorlar. Ivanov yüzü dönük oynamayı seven vasat bir 4 numara. Kısa rotasyonlarında da iş yok. Rowland isminde dengesiz bir gard var, sadece atıyor. Organizasyon sıfır. Sadece 10 asist yapabildiler maç boyunca. Sadece hızlı oynadıklarında ve şut silahlarını devreye sokabildiklerinde oyun tutturabildiler ancak Polonya'ya karşı 5/19 üçlük isabetiyle oynadılar. Videnov ve Stoykov baskılı savunulursa erir gider bu takım. Doğrusu İtalya'nın, turnuvayı izlerken ne düşündüğünü çok merak ediyorum.

* Yunanistan bu turnuvaya yarım gelenlerden. Papaloukas, Diamantidis, Kakiouzis, Tsartsaris ve Dikoudis yerine yeni parçalar eklenmiş. Iannakis gitmiş yerine başka bir tarzın koçu Kazlauskas gelmiş ama iyi olmuş. Savunma izlemek bir yere kadar güzel. İnsan bir yerde zarafet ve hücum arıyor. Yunanistan sert, disiplinli savunma takımı kimliğini koruyor ama Kazlauskas sayesinde hücumda da yenilikler var. Topu çok doğru, çok hızlı dolaştırıyorlar. Ve bilhassa tepe oyunları çok gelişmiş komşunun. Spanoulis ve Zizis'in delicikleri çok etkili oldu Makedonlar karşısında. 18-3 bir seri yakaladılar maçın başında, 11 sayıyı sırf Spanoulis attı. İçeride Schortsanitis ve Bourosis'i de iyi beslediler. Bilhassa Schortsanitis'i durduracak bir fizik turnuvada az. 86-54 Yunanistan için süper başlangıç ama, Spanoulis'in bu kadar eksiğin arasında, turnuva boyunca bu yükü ne kadar omuzlayacağı merak konusu.

* Efes World Cup sayesinde Ankara'da izleme fırsatı bulduğum Makedonya fena bir görüntü vermemişti aslında. Massey eklemesi sayesinde de turnuvada iz bırakabileceklerini düşünüyordum. Oysa Yunanistan maçında Bulgaristan'dan dahi kötü bir görüntü çizdiler. Sadece şut attılar ama % 19,2 ile attılar. İlk 2 sayılık isabetlerini maçın 13. dakikasında buldular. Ribauntlarda 23 - 40 ezildiler. Kısacası Yunanistan çok ağır geldi Makedonlara. Massey ve Samardziski dışında aklımda kalan tek oyuncu yok. Elemelerde 80 sayının altına indiklerinde maç kazanamıyorlardı, Portekiz ve Estonya'ya dahi yenilebiliyorlardı. Bu turnuvada ilk maçlar ışığında bu skoru yapabilecekleri takım olarak belki Bulgaristan'ı sayabilirsiniz. İşleri zor.

* Kalan maçlar arasında zaman zaman Sırbistan - İspanya maçını izleme fırsatı buldum ve İspanyolların neden hazırlık maçlarında bu kadar kötü sonuçlar aldıklarını anladım. İçeriye neredeyse hiç top indirmeden, sadece şut attılar. Bilhassa da ilk iki çeyrekte. İspanya her zaman iyi şut atan bir takımdır, özellikle de 3 sayı çizgisinin gerisinden. Fakat bu şutu hazırlamak için çizilmiş setlerin içerisinde iyi top dolaştırırlardı. Calderon'un yokluğunda bunu hiç yapamadılar. Rubio iyi başladı ama devamını getiremedi. Sırplar da genç ve enerjik takımlarıyla muazzam savunma yaptılar. Yine de % 10,5 üç sayı yüzdesi oyunla açıklanabilir bir rakam değil. En az bunun kadar ilginç olan bir rakam da serbest atış yüzdeleri. 15/28 isabetle % 53,8 yüzde yakaladılar. Elindeki sakatlıktan ötürü ilk turda riske edilmeyecek olan Pau Gasol'u oyuna sürmek zorunda kaldılar. O da takıma ayak uydurdu. 66 - 57 mağlubiyetle kapatılan, kabus gibi bir maç. Açılış gününün sürprizi.

* Sırbistan belki de şampiyona tarihindeki en düşük profili çizen, yapacakları sürpriz sayılabilecek bir kadroyla geldi turnuvaya. En büyük star Nenad Krstic olan bir kadro. Ama Partizan'ı tekrar Avrupa sahnesinde saygı duyulan bir takım haline getiren Tepic, Tripkovic ve Velickovic bende çok büyük merak uyandırıyordu. Macvan ve Teodosic'i da unutmamak lazım. İzlediğim bölümde çok sıkı ve sert bir savunma yaptılar. İspanya zerre karşılık veremedi, sindi. Sürekli dışarıdan şut atmak zorunda kaldı. Ivkovic baskıdan uzak taş gibi bir takım yapmış. Hücumda da sadece Tripkovic suskundu, kalan parçalar gayet başarılıydı. Yugoslavlar hala hayatta.

* Kalan maçları az da olsa izleyemediğimdem ahkam kesmeyeceğim ama herhangi bir sürpriz de yok. Bir yayın eleştirisi ile postu bağlayalım. NTV ve NTVSpor'un maç seçimlerini anlamadım. Hadi açılış maçıdır ve rakibimizdir diye Polonya - Bulgaristan ve Yunanistan - Makedonya maçlarına eyvallah dedik. Fransızları ve Almanları izleyemedik. Velakin bugün oynanacak Slovenya - Sırbistan maçı yerine Polonya - Litvanya maçının seçilmiş olması aklıma Sergen Yalçın'ı getirdi. "Ercan Taner Josico, Maldonado gibi kötü oyuncuları bulmak da büyük beceri" diyordu. Bu kötü maçları seçmek de gerçekten büyük beceri. FIBA TV konusunda ciddi ciddi düşünüyorum.

Etiketler: ,

2 Yorum:

Blogger anilkos dedi ki...

İspanya son Avrupa şampiyonasında yarı finalde Yunanistan maçında sadece 1 tane serbest atış kaçırmıştı epeyce de atmışlardı,dünkü skor endişe vericiydi.Sırplarda müthiş alt yapıyı çıkarmışlar sonunda,bizde de o takımdan Ersan Oğuz ve Ömer Aşık çıktı adam gibi,Semihe nedense hiç güvenmiyorum belki Enes Kanter getirilebilirdi havayı koklasın diye,unutmamalıyız ki bizde 99 da Sırbistan gibi ani bir revizyon yapmıştık,ara ara böyle oyuncu sürprizleriyle genç adamları da almak gerek.

8 Eylül 2009 12:21  
Blogger fyckreth® dedi ki...

soyle dusun, Slovenya - Sırbistan maçı yerine Polonya - Litvanya maçının seçilmiş olmasınım mantıklı bir acıklaması var ama. Eger o macı yayınlıyor olsaydılar aksini dusunen de cıkardı..

8 Eylül 2009 17:30  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa