7 Mayıs 2009 Perşembe

Chelsea 1 - 1 Barcelona



Maçtan önce Barcelona'nın turu geçeceğini düşünsem de bunun kolay olmayacağı kesindi. Böyle düşünmemin temel sebebi Barcelona'nın elinde Pique dışında bu seviye için başka stoperi olmamasıydı. Puyol ve Marquez'in yokluğunda ya Yaya Toure'yi ya da Abidal'i devşirip stoper yaratacaktı Guardiola mecburen. Henry'nin de yokluğunda bütün oyun kurgusu bozulacaktı. Abidal'in de Euro 2008'de İtalya'ya karşı sergilediği performansı düşünmüş olsa gerek tercihini Yaya Toure'den yana kullandı. Henry de olmayınca Barcelona'nun en etkili bölgesi olan ortasaha ve hücum hattının büyüsü bozuldu.

Yaya yerine Busquets geçti. Henry'nin yerine sol forvete geçen Iniesta'nın bölgesinde ise Keita oynadı. Yine iyi paslaştı Barcelona belki ama hızı, kalitesi ve verimliliği düşüktü pasların. "Messi Nasıl Savunulur" dersini de blok olarak ve ekstra Ashley Cole katkısıyla yapmaya devam ediyordu Hiddink'in talebeleri ve bu yüzden ceza sahasına oyun boyunca hiç giremedi Katalanlar. Alves'in ortaları cami avlusunda takunyayla çağla düşürmeye çalıştığımız günleri hatırlattı bana. Hal böyle olunca Cech yere bile yatmadı uzun süre.



Aksilikler Barcelona adına bitmek bilmiyordu. Essien'in insanlık dışı şutlarından biriyle hemen maçın başında geri düştüler, ve Abidal'ın da oyundan atılmasıyla herşey bitmiş gibiydi. Skoru çevirmek için oyuncu değişikliği dahi yapamıyordu Guardiola. Gudjohnsen ve Krkic kartlarını sanki evde unutmuştu. Eli, ayağı, beyni tutulmuş gibiydi ve Hiddink'e sarılışı da bu tükenmişliğin, çaresizliğin resmiydi bana göre.
Hakemin bazıları skandal sayılabilecek yanlış kararlarına, Chelsea'nin ikinci golü atmak yerine skorun üstüne yatma çabalarına rağmen tarih bizi saniye saniye Hiddink'in bir başka mucizesine götürüyordu.



Önce ilginç bir şekilde Victor Valdes sonra da futbol tanrıları dur dedi Hiddink'e kavuşma anında. Başka bir son yazmışlardı bu filme. Alves'in dağlara taşlara yaptığı orta bu kez Barçalılara geldi. İyi kontrol edemediler ve golü atan Essien bitiverdi orada. 0-0 bitse "man of the match" seçilecek Essien iyi uzaklaştıramadı topu ve maçın en silik adamı Messi'nin ayağına düştü top, sonra da Iniesta'nın önüne akıverdi birden. Barcelona hücum ederken en az kullandığı silah olan cezasahası dışından şut ile hayata döndü. İlk defa yabancı bir takımın attığı gole sanki Fenerbahçe atmış gibi tepki verdim. İlahi bir komedyadan farksız.


Son olarak;

Yıllardır bu kupa için çabalayan Chelsea ile seyrine doyum olmayan bir oyun oynayan Barcelona'nın finalde değilde yarı finalde eşleşmesi, Hiddink'in ustalığı ile Guardiola'nın heyecanının bu aşamada son bulması bir futbol haksızlığı. Ama en büyük haksızlık iki takımın birden kazanmayı başaramadığı maçlardan bir galip türetmek. Bu deplasman golü zırvasını silmek lazım artık futboldan. Bir şans daha vermek lazım, yoksa Ballack yakacak balataları.

Etiketler:

3 Yorum:

Blogger Mustafa dedi ki...

Alves' in icine Sabri girmis gibiydi sanki.
Finalde de Ronaldo - Messi kapismasi izlemek hos olacak.

7 Mayıs 2009 11:53  
Blogger Diego dedi ki...

Ballack gitsin kendini yaksın bence :)
"yabancı bir takımın attığı gole sanki Fenerbahçe atmış gibi tepki verdim" cümleni paylaşmakla birlikte söyle bir eklenti yapayım "iniesta nın attığı gole güiza atmıs gibi sevindim" :))

7 Mayıs 2009 12:54  
Blogger varol döken dedi ki...

valla ben de fenerbahçe yemiş kadar üzüldüm... sahada oynanan futbolu izlemek de bir yere kadar ben kenarda hiddink ve zeka fışkıran bakışlarını izlemeyi seviyorum...

zaten ben futboldan anlamam:)

7 Mayıs 2009 17:26  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa