7 Haziran 2009 Pazar

Efes Pilsen 67 - 70 Fenerbahçe



Birkaç aktör ve detay değişse de serinin 2. maçının ilk maçından nitelik olarak pek bir farkı yoktu. Yine aynı beceriksiz ve plansız hücum oyunları ve yine gerçekten saygı duyulacak mücadeleler ile sözde muazzam savunmalar. İlk maçtan farklı olarak Fenerbahçe cephesi daha kötü bir oyun oynadı. Asist, şut yüzdesi, serbest atış yüzdesi, top kaybı, ribaund rakamlarındaki negatif değişim bunu ziyadesiyle gösteriyor. Efes Pilsen ise daha derli toplu bir basketbol koydu bu maçta. Top kaybı, top çalma, asist ve şut yüzdesi istatistiklerinde yarı yarıya olumlu gelişme gösterdi.Fakat oyundaki bu gelişimin sahadaki hücum performansına yansıması sadece 7 sayı oldu ilk maça göre.

Dengeyi bozan unsur ise üç sayı iasbetleriydi. Efes ilk maçtaki gibi tuğla attı yine 3 sayı çizgisinin gerisinden. Fenerbahçe ise ilk maçtaki 4/20 isabetle yakaladığı % 20'lik üçlük yüzdesini bu maçta 11/25 isabetle % 44'e taşıdı. Fenerbahçe oyuna bu üçlüklerle tutundu. Maçın kaderini de yine bir üç sayı isabeti belirledi. Eğer sahadaki takım Fenerbahçe değil de başka bir takım olsaydı bütün bu manzaraya rağmen maç o üç sayılık atışa kalmazdı büyük ihtimalle. Efes Pilsen koçu Ergin Ataman ile birlikte hem saha içerisinde hem de saha dışında son 1 dakikaya kadar bu kadar iyi oynadığı bir maçı kaybetmezdi. Turkish Varejao Kaya Peker başta olmak üzere herşeyi denediler yine de Fenerbahçe'nin karakterini alaşağı edemediler.


Yanlış saymadıysam maç tam 3 kez Efes Pilsen lehine 8-10 sayı diferansa geldi ama Efes Pilsen bitirici vuruşu yapamadı. Fenerbahçe de buradan dönecek karakteri gösterdi. Bunda en büyük pay kuşkusuz Bogdan Tanjeviç'in. Birbirinin bu kadar iyi tanıyan iki takımın maçlarında coaching ile oyunu döndürmek için ezberbozan bir hamle yapılması lazımdı ve Tanjevic yaptı o hamleyi. Maçın gitmeye yüztuttuğu anlarda 3 oyun kurucusunu birden sahaya sürdü. Preldzic'in 4 numara, Semih'in de 5 numara oynadığı bu düzende Fenerbahçe ilk kez topa sıkı sıkıya tutunabildi ve şut silahını devreye soktu. Preldzic tıpkı ilk maçta olduğu gibi bu dakikalarda en çok büyüyen oyuncuydu sahada. İki üç sayılık isabet ve mükemmel bir saha görüşüyle Green'e yaptığı asist ile öne geçirdi Fenerbahçe'yi.

Tanjeviç beklediği verimi aldı hücumda ama savunmada Efes Pilsen'in eşleşme avantajını kullanacağını bekliyordum. Velakin Semih'in pota altı savunmasındaki kararlılığı ve dikkati, kısaların da başta 39 yaşındaki Mrsiç olmak üzere azmi ve enerjisi Efes Pilsen'in Shumpert'in 4 oynadığı 4 kısalı düzenini kilitlemeyi başardı. Tanjeviç son hamlesini maçın son 2 dakikasında Mirsad'ı sahaya sürerek gerçekleştirdi. İlk maçta da son dakikaları değiştiren oyuncuydu Mirsad, bu maçta da 2 dakikalık final rolünün hakkını ziyadesiyle verdi. Bir savunma, bir hücum ribaundu, son saniye basketinin öncesindeki Kakiouzis savunması ve Mrsiç'e çıkardığı topla maça damgasını vurdu.

Ortala
Yine Tanjeviç'ten devam edelim. Maçın birçok anında mola alması için uğur deniyordum evin içerisinde. İşi o noktaya kadar taşımıştım ama artık ne düşündüğünü anladım Tanjeviç'in. 3 sene sürdü ama nihayet rasyonel bir zemine oturtabildim bu molasızlığı. Cleveland - Orlando serisinin de katkısı var bunda elbette. Coaching çok önemli basketbolda ama kararı veren sahadaki oyuncular. Tanjeviç bu kritik dakikalarda fark çok fazla açılmamışsa mola almak yerine oyuncuların krizden kendi insiyatifleriyle çıkmasına her zaman fırsat veriyor. Başaramadıkları da oluyor muhakkak ve o zaman büyük de eleştiri alıyor BT, ama oyuncuları bu dakikaları her zaman büyük bir özgüvenle oynuyor. Preldziç, Solomon, Damir, Mirsad, Ömer Onan zaten o karaktere sahip oyuncular ama bu ekstra güven ile bambaşka bir hal alıyorlar. Kaan Kural'ın cümleleriyle "maçın bitmesini beklemek yerine maçı kendileri bitiyorlar". Efes Pilsen de ise manzara tam tersi cereyan ediyor.

Kadroları, kaliteleri birbirine çok yakın olan iki takım arasındaki en büyük fark bu psikolojik üstünlük. Geçmiş serilerin de payı var elbette bunda.
Tanjeviç'in bir özelliğini daha değinmek lazım. Normal sezonu Fenerbahçe lider kapatamıyor ve kağıt üzerinde coaching hatası gibi gözüken hatalarla olmadık maçlar kaybediyor. Bilhassa rotasyonu çok da eleştiriliyor fakat açık ki Tanjeviç için önemli olan playofflar ve özellikle de final serileri. İstim üstündeki oyuncuyu kenara alması ve uzun süre unutması, eli soğuk oyuncuyu sahaya sürmesi ve uzun süre ısrar etmesi, maçları krize sokması, o anlar da krizi çözmesi muhtemel en önemli oyuncularını yanında tutması vs... Hepsi playoff ve final serisi içen birer terbiye unsuru. Roller o terbiyeyle öylesine yerli yerine oturuyor ki takımda Mirsad gibi egosuyla kasıp kavuran bir oyuncu maçın son 2 dakikasında sahaya girip işini yapabiliyor. Sezonu tribünde geçiren Vidmar parkeye inip işini en iyi şekilde yapacak çabayı sergiliyor. Darılmaca gücenmece olmuyor. Tanjeviç bu yüzden uzun vadeli çalışılması gereken bir koç ve farkını da ziyadesiyle gösteriyor. Hani seri şurdan 4-2 olsa dahi bu fikrim değişmeyecek.



Kapanışı Kaptan ile yapmak lazım.


Sadece nufüs kayıtlarında yaşlandığına inanmaya başladım artık Mrşa. 39 yaşında olmana rağmen 20 yaşındaki oyuncuların kazanma ve öğrenme hırsına sahip olan, senin kadar profesyonel ve iş ahlakı olan ve bu seviyede oynayabilen basketbolcu zor gelir daha bu ülkeye. Şu saatten sonra Euroleague kalitesinde savunma yapmaya başladın, bakalım daha ne mucizeler izleteceksin. Senin üçlüklerin kadar coştuğum bir an daha gelmeyecek uzun süre basketbolda. Bu sene taraftarlığımı unutmaya başladığım, coşkumu kaybettiğim anda imdada yetiştin arkadaşlarınla birlikte.

Büyüksün Kaptan !

Etiketler: ,

2 Yorum:

Blogger alperensaylar dedi ki...

ender, kaya bir yana da ergin ataman'a beşiktaş'dayken bile bu kadar gıcık olmuyordum. siena'dan sonra iyice havalara girmiş. ya bi kerede hata yaptık de be hocam. hayır kakiouzis'in topunu da mı hakemler verdi solomon'un eline.

7 Haziran 2009 19:57  
Blogger Raziel dedi ki...

Sadece nufüs kayıtlarında yaşlandığına inanmaya başladım artık Mrşa. 39 yaşında olmana rağmen 20 yaşındaki oyuncuların kazanma ve öğrenme hırsına sahip olan, senin kadar profesyonel ve iş ahlakı olan ve bu seviyede oynayabilen basketbolcu zor gelir daha bu ülkeye. Şu saatten sonra Euroleague kalitesinde savunma yapmaya başladın, bakalım daha ne mucizeler izleteceksin. Senin üçlüklerin kadar coştuğum bir an daha gelmeyecek uzun süre basketbolda. Bu sene taraftarlığımı unutmaya başladığım, coşkumu kaybettiğim anda imdada yetiştin arkadaşlarınla birlikte.

Büyüksün Kaptan !



Umarım bu takımın bir parçası olmaya devam eder..

8 Haziran 2009 11:37  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa