10 Eylül 2009 Perşembe

Bir Varmış Bir Yokmuş

2002 yılında futbol milli takımımız dar rotasyonuna rağmen sistemi sayesinde Dünya Kupası üçüncülüğü almıştı. 2 sene sonra daha geniş rotasyona rağmen, aynı hocayla Euro 2004 finallerine gidilemedi. Görevi yarıda devralsa da Fatih Terim ile 2006 Almanya'ya hazırlanıp playoff turunda İsviçre'ye elendik. Aynı Fatih Terim ile Euro 2008 finallerine gidip, über başarılı bir sonuç aldık. 2010 Güney Afrika için moralimiz yerinde, kadro havuzumuz daha geniş ve grubumuz da kolaydı. Bugün alınan sonuçla 2010 Güney Afrika rüyasından uyanmak üzereyiz.Arda'nın direkten dönen şutu dışında hiçbir pozisyonumuzun gerisinde organizasyon yok. Savunma zaten hak getire. Terim maçtan önceki toplantısında "pozisyon vermeyi dert etmediğini" söyleyerek resmen de ilan etti bu anlayışı.

2006 Dünya Şampiyonası'nda 6. olan basketbol takımımız, 2007 yılında İspanya'da paspas olmuştu. Kadro, tarihimizin kağıt üzerinde en iyi kadrolarından biriydi. 2009 yılındayız. Hoca yine Tanjevic, kadromuz daha dar ama Polonya'da düzenini oturtmuş, rotasyonu belli ve sistemini harikulade işleten bir takımımız var. Önlerine geleni deviriyorlar. Ciddi ciddi madalya konuşuyoruz.

Bu örnekleri kulüpler bazında da yazmak mümkün.

Kıssadan hisse şudur;

Hayat algımız, gündeme ve olaylara bakışımız, çalışma şeklimiz herhangi bir alanda planlı bir gelişim göstermeye, ve bunu gelenek haline getirmeye uygun değil. Zaman zaman sonuç alıyoruz sadece. O yüzden takım sporlarında bir varız bir yokuz. Euro 2012'de şampiyon olan bir futbol takımı, evimizde düzenlenecek 2010 Dünya Şampiyonası'nda gruptan çıkamayan bir basketbol takımı görmek beni şaşırtmayacak. Döngü devam edecek. Aynı sorulara, aynı günahlara, aynı başarılara farklı özneler yazacağız sadece.

Alıştım şahsen.

Etiketler: , ,

14 Yorum:

Blogger Dr.Lector dedi ki...

Bu maçı kaybettiren hareket; Emre'nin golünden sonra "Emreeee!" diye nara atıp, saatini göstererek alevlenmiş takımı dizginleyen elleriyle "sakin!" uyarısı yapan zihniyettir. Dk. 5! 85 değil, bırak! Bir nefeste saldırdılar, boğup geleceklerdi işte!

Bana kimse bu Tuncay'ın, Sercan'ın yıldız olduğunu falan söylemesin. Arda'nın fiyatından bahsederken de20'lerden kapı açmasın. Yıldız dediğin adam alırdı bu maçı. Acımasız değilim, şansızlardı, vay efendim topumuz direkten döndü lafları şu an manasız.
Tarih sonucu yazacak. Son Avrupa şampiyonası'na da katılamadığımızı düşünürsek, ülke için en önemli maç bu! Bunu alamadık, sahamızda puan dağıttık. Şimdi de dağıldık. Bundan sonraki maçları alacağımızı düşünmeyin hiç.

10 Eylül 2009 07:34  
Blogger Olympian dedi ki...

ne olacak bu arjantin in hali?

10 Eylül 2009 10:52  
Blogger dncrdnc dedi ki...

yazıklar olsun bosna gibi 3. sınıf bir takımı yenemediler o takımı orda yenemeyn bir milli takımın afrikada işi zaten yok !

10 Eylül 2009 11:13  
Blogger futbolvefenerbahçe dedi ki...

Takım savunmasını bu kadar önemseyen bir adam olsaydı zaten Ceyhun'la başlamaz, Arda'yı sola hapsedip Semih'le bağlantısını kesmezdi. Balık daha baştan kokmuştu.

10 Eylül 2009 13:49  
Blogger Erdem dedi ki...

Haklısınız. Sadece futbol takımımız değil, biz de karambol olmuşuz. İş ahlakı, görevler ve sorumlulukların ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz kalmamış. Medyanın dalkavukluğu bunu açıkça gösterdi.

Günler önceden biz zoru severiz, yapımız bu vs.. muhabbetlerine giriştiler. Ne demek arkadaşım? Orada bir teknik ekip var, görevliler var. O var, bu var. Para alıyor adamlar. İşi o. Bir sistem oturtmak zorunda. Ne demek biz zoru seviyoruz? Arabesk kültüre bu kadar mı teslim olunur? O zaman biz her turnuvanın ilk üç maçına hükmen mağlup çıkıp, sonraki maçları oynayalım. Nasılsa zoru seviyoruz!

10 Eylül 2009 14:53  
Blogger Kaan Eren dedi ki...

Çok doğru bir yazı, aynen katılıyorum bundan sonra hiç bir şeye şaşırma lüksümüz yok.

10 Eylül 2009 15:35  
Blogger tozasor dedi ki...

Yazık, bir adamın kaprisleri uğruna kaçtı 2 dünya kupası..

Cska'da Zico gitmiş, Juande Ramos gelmiş bu arada.

10 Eylül 2009 15:37  
Blogger sicko dedi ki...

Bence bir futbolcuyu sistem yıldızlaştırır. Mehmet Yıldız Sivas sisteminde, Arda Turan Rijkaard sisteminde, Gökhan Gönül Daum'un sisteminde, Tuncay da keza organize olabilinen bir sistemde yıldız olabilir. Futbol gerçekten bir takım oyunu. Messi, Cristian Ronaldo bile milli takımlarında maç kazandıramazken(Arjantin ve Portekiz dökülüyor Arda, Sercan, Gökhan ve Tuncay maç kazandıramadı diye "Bunlar yıldız falan değil!" diye atıp tutmamak gerek. PES 2009 oynamıyoruz ki Messi tek başına maç kazansın ya da Arda, Tuncay vs. vs.

10 Eylül 2009 17:16  
Blogger Arkhe dedi ki...

Zico > Türkiye A Milli Futbol Takımı

Mesela yani.. Bence güzel olur..

10 Eylül 2009 17:21  
Blogger brckkk dedi ki...

Bence çok güzel bir yorum olmuş. Biz gerçekten bir turnuva takımı değiliz. Başarılardan sonra olmadık hallere bürünüp ne olduğumuzu unuttuğumuz için bir sonraki dönemde dökülüyoruz. Sonra ayaklarımız yere basıyor ve yine iyi performanslar çıkarabiliyrouz. Bu tamamen yapımız, kültürümüz ve alışkanlıklarımızla ilgili. Kısa vadede futbol ve sistem gibi formüllerle bunu çözmek mümkün görünmüyor bence.

10 Eylül 2009 18:39  
Blogger Bypass Ratio dedi ki...

Bir de o hamasi nutuklarla bezenmiş saçma reklamlar yok mu?
Tamamen gaz vermelik zorlama reklamlar.
Ayda yüzbinlerce Euro alan insanların işlerini yapmak için gaza ihtiyacı varsa biz ne yapalım?

10 Eylül 2009 20:55  
Blogger algon dedi ki...

Ben bu maç özelinde Fatih Terim yerine oyunculara kızıyorum daha çok. Gökhan Gönül, Arda, vb. beklediğimden kötüydüler. Ama şu yorum müthiş:

"Hayat algımız, gündeme ve olaylara bakışımız, çalışma şeklimiz herhangi bir alanda planlı bir gelişim göstermeye, ve bunu gelenek haline getirmeye uygun değil. Zaman zaman sonuç alıyoruz sadece."

Her açıdan Türk insanını anlatan en iyi sosyolojik çıkarımlardan biridir bu.

10 Eylül 2009 23:44  
Blogger varol döken dedi ki...

@arkhe
offf yukarıya brezilya yazdık ama... zico ve arda, zico ve tuncay, zico ve gökhan gönül... zico ve şans verilmeyen diğer büyük yetenekler... 2 sene içinde bu takımı avrupa şampiyonu yapar...

ne güzel hayalmiş be...

11 Eylül 2009 10:26  
Blogger http://istatistikselspor.blogspot.com/ dedi ki...

dikkat edilirse kadro genişliği arttıkça, seçenekler çoğaldıkça bizim takımlar bocalıyor. çünkü sürekli kadro dönüyor duruyor. bir maç oynayan 3 maç oynamıyor. ya da hocanın inadı ile hep yanlış tercihler oluyor. ersun yanal: hakan şükür, fatih terimin abuk tercihleri vs. bence bize kaliteli 16-17 futbolcu ve bunların yanına yetenekli 3-4 genç yeter. yani mesela, nihat, halil, mevlüt, gökhan ünal, semih, sercan, taner, fatih tekke,ümit karan, batuhan, ibrahim akın, tuncay şanlı vs. daha sayamadığım bu kadar iyi forvet yerine mesela bize bi hakan şükür, arif, ilhan mansız üçlüsü gerekli çünkü sadece 3 isimle oynamak zorunda kalırsak oyuncular birbirleri ile makine gibi uyumlu oynuyorlar. yani açıkcası sistem gerek sistem

11 Eylül 2009 16:47  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa