8 Eylül 2009 Salı

Türkiye 94 - 66 Bulgaristan




Türkiye turnuvadaki ikinci gününde de olumlu sinyaller vermeye devam ediyor. Bulgaristan gibi umutsuz vaka konumundaki bir takımı yenmek mesele değil, kazanacağımız aşikardı ama galibiyetin geliş şekli mühim. Prensiplerimizdan zerre şaşmadan, olabilecek rotasyon içerisinde, doğru bir basketbol ile kazandık.


Pota altında Bulgaristan'a karşı siklet farkımız büyüktü. Gershon bunu önlemek ve bizi dışarıdan şut atmaya sevkederek ritmimizi bozmak için takımına maçın başında alan savunması yaptırdı. Daha 1 dakika dolmadan sol dipten iki boş üçlüğü deneyiverdik. İsabet bulamamamızdan ötürü hislerimize fazla kapıldığımızı zannedebilirsiniz ama o şutlar gelişigüzel atılmadı. Yüksek postta Ersan'ı topla buluşturup, alan savunmasının dengesini bozduk ve Kerem'in dağıttığı paslarla şutu hazırladık. Tanjevic genelde hazırlıksız yakalanıyor böyle beklenmediklere karşı, bu kez o da rakibin ne yapacağını iyi kestirmiş. Zaten Gershon da daha sonra alanı bırakıp adam adamaya döndürüverdi. Bu kez topu içeriye indirmeye gayret ettik. Rakip zayıf olmasına rağmen hem kenar hem de oyuncular oyuna hayli konsantre olmuşlar. Disiplini ve ciddiyeti de elden bırakmıyorlar. Çok sevindirici bir manzara bu.


İlk çeyreği 24-19 önde kapattık. 14 sayı Hidayet ve Ersan ile geldi. Litvanya maçının ilk devresinde de böyle olmuştu ama bu ikili bu kez sayıları daha organize hücumlarla buldular. İkinci çeyrekte ise öldürücü darbeyi vurduk. Sahada çift oyun kurucu ile oynadık. Kerem ve Ender süreyi ve tempoyu iyi ayarladılar, topu da hızlı dolaştırıp doğru oyuncularla buluşturdular. 29 - 8 gibi mükemmel bir performans yakaladık. Oğuz ve Ömer'in pota altını domine etmesi şaşılacak şey değil ama Ender'in bu çeyrekte 3'te 3 isabetle 9 sayı bulup maçın genelinde 5/7 üçlük isabetiyle 17 sayı üretmesi ve Kerem'in asist hanesinde 7 yazıyor olması bizim için çok önemli. Turnuvanın genelinde bu tehditler işimizi kolaylaştıracaktır. Savunmanın ve sistemin çok önemli bir parçası olan Sinan Güler'i de bu sayede hücuma dahil edip, bir silah daha kazandık. Semih'in formsuzluğunda Barış Hersek'i turnuvaya alıştırmak da Polonya maçı için doğru hamle.

Maçın geri kalanında da oyunu tutup, yorulmadan ve rahat bir galibiyet aldık. Üstelik en önemli iki kozumuz olan Hidayet ve Ersan'ı da dinlendirdik. Polonya maçında 35 dakika ihtiyacımız olacak bu oyunculara. Zira hem bir nevi bir sonraki turun maçı niteliğinde hem de ilk 8 için çok önemli. Ev sahibi moralli, seyirci ve muhtemelen bir parça hakem destekleri de olacak. Sertliklerine cevap verebilir ve 70 civarında tutabilirsek maç istediğimiz gibi geçer. Kısalarımız görevlerini yapacaklardır, sadece Logan'ı baskı altında tutmaları bile Polonya kısalarınn Gortat ve Lampe ile bağlantısı kesmeye yeter; ama bu iki oyuncu yine de fizikli ve sert oyuncular. Uzunlarımıza büyük iş düşecek. Tanjevic belki de bu yüzden Bulgaristan maçını koparmışken alan savunması denemeleri yaptı. Aslında uzmanlık alanıdır ama ne Fenerbahçe'de ne de milli takımda pek tercih etmiyor. Polonya gibi tek tabanca takım karşısında işe yarayabilir.

Etiketler: ,

1 Yorum:

Blogger dvrn dedi ki...

iiyiz iyi çok iyi..

bu arada Merhabalar blogunuzun linkini blogumun dostlar bölümüne ekledim, haberiniz olsun ve sizde eklerseniz sevinirim :)

bu benim blog: http://bostanciogludevran.wordpress.com

iyi günler.

11 Eylül 2009 18:09  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa