12 Haziran 2009 Cuma

LA Lakers 99 - 91 Orlando Magic



Orlando için olup olmamak maçıydı bu. Sadece kazanması değil, kendi oyununu kabul ettirip de kazanması çok önemliydi. Bunun bilincinde başladılar sanki oyuna. Hidayet'in liderliğinde o doğru şutu bulmaya dayalı, bol paslı, dinamik ve akıcı hücum oyunu daha maçın başında neredeyse kusursuz olarak sergilendi. O hücumların tıpkı ikinci maçın sonundaki tip gibi çaylak Courtney Lee'nin elinde sonuçlanması ise talihsizlikti. Bomboş 4 üç sayılık atışın sadece 1 tanesini değerlendirebildi Lee. Kaçırdığı 3 atışın da sağ dipten kullanılmış olması da ilginçti.

Lee'nin Kobe karşısında aldığı 2 erken faul ile topla bu kez Rafer Alston ile buluştu ve 1 numaranın yüksek yüzdeli atışları sayesinde Lakers top içeriye indiğinde Fisher ile Howard'a yardım götürüp, Orlando'yu top kaybına da zorlayamadı. Hem Howard rahat rahat hücum ribaundlarını topladı hem de aldığı topları çok rahat bir şekilde dışarıya yönlendirince delik deşik oldu Lakers savunması. Hidayet'in Ariza karşısındaki üretkenliği de seyredeğerdi. Ariza'nın Hido'yu savunmasındaki temel nokta daha rakibini yakın alıp, daha iyi dripling ettiği sağ tarafını kapatmak üzerine kurulu ama bu kez işe yaramadı. Hido nispet yaparcasına ilk çeyrekte attığı üç turnikenin üçünü de soldan drive ederek buldu. Uzunlar yardım getirdiğinde ise dışarıdaki boş adamı bularak, 11 ribaund ve 3 blokla pota altını karartan Dwight Howard ile birlikte ilk çeyreği domine eden isimlerin başında geldi.

Lakers tarafında hücum da kötü gidiyordu. Hele Bynum - Odom ve Ariza üçlüsünün ikişer faul almasıyla birlikte tamamen Kobe'nin eline baktılar ilk çeyrekte. Ona hücumda yardım edebilecek tek oyuncu olan Gasol da ilk çeyreği uzun süre 0 sayı 0 ribaund ile götürünce Big Phil hiç değilse Howard'ı biraz bozayım diye düşünmüş olacak Josh Powell ve Mbenga ile bitirdi çeyreği.

Bu kadar iyi giden bir çeyrekte Orlando'nun sadece 4 sayılık bir diferans yakaladıysa Lakers yatsın kalksın "24" e dua etsin ama o da insan. İkinci çeyrekte Bryant'ın dinlendirildiği dönemde Orlando farkı 10-12 sayı civarına taşıdı. İkinci çeyreğin en önemli ismi ise yaptığı katkıyla Reddick'ti. İlk yarıda 9 sayı bulan Alston'un susmasıyla birlikte devreye girdi. Hem attı hem de attırdı ve bitime 7,5 dakika kalan tekrar oyuna giren Kobe'yi de fena savunmadı. Orlando eğer şu çeyrekte Howard'ı içeriden Lewis'i de dışarıdan biraz daha etkili kullanabilse farkı 20'lere taşıyabilirdi ama Lewis gerçekten berbat bir günündeydi. 2/10 saha içi, 2/6 üç sayı isabetiyle oynadığı maçta, ilk şutunu maçın 14. dakikasında kullanabildi ancak. Orlando'nun hem Howard hem de Lewis gibi iki büyük skor opsiyonunu kullanamadığı ve % 25 üç sayı yüzdesiyle oynadığı bir devreyi Hidayet ve Gortat & Reddick ikilisinin katkısıyla 49-37 önde geçmesi Lakers'ın hem savunmada hem de hücumda ne kadar kötü oynadığını anlamak için yeter de artar.

3. çeyrekte bir geri dönüş bekliyordum beklemesine de o geri dönüşte başrol oyuncusunun Ariza olacağı 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Çaldığı ve smaçla bitirdiği topla başlattığı seride peşpeşe 7 sayı attı ve Hidayet'e de 4 faul aldırarak kenara gönderdi Ariza. 4 dakikada 12 sayı buldu Lakers bu dönemde. Hidayet'in kenara gelmesiyle gelişigüzel ve plansız hücum etmeye başlayan Orlando'ya da 7 dakikada sadece 7 sayı fırsatı verdiler. 12 sayı geride girdikleri 3. çeyreği 4 sayı farkla, 67-63 önde kapattılar.

4. çeyrekte Pietrus'un ekstra oyunu ve Hidayet girdikten sonra toparlanan hücumla oyunu çevirmeyi başardı Orlando ama Nick Anderson'un hayaleti sahadaydı sanki. Genel olarak kötü serbest atış attıkları maçın sonunda da aynı istikrarı korudular ve Howard'ın maçın bitimine 11 saniye kala kullandığı 2 serbest atışı da kaçırmasıyla çanlar Orlando için çalmaya başladı. 4.6 saniye kala Fisher'in - sanıyorum maçtaki ilk isabetiydi - üçlüğüyle maç uzatmaya gitti. Kalan süre bir basket için yeterliydi Orlando adına; ama çok kötü kullandılar son hücumu. Pietrus'un inadını da çözmek zor gerçekten.

Burada Stan Van Gundy'e de bir paragraf açmak lazım. Geçtim son hücumda topu Hidayet ile oyuna sokmamasını, Rafer Alston ve Jameer Nelson ısrarından ötürü diplomasını yırtmak lazım. Maçı yabancı kanaldan izledim, dolayısıyla Kaan Kural ve Murat Kosova neler söyledi bilmiyorum; ama Nelson'un ayakta duramadığı ve Alston'un da potayı dövdüğü bir maçta Anthony Johnson'ı düşünmüyorsa artık Van Gundy'nin annesine filan küfrettiğini düşünüyorum Johnson'un. Yani şu ikilinin böyle pespaye, böyle rezil bir oyun oynadığı dönemde 2 dakika da olsa düşünülmez mi bir adam. Tamam Nelson da Alston da çok katkı verdiler bu takıma ve idare edilmesi de zor oyuncular, küstürmek de istemiyorsun ama gözgöre göre davetiye çıkarılmaz şu geri dönüşe. "I'm a motivational genius" demeyi biliyorsan bu adamları da yeri geldiğinde kenara almayı ve daha sonra da küstürmeden oynatmayı bileceksin.

Uzatmayı uzatmaya gerek yok. Ayan beyan ortada her şey. Hidayet'in skor olarak da bu kadar iyi oynadığı, Howard'ın da bu kadar olgun oynadığı, rakipte Kobe'nin sadece şut atmayı düşündüğü ve % 33 ile oynadığı, Odom'un faullerden başını kaldıramadığı ve Gasol'un da pota altında ezildiği bir maçı
Orlando kaybediyorsa enayiliklerine doymasınlar. Seride ellerine gelen ama uzatmada kaybedilen 2. maç bu. 5 dakikalık bir geri dönüş ve ekstra Ariza performansı yetti Orlando'yu yıkmaya. Seni de sevmiyorum sütoğlan Derek Fisher. Gina'nın uğurunu da yalan ettin. Şu renklerden de illallah noktasına geldim bu sene. Hep çile, tam çile. Her branşta, her ülkede illa kanser edecek. Tutsam da tutmasam da...

Etiketler: ,

8 Yorum:

Blogger Parma Maniac dedi ki...

Derek Fisher ağlatır Alper eheh..

Saygımız sonsuz kendisine..

12 Haziran 2009 08:42  
Blogger Olympian dedi ki...

haziran in ortasi geldi, bitiremedik su sezonu bir turlu. ne olacaksa olsun da biraz kafamiz rahatlasin.

12 Haziran 2009 09:39  
Blogger mondo trasho dedi ki...

ah be howard. ataydın ikisinden birini de rahat edeydik. üzgünüm çok. nelson'a da kılım!

12 Haziran 2009 11:01  
Blogger Enes Özbey dedi ki...

Kahroldum maci izlerken. Orlando biraz daha dikkatli olsa belki de sampiyon olabilecek. Finaller baslarken Hedo "MVP" olur mu diye dusunuyordum. O kadar umitliydim ama su son dakikalari bir turlu oynayamiyorlar.

12 Haziran 2009 11:06  
Blogger abeyle dedi ki...

howard o faulleri kaçırmayaydı...

12 Haziran 2009 12:26  
Blogger ender tolga dedi ki...

jameer nelsonun iyileşmesinin takımın ritmini bozacağı belliydi. takımın 3 guardı maçı L.A.Lakers a verdi resmen

12 Haziran 2009 15:56  
Blogger Number 7 dedi ki...

Benim de kıl olduğum isimler:
Derek Fisher
Gasol
ve Jameer Nelson.
Orlando'nun şampiyon olmasını isterim ancak bariz bir şekilde kaldıramadılar finalleri. Maçı kendi elleriyle verdiler. Artık benim hiç ümidim kalmadı açıkçası.

12 Haziran 2009 22:21  
Blogger Smarthumb dedi ki...

Ben metafizike yakin bir yorum yapayim..

Jameer su agizligi agzindan cikarip durmasa kazanacaklar; goruntuden igrenen seyircinin yuzunu burustururken olusturdugu haset ve naletin 0.01 oranindaki dijital dalga nazar etkisi cemberden soyle 3-4 guzel top dondurur be abileri..

Neyse cikmadik canda umit kesilmez, Orlando pazar gunu stressiz daha yuksek yuzdeyle oynayacaktir diye tahmin ediyorum.

12 Haziran 2009 23:08  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa