28 Ekim 2009 Çarşamba

Delikanlı Guti



Alcorcon maçının devre arasında, sahanın ortasında, oyundan alındığı için Pellegrini'ye .iktir çekmek ( a tomar por culo ) kesmemiş Guti'yi. Çıkarken taraftara da gideri yapmış. Sezon başında "beni kalmaya Pellegrini ikna etti diyordu" oysa. Futbolda dün yok bugün var.

Etiketler:

Vieri & Coco



Açıklaması formaliteydi, kafada çoktan bırakmıştı futbolu Vieri. Epeyce sosyal faaliyette de bulundu, poker dahil; ama ikisini birden yürütebileceği yerden teklif gelince reddedememiş sanırım. Christian Vieri bıraktım dedikten 1 hafta sonra Brezilya kulübü Botafogo SP ile önanlaşma yaptı. Sağlık kontrolünden geçerse sözleşme imzalayacak. Yancısı da Inter ve milli takımdan arkadaşı Francesco Coco. Bu Botafogo ünlü Botafogo değil yalnız. Ulusal liglerde oynamıyor Botafogo. Paulista Eyaleti'nin ikinci liginde oynuyorlar. Pokerden daha çok kazanırlar, arada da topa vururlar.

Etiketler:

Heiko Herrlich



Hamburg'un en iyi zamanlarına canlı tanıklık edemedim ama Bundesliga'nın diğer sevdiğim takımı Dortmund'un ettim. Ottmar Hitzfeld yönetiminde Şampiyonlar Ligi ve Bundesliga şampiyonluklarını kazanırlarken işi bitiren ayaklar Möller - Riedle - Chapuisat üçlüsüydü . Bunlar teklediğinde Lars Ricken ve Heiko Herrlich oynardı. Daha sonra birinci tercihler oldular, beraber oynadılar ve 2002 yılında ikinci kez Dortmund ile şampiyonluk tattılar ama erken bıraktılar. Ricken'i bıraktıktan sonra bir daha futbolla ilgili bir alanda görmedim ama Herrlich teknik direktörlüğe başladı. Almanya U-17 ve U-19 takımlarıyla iyi de iş çıkardı. Artık Bochum'un hocası. Yakışır.

Etiketler:

Galaksiye Meteor Düştü



Real Madrid'in dün 3. lig takımı Alcorcon'a 4-0 yenilmesinin imkansızlığını birçok şekilde açıklayabilirsiniz. Bizde adet olan takımların ekonomik değeridir. Avrupalı işin borsasında değil, futbolunda. Marca araştırmış; dün Alcorcon'un yendiği takımın toplamda 95 kupası, 465 milli maçı var. Futbolun eşsiz oluşunun sebebi bu. Futbol gerçekten affetmiyor. Diğer tarafta Florentino Perez de affetmeyecektir. İlk 3 yılında 6 teknik adam ile çalışmıştı. Ortalama altı ay eder. Pellegrini'nin ömrü daha da kısa olacak gibi. Kötü haber ise Real Madrid saygınlığında bir teknik direktörün şu an boşta olmaması. Dün Valdano devre arasında soyunma odasına inmiş. İspanyol basını takım elbiseyi çıkarıp eşofman giyebileceğini yazıyor Arjantinli'nin. Barcelona medyası ve kenti ise keyiften dört köşe tabi. Milan - Gijon - Alcorcon serisi için Türkiye'den yardım alabilirler. "Önce cannes, sonra van, dakika doksan, gol kurthan", "rerere rarara samsun antep antalya" gibi referanslarımız var.

Etiketler:

27 Ekim 2009 Salı

Brezilya Aday Kadrosu



Brezilya gelecek ay Arap Yarımadası'na gidecek. Önce İngiltere ile Katar'da oynayacaklar, sonra da Umman'a konuk olacaklar. Brezilya'daki şampiyonluk yarışı o dönem iyice alevleneceğinden ötürü içeriden oyuncu yok kadroda. Bütün oyuncular Avrupa'dan çağırıldı ve epey yeni yüz var. Her ne kadar seçeneklerini genişletmek istediğini gerekçe gösterse de, sol kanattaki arayışı devam ediyor Dunga'nın. Formsuz Andre Santos ve Deportivo'dan Filipe kesik yemiş. Fabio Aurelio ve Michel Bastos'u deneyecek Dunga. Elano ise kadroda.

Goleiros:
Julio César (Inter de Milão), Doni (Roma)

Laterais:
Maicon (Inter de Milão), Daniel Alves (Barcelona), Michel Bastos (Lyon), Fábio Aurélio (Liverpool)

Zagueiro: Luisão (Benfica), Juan (Roma), Naldo (Werder Bremen), Lúcio (Inter de Milão)

Meias:Gilberto Silva (Panathinaikos), Josué (Wolfsburg), Ramires (Benfica), Felipe Melo (Juventus), Julio Baptista (Roma), Kaká (Real Madrid), Elano (Galatasaray), Alex (Spartak Moscou), Carlos Eduardo (Hoffenheim), Lucas (Liverpool)

Atacantes: Luis Fabiano (Sevilla), Nilmar (Villarreal), Hulk (Porto), Robinho (Manchester City)

Etiketler: ,

Sega Keita



Bizde Mustafa, Mehmet, İbrahim neyse Afrika'da Keita o sanırım. Fildişili Abdelkader ve Malili Seydou'dan sonra Senegalli Sega Keita. Henry ve Evra'nın yetiştiği Paris'in Les Ulis bölgesinde büyümüş. Senegal sadece doğduğu yer hanesini dolduruyor gerçi. Milli takım seçimi şimdilik Fransa. Bugün dış basında Zidane tarafından Real Madrid'e tavsiye edildiği yazıyor. 92 doğumlu ve 1.77 boyunda. Ben hiç izlemedim ama hücuma yönelik ortasaha oynuyormuş. Milli takımdan hocası Emmanuel Beauchet'e göre hızı, gücü ve iki ayağını da kullanabiliyor oluşu en belirgin özellikler. Fransa U-17 ve U-18 formalarıyla 36 maçta 16 gol 7 asisti var. Troyes oyuncuyu Ekim ayının başında profesyonel yapmış. Notumuzu düşelim, Real Madrid'e gidecek kadar iyiyse yad ederiz postu.

Etiketler: ,

Kartkolik Vidic



Zamanında Boliç her Galatasaray maçında, iyi ya da kötü oynasa da, gol atma gibi bir özelliği ile manşet olurdu. Nemanja Vidic'in şöhreti biraz daha kötü. Haftasonu oynanan Liverpool maçında kırmızı kart gördüğü. Son 3 Liverpool maçında gördüğü 3. kırmızı kart bu Vidic'in. 3 senelik EPL kariyerinde de toplam 43 kartı var. Daily Mail üşenmemiş EPL'nin 4 büyüğünde oynayan diğer mevkidaşların da kart rakamlarını çıkarmış. Vidic'in yanına yaklaşan yok. Partneri Ferdinand'ın aynı dönemde 15 kartı var. En yakın rakibi ise 29'ar kartlar Terry ve Carragher. Ağaç yaşken eğiliyormuş aslında. Şu an bana göre mevkisinin en iyisi olan Sırp zamanında Fenerbahçe'nin sezon açılışında Fenerbahçe Stadı'na çıkmıştı Kızılyıldız formasıyla. Takım kaptanıydı üstelik ama Washington karşısında paspas olmuş ve sarıyı yemişti. Bu da nostaljisi. Milliyet'ten.


Etiketler:

Maradona Birası



Futbol bir Meksikalı girişimciye, Arjantinli bir futbol efsanesine özel bira ürettirebiliyor. Belki de ondan güzeldir. Maradona izin vermezse kimse içemeyecek tabi bu biradan. O ayrı...

Etiketler:

26 Ekim 2009 Pazartesi

Brezilya'da Son 7 Hafta



Palmeiras'a son 2 haftada kaybettiği 6 puan için teşekkür etmek lazım. Sayelerinde Brezilya'da çok keyifli, çok çekişmeli ve çok takımlı bir şampiyonluk yarışı var. 5 takım, hatta 48 puanlı Cruzeiro'yu da dahil edersek 6 takım potada. Vagner Love, Diego Tardelli, Andres D'Alessandro, Washington ya da Adriano'dan biri kupayı kaldıracak. Palmeiras teknik direktörü Muricy Ramalho Brezilya'nın Fatih Terim'i olaya hazırlanıyor. Fikstür aşağıda. C içeridekileri maçları, f deplasman maçlarını işaret ediyor. Şampiyonluğun anahtarını Atletico Mineiro tutuyor gibi. Son 5 haftanın 3'ünde şampiyonluk adayları Flamengo, Internacional ve Palmeiras ile oynayacaklar. Flamengo ve Adriano'ya yakışır kupa.

Etiketler: ,

Totti ve Roma



Geçen sene 1-0 kaybedilen Siena maçında açılmıştı bu pankart. Roma o maçın ardından ligde 14. sıraya düşmüştü. Daha sonra toparlandılar ama Şampiyonlar Ligi trenini kaçırdılar. Film bu sene de aynı başladı ama bu kez Spalletti'ye sabretmediler. İlk 2 haftada alınan 2 mağlubiyetten sonra Ranieri'yi çağırdılar göreve. İlk 5 maçında mağlubiyet yüzü görmedi Roma. Fiorentina, Napoli gibi ligin kalburüstü kadrolarını yendi. Catania ve Palermo deplasmanlarından puan çıkardı. Totti'nin bu 5 maçta 5 golü var. Son iki haftada ise önce son yılların en kötü başlayan Milan'ına kaybettiler, ardından da Livorno sayelerinde ligdeki ilk galibiyetlerini aldı. Fulham deplasmanından da beraberliği 90+3'te kurtardılar. İlk 5 ile son 3 arasındaki fark Totti'nin varlığı ve yokluğu. Kötü haber şu ki; dizindeki menisküs yüzünden atroskopi olacak ve en az 3 hafta daha yok kaptan. Mourinho harbiden şanslı adam.

Etiketler:

Agüero ve Forlan



Atletico Madrid ilk defa kötü başlamıyor lige. Geçen sene de kötü başlamışlar ve faturayı Javier Aguirre'ye kesmişlerdi. La Liga'nın küme düşme hattına girince geçen senenin kurtarıcısı Abel Resino'yu kovmaktan çekinmedi Gil Marin. Şaşırdım mı ? Hayır. Son 16 yılda 37. kez aynı döngüye giriyorlar. Bu istikrarsızlık çok bedeller ödetti Atletico Madrid'e, küme bile düştüler ama akıllanmadılar. Bunun da bir bedeli olacak elbette. Agüero ve Forlan bu takımda durmazlar. Gil Marin de farkında ve sene başında Agüero ve Forlan'ı satmadığına pişman. Zira reddedilen teklif kendi açıklamasına göre 86 milyon €. Transferde Real Madrid etkisi geçip, piyasa düşeli çok oldu. Chelsea'nin başı transferde FIFA ile dertte. City'nin forvet istihkakı doldu. Atletico Madrid bu durumdayken ne devre arasında ne de sezon sonunda bu parayı bir daha veren çıkmaz. Ben olsam Dünya Kupası için duaya başlardım.

Etiketler:

Fenerbahçe 3 - 1 Galatasaray



Fenerbahçe ile Galatasaray'ın büyük resimde oynamak istediği oyun aynı aslında. İkisi de sezon başından bu yana topa en çok sahip olmaya çalışan, bol pas yapıp, çabuk ve tempolu katedebilen bir takım olmak derdindeler. Galatasaray'ın başındaki Hollandalı olunca ve özgeçmişinde Barcelona yazınca buna 'total' damgası vuruldu. Reformist, epik güzellemeler yapıldı. Alakalı alakasız herşey 'total' içine atıldı. Üstelik henüz ortada total futbol değil Ömer Üründül'ün blok futbolu olmasına rağmen. Aynı görevi, kariyerinin yarısını Türkiye'de geçirmiş bir Doğu Alman üstlenmeye kalkışması bu kadar ilgi çekici olmuyor elbette. Sadece şöhretleri değil anlayışları da farklı. Daum pekçok Alman gibi ağır rasyonel, Rijkaard ise en derininden romantik.

Varmak istediğim nokta şu; derbiden önce bildiğim tekşey Rijkaard'ın değişmeyeceğiydi. Oyuncu tercihleri değişebilirdi ama kendi bildiğini okuyacak, başarılı olduğu tarzını bırakmayacaktı. Üçlü ortasaha deneme, Fenerbahçe'ye tedbir alma ihtimali şartlar ne olursa olsun bana göre yoktu. Galatasaray edilgen taraftı. Sonucu Daum'un planının ne kadar etkili olacağı belirleyecekti. Öyle de oldu.

Galatasaray'da temel plan, Mustafa Sarp ve Ayhan Akman tarafından çok fazla desteklenmeyen, oyunu beklerin kurduğu, ileride Baros'un arkasında Arda - Elano - Keita üçlüsünün çabuk, dinamik ve ters top hücumlarıyla sağlanacak dominasyondu. Saha ve seyirci avantajı bir yana Fenerbahçe buna aynı anlayış ve benzer silahlarla karşılık verebilirdi. Alex hariç hücumda Galatasaray muadiline nazaran daha zayıf görünen Guiza - Alex - Andre Santos - Kazım'ı dörtlüsünü kullanıp; Galatasaray'a göre daha total olan kanat bekleri ve ortasahadaki Emre - Cristian tandemiyle oyunda fark yaratmayı seçebilirdi Daum. Maçın güzel geçeceği, tempolu ve gollü olacağı kehanetleri de aslında buna dayanıyordu.

Daum başka bir yolu seçti. Galatasaray zincirindeki en güçlü halkalarla yarışa girmektense, kendi tarzını değiştirmek pahasına da olsa oyunu Galatasaray'ın en zayıf halkaları üzerine inşa etti. Galatasaray omurgasında top hassasiyeti ve tekniği en düşük olan savunma ve ortasaha tandemi üzerine ilk düdükle birlikte kademeli prese ve ölçülü sertliğe başvurdu Fenerbahçe. Kazım - Emre - Cristian motorize gücü oluşturdular. Servet - Gökhan ve Mustafa Sarp - Ayhan Akman dörtlüsü kendi yarısahalarında daracık bir alana hapsoldu. Galatasaray hücum seçenekleri fazla olan bir takım. Kenarlardan sızabilecek başta Keita olmak üzere Arda ve Elano var. Onlara da kenarlardan Vederson ve Mehmet Topuz ile destek getirdi Fenerbahçe; ve Galatasaray'ın bütün pas bağlantılarını böylece koparmış oldu. İş artık bireysel yaratıcılığa kalıyordu. Orada da Fenerbahçe'nin fizik gücü ağır bastı. Sorun yaratabilecek tek ihtimal Milan Baros'un maçın başında Emre'nin - sarı kartlık - müdahelesiyle yerini mecburen Nonda'ya bırakmasıyla birlikte Fenerbahçe iyice rahatladı. Baros tehdidine karşı derin mevzilenen Lugano - Bilica öne çıktılar ve Fenerbahçe direksiyonu tamamen eline aldı.

Maç öncesi konuşulan avantajlar ve dezavantajlar yer değiştirdi. Galatasaray'ın dörtlü parlak hücum hattı atıl kaldı. Sağ kanadı da kendi bacağına kurşun sıkmaya başladı. Vederson ve Roberto Carlos ikilisi yarısı oynanmayan ilk 15 dakikada 3-4 kez bindirdiler Galatasaray'ın sağına. Roberto Carlos, 12. dakikada Vederson'un yerden kestiği topun üzerinden atlayıp Alex'e golü attırdı. Açık bir ofsayttı gol.

Fener golün ardından sonra beklemeye, Kazım'ın Servet ve Gökhan Zan üzerindeki hız farkını değerlendirmeye çekildi. Galatasaray bu bölümde topa hakim gözükse de kontrol Fenerbahçe'deydi. Kazım hızını konuşturduğu iki pozisyon yakaladı. Birinde Servet, diğerinde de Gökhan Zan'ı geçti ve gol açısı yakaladı ama faul düdüklerine takıldı. Bana göre temizdi pozisyonlar. Bu seviyedeki maçlarda savunma oyuncuları ile santrforlar arasında bu tür temaslar normal. Hele Gökhan Zan ile olan pozisyonda hiç temas yok. Geçen sene İnönü'de oynanan Beşiktaş maçında aynı pozisyonu bu kez Güiza ile yaşamıştı Gökhan Zan. Orada devam kararı çıkmış ve pozisyon aktıktan sonra golle sonuçlanmıştı. Kesilen bu 2 atak dışında Fenerbahçe'nin devre sonunda soldan yine Vederson'un ortasında Lugano'nun direkten dönen kafa vuruşu ve Alex'in yayın gerisinden yaptığı kesme ile bulduğu pozisyonlar var. Galatasaray ise 20.dakikada Sabri'nin altıpasa kestiği ve Nonda'nın dokunamadığı top dışında tehlike üretemedi.

İkinci devreye de Fenerbahçe hızlı girdi. Kazım'ın ilk 5 dakikada yay civarından atıp kuşları vurduğu 3 şutu var. Hemen devamında, 53. dakikada, presi sayesinde kapılan topta Alex'in aldığı penaltı ve 2. gol geldi. Leo Franco'nun ikinci derbisinde görmediği ikinci kırmızı kart bu ayrıca. Alex için de söyleyecek sözüm kalmadı. Her doğumgününde üzülüyorum sadece.

Fenerbahçe - Galatasaray derbilerinde bu dakikada 2-0 öne geçmek başka bir gidişata işarettir. Beklenti içine girmedim desem yalan olur, ama Galatasaray çabuk geri döndü. 57'de Hakan Balta'nın golü geldi. Görüntü terse döndü.
Galatasaray cesaretlenirken, Fenerbahçe panik bir şekilde kabuğuna çekildi. Galatasaray Kewell'ın aklı ve soğukkanlılığının önderliğinde yüklenmeye başladı ama Elano & Nonda ikilisinin pasifliğinden pozisyon üretemediler. Sadece korku saldılar.

Görüntünün tekrar Fenerbahçe lehine döndüğü an ise Fenerbahçe fizik olarak düşmeye başlamışken Keita'nın atılmasıdır. Galatasaray'ın en formda oyuncusu - kimilerine göre yılın transferi - Fenerbahçe'nin bu sezon en büyük balonu olan Roberto Carlos'u maçın başından beri geçememişti. Geçtiği ender anlardan birinde çangal ile durduruldu. Roberto Carlos'a cezasını sahadaki otorite kesmek üzereyken, Keita kendi işini kendisi gördü. Dayanamayıp 75. dakikada sağ kroşeyi çaktı. Oyundan atıldı. Peşinden Guiza 79.dakika boş kale klasiğini sergiledi. Bu sezon boş kaleye, boş pozisyonda kafa yerine omuz vurmayı başardığı 2. pozisyon bu. 87'de Aydın beraberlk fırsatını tepmese bugün manşetler farklı olabilirdi. 90+1'de Andre Santos'un yakın direk dibine vurduğu topu Leo Franco çıkardı ama 90+2'de Guiza'nın topuğuna mani olamadı.

Daum'un başarılı taktik planı ve takımın özverisi sayesinde Fenerbahçe 3-1 kazanarak Galatasaray ile puan farkını 5'e çıkardı ve Kadıköy'deki seri de 11. yılına girdi.

Barcelona'yı getirip Galatasaray forması giydirseniz durum değişeceğe, bu zincir kırılacağa benzemiyor. Bunun sebeplerini inceleyecek değilim. Galatasaray'ın sürüyle profesyoneli, takip eden uzmanları var. Benim ve tüm Fenerbahçeliler için zaman mutlu olma zamanı. Mutlu olmadığım tek nokta Şükrü Saracoğlu Stadı'ndan sahaya yapılan müdahaleler, ki büyük ihtimalle de saha kapama cezası gelecek birkaç maç.

Oysa derbilerin özel ve farklı olmasının yegane sebebi rekabet ve o rekabetin içindeki hikayelerdir. Fenerbahçe - Galatasaray derbilerinde bolca var ve dün yenileri de eklendi. Herbirinde duygu patlaması var. Aklınıza ne gelirse. Sevgi, bağlılık, tutku, coşku, nefret, mücadele, tavır, vs... Emsali gerçekten az ve bu derbi de bu yüzden çok büyük. Bunun parçası olmak, sahiplenmek, o heyecanı hissetmek tarif edilemez ama bunu futbol üzerinden yaşamak ve konuşmak lazım. Oyuncular için de geçerli aynısı. Belki o zaman derbinin görkemli ruhuna biraz da futbol kalitesi eklenir. Bu mu Dünya derbisi geyikleri de durulur.

Etiketler: ,