18 Mart 2009 Çarşamba

Rus Ligi'ne Bir Bakış

Transfer dönemi geçtiğimiz cuma sona eren Rusya'da, lig Cumartesi günü oynanan maçlarla start aldı.

Biraz geç kalsak da, yine de şöyle kim ne transfer yapmış, ligde kim ne yapar gibisinden kısa bir özet geçelim.

İlk olarak geçen sezonu birinci sırada bitiren Rubin Kazan'dan başlayalım. Geçen sezonun şampiyonu Rubin Kazan gerçekten beklenmeyeni gerçekleştirdi ve büyük şehir takımlarının yıllardır egemen olduğu bu ligde ilk şampiyonluğunu aldı. Rus otoriteler, Rubin'in bu sene Avrupa'da da mücadele edecek olmasından dolayı bu ünvanı koruyamayacağını düşünüyorlar. (Sanki geçen sene şampiyon olacaklarını biliyorlardı ya? ) Defansın ortasına, sağ ve sol kanada hücuma yönelik transferler yapan Kazan, transferin son günlerinde 2 senedir Zenit'te oynayan eski oyuncuları Alexander Dominguez'in geri dönmesiyle rahatlamış gözüküyorlar. Süper Kupa maçında bekleneni veremeyen Cesar Navas, hazırlık maçlarında hepimizin yakından tanıdığı Stepjan Tomas ile gereken uyumu sağlayamadı. Pyotr Bystrov ise tecrübesiyle kanada iyi bir yedek olabileceğini gösterdi. Rubin, orta sahada Sergey Semak ve Sergey Rebrov'un tecrübesinden, Gökdeniz ve Noboa gibi isimlerin de çevikliğinden ve süratinden yararlanmayı planlıyor. Forvette ise Buharov, Kabze ve Adamov gibi kaliteli isimlere sahip olsalar da, en büyük sıkıntıları bu isimlerin istikrarsızlığı.

CSKA'ya gelecek olursak, Gazzaev'in ayrılmasından sonra teknik direktörlüğe Zico'yu getiren Kırmızı-Siyahlı takım, her kulvarda şampiyonluğu hedefliyor. Rubin'i ekarte ederek Süper Kupa'yı alan ve Aston Villa'yı eleyerek UEFA'da son sürat yoluna devam eden takımda en büyük sıkıntı maddi konularda yaşanıyor. Takımın en büyük sponsoru olan Vneshtorgbank, takımın bu sene sponsoru olmayacağını açıkladı. Takıma yeni katılan Necid, hazırlık döneminde ve sezon açılışında oynanan kupa maçında herkesin beğenisini kazanan bir performans gösterdi. CSKA'nın 2005 UEFA şampiyonluğunda en büyük paylardan birine sahip olan Daniel Carvalho'nun Zico tarafından ikna edilip takıma geri kazandırılması, takımın hücum gücüne önemli katkılar yapacak. Zico'nun takımı Gazzaev'in oynattığı 3'lü defans sisteminden 4'lü sisteme çevirmesi de dikkatlerden kaçmaması gereken bir detay. Yazın transfer sezonunda ayrılmasına kesin gözle bakılan 2 isim var. Italyanların gözdesi Yuri Zhirkov ve Ingiliz Ligi'ne göz kırpan Vagner Love. Eğer ayrılırlarsa, bu ikilinin yerinin nasıl doldurulacağı tamamen soru işareti. Ayrıca Dzagoev ve Krasiç de Avrupa takımlarının gözdelerinden. Avrupa transfer dönemi geçtikten sonra ligi nerede bitirebilecekleri konusunda daha net bir fikir elde edebileceğiz ancak mevcut kadroyu korumayı başarırlarsa, şampiyonluk için en büyük favoriler.

Geçen sene ligi 3.sırada bitiren Dinamo Moskova, her başkent takımı gibi zirveyi hedefliyor. Ancak görünen o ki, geçen sene başında kurdukları Danny, Shemsov ve Khokhlov'dan kurdukları orta saha üçlüsünden Shemsov ve Danny'i Zenit'e kaptırdıktan sonra yerlerini dolduramamaktan epey dertliler. Orta sahayı Rumen Ropotan ve genç oyuncu Yusupov ile güçlendirseler de eski etkinliklerini gösteremeyecekleri bir gerçek. Defansta Fernandez ve Denis Kolodin, orta sahada Khokhlov ile birlikte ikiz kardeş Kombarovlar ve ileride de Kerzhakov, Moskova ekibinin en önemli kozları.

Geçen seneyi Zenit'in önünde 4. sırada bitiren Amkar'da bu sene işler geçen seneki kadar iyi gitmeyecek gibi. Takımın geçtiğimiz sezon ligin en az gol yiyen takımı olmasında büyük rolü olan Rahimov, Lokomotiv Moskova'nın başına geçti. Rahimov ile birlikte orta sahanın önemli isimlerinden Duimovich de Lokomotiv yolunu tutan başka bir isim. Defansa Brezilyalı William ve forvete de Brezilyalı Jean Carlos'u transfer eden Amkar'da bu sene beklentiler çok yüksek değil. Tehlikeli bölgenin civarına yaklaşırlar ancak düşeceklerini sanmıyorum.

2007-2008 sezonu sonunda 5.sırayı alması büyük şaşkınlıkla karşılanan Zenit St. Petersburg, CSKA ile birlikte ligi Avrupa mücadelesiyle birlikte sürdürecek diğer bir Rus takımı. (İtalya'da aldıkları 2-0 yenilgiden sonra ne kadar uzun olur tartışılır.) Kadrosunda bu sene değişiklikler gözlenen Zenit'te en büyük kayıp Rus futbolunun son yıllardaki en büyük yıldızlarından olan Arshavin. Geçen sene sonunda Zenit'in kendisini satması gerektiğini söyleyerek isyan bayrağını açmış olan Arshavin, epey olaylı bir şekilde olsa da muradına ererek Arsenal ile sözleşme imzaladı. Ukraynalı kaptan Tymoschuk ise Avrupa transfer dönemi başlar başlamaz Bayern Münih ile sözleşme imzalayacak. Bunun yanı sıra geçen sene bekleneni veremeyen Pyugrenier Bolton'a kiralandı. Dominguez eski takımı Rubin'in yolunu tutarken, Lee Ho da Kore'ye geri döndü. Zenit bu kayıplarının yerini doldurmak için Dinamo'dan Rus milli oyuncu Denis Shemsov'u, Hannover'den Macar oyuncu Szabolcs Huszti'yi ve transferin son günlerinde de hepimizin bildiği üzere Galatasaray'dan Fernando Meira'yı transfer etti. Teknik direktör Advocaat, Arshavin'in İngiltere transferi ve Tymoschuk'un ayrılmasının kesinleşmesinden sonra yaptığı açıklamalarda takımın son sürat yoluna devam edeceğini, hedeflerinden en ufak sapma olmayacağını açıkladı. Meira'nın transferinin takımı için çok önemli olduğunu belirten Hollandalı, hep birlikte kaptanın eksikliğini gidermeye çalışacaklarını dile getirdi. Bu kayıplardan sonra, kulüpten güven tazeleme adına yapılan açıklamalara göre ilerleyen günlerde Avrupa'nın üst düzey kulüplerinden transfer yapmayı hedefliyorlarmış. Buna gözüken en büyük engel ise kulüp sponsoru Gazprom'un %10'luk bir bütçe indirimine gitmesi. CSKA'dan sonra şampiyonluğun en büyük adaylarından.

Geçtiğimiz sezonu ilk 5 sıradaki takımını detaylı inceledikten sonra, diğer takımlara da şöyle bir göz atarsak, en dikkat çeken takım Lokomotiv Moskova oluyor. Hiçbir önemli oyuncusunu kaybetmeden yoluna devam edecek olan Lokomotiv'de, yapılan teknik direktör değişikliği takıma büyük bir moral getirmiş durumda. Takımın başına geçen Rahimov beraberinde etkili orta saha oyuncusu Dujmovich'i de getirdi. FC Moskva takımından gelen Ivanov ve Kuzmin de takıma güç katacak diğer isimler. Forvete yaptıkları katkı ise gelecek için hayırlı bir yatırım olarak gözüküyor. Randers formasıyla Fenerbahçe'ye karşı da mücadele etmiş olan Djiby Fall artık Lokomotiv için ter dökecek. Moskova'nın bir diğer temsilcisi, 90'lı yılların Rus liginde en başarılı takımı olan Spartak ise pek iyi günler geçiriyor diyemeyiz. Takımın başına geçen Michael Laudrup'un takıma görünür bir katkısının olmaması endişe verici. Takımın geçen sene aldıkları en tatmin edici sonuç CSKA'ya karşı 7 senedir galibiyetsiz geçen seriyi sona erdirmeleri oldu. Pavlyuchenko'yu kaybettikten sonra hücum gücünde bariz bir azalma görülen Spartak'ta, Laudrup'un Brezilya'dan getirdiği Alex'in bu sene takıma neler katabileceğini hep beraber göreceğiz. 

Rus Ligi'nde bu sene getirilen yabancı sınırlamasıyla artık takımlar sahada 6 yabancıyla mücadele etmek zorunda. Bunun getirisi ne olacak bilmiyoruz ancak şu anda yabancı kaynayan ligden epey kelepir mal toplamak mümkün olabilir. Rusya'nın Euro 2008'te gösterdiği performans sonrası, lige olan ilginin tekrardan artması söz konusu. Setanta Sports yayın organı, Mart'tan Kasım ayına kadar sürecek olan Rus ligi'nden Amerika'da ve Kanada'da bu sene en az 60 maç gösterecek. Geçtiğimiz yıllarda gelen giden oyuncularla, teknik adamlarla dikkatimizi çekmeyi başaran Rusya, umarım krizden her ülke gibi paçasını kurtarır ve liginin gelişimi sürer. 

Bu da müessemizin ikramı olsun. 

Etiketler: ,

15 Mart 2009 Pazar

Emirates'e Selam Olsun

Blackburn karşısında sanat şaheseri bir gol atan Arshavin, muradına erdi. 4-0'lık galibiyette önemli bir pay sahibi olan Arshavin, bütün gollerin gelişiminde de yer alarak maçın adamı seçildi. Emirates'e tekrar hoşgeldin Prens. Gole aşağıdaki linkten ulaşabiliriz efenim.


Etiketler:

12 Mart 2009 Perşembe

Tanıdık Yüzler

Deyim yerindeyse ülkemizde kaşarlanmış olan Lucescu ile çoğu Fenerbahçeli’nin gözdesi Zico’nun yarınki ilginç mücadelesi için birşeyler karalamak gerek diye düşünüyorum.



Gazzaev’in görevden ayrılmasından sonra Zico’nun gelişi ve sonrasındaki süreçle ilgili bir yazıda da belirttiğim gibi, CSKA’da herkes zaferden emin. Geçtiğimiz günlerde kazandıkları Rus Süper Kupası ile moralleri yerine gelen takımda ufak eksikler var ancak Zico oyuncularına sonuna dek güveniyor. Orta sahada zaman zaman görev alan, takımın önemli isimlerinden Ramon, sakatlığı nedeniyle bu maçta görev alamayacak. Bunun dışında Zhirkov ve Vagner Love’ın da ufak sakatlıkları var. Teknik direktör Zico, eğer bu iki isim oynayacak durumda olursa, Rubin Kazan karşısındaki ilk 11’i hiç bozmayacağını belirtti. Vagner Love son Aston Villa serisinde attığı 2 golle, bu tura 10 golle krallıkta en yakın rakibinin 4 gol önünde lider giriyor. Love’ın, Klinsmann ait 13 yıldır kırılamayan 15 gollük rekoruna en yaklaşan isim olduğuna ve bunun CSKA’nın bu sene UEFA Kupası’nda yoluna yenilgisiz devam etmesinde en büyük etkenlerden biri olduğuna tekrar dikkat çekelim.

Shakhtar’da ise teknik direktör Lucescu, yarınki maçta CSKA’dan herhangi bir sürpriz beklemediğini söyleyerek, bu tarz kupa zaferleri sonrası teknik direktörlerin genelde kadro değişiklikleri yapmamasına ve risk almamasına dikkat çekmiş. Maçtan 5 gün önce gelerek stad zeminine alışmak için erkenden antremanlara başlayan Shakhtar’da Manchester City’da kiralık olarak oynayıp, geri dönen Elano hazır olmadığı gerekçesiyle kadroya alınmadı. Onun dışında herhangi bir eksikleri yok.

İki takımın daha önceki mücadelelerini incelerken önce Sovyetler Dönemi’ne bakacak olursak, CSKA’nın üstünlüğü göze çarpıyor. Yapılan 73 maçın 36’sını kazanan CSKA, 22 maçtan yenilgiyle ayrılmış. Shakhtar, Ukrayna'nın bağımsızlığına kadar Moskova’da oynanan 35 maçta sadece 7 galibiyet alabilmiş. İki takım Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra Israil’de düzenlenen kupada 3 kez karşılaştı ve bunlardan 2’sini Shakhtar, diğerini de CSKA kazandı.

Bu iki takımdan CSKA, daha önce hiç Ukrayna’dan bir takımla Avrupa eşleşmedi. Shakhtar ise 1996’da Intertoto’da Rotor Volgograd ile, 03-04 sezonunda Lokomotiv ile Şampiyonlar Ligi önelemesinde karşılaştı. Bu maçlarda alabildiği tek 1-0’lık Lokomotiv galibiyetine de deplasmanda 3-1 kaybetmelerinden dolayı sevinememişler bile. Rusya’da bugüne kadar kazanabilen tek Ukrayna takımı ise geçtiğimiz yaz ayında Spartak Moskova’yı 4-1 mağlup eden Dinamo Kiev. Teknik kadrolara bakacak olursak, Zico daha önce Fenerbahçe’nin başındayken Dinamo Kiev’e Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi’nde kaybetmişti. Bunun yanı sıra,Lucescu’nun da kariyerinde ilk defa bir Rus takımıyla eşleşmiş olması da dikkatleri çeken bir detay.

Lucescu’nun defansif oyun anlayışı ile Zico’nun oynatmaya yönelik tarzının karşı karşıya geldiği bu eşleşmede gülen taraf bakalım kim olacak?

Etiketler:

16 Şubat 2009 Pazartesi

Rekor Gelir Mi ?



UEFA maçları yaklaşırken konuşulan konulardan biri de, gol krallığında son sürat ilerleyen Vagner Love'in UEFA Kupası'nda bir sezonda en çok gol atan oyuncu olma rekorunu kırıp kıramayacağı. Şu anda rekorun sahibi olan Klinsmann, Bayern Münih formasıyla 1995 - 1996 sezonu boyunca UEFA Kupası'nda toplam 15 gol kaydetmişti. Vagner ise şu ana dek 6 maçta 8 gol kaydetmiş durumda ve CSKA' nın grup maçlarını yenilgisiz tamamlamasında en büyük paylardan birine sahip. 18 Şubat günü Aston Villa karşısında Zico'nun en güvendiği isimlerden biri olan Vagner, eğer bu formunu sürdürürse rekoru kırması işten bile değil.

Etiketler: ,

14 Şubat 2009 Cumartesi

CSKA'da Değişimin Ardından

Ayrılan Gazzaev'in yerine hepimizi çok yakından tanıdığı bir isim olan Zico'yla anlaşan CSKA Moskova'da 18 Şubat'ta Aston Villa ile yapacakları maç öncesi keyifler yerinde. Hedeflerinden son derece emin konuşan başkan Sergey Giner (aşağıdaki fotoda solda), Gazzaev'in komutasında yaşadıkları günleri mükemmel diye nitelendiriyor. Ayrılışını ise asla dünyanın sonu olarak görmezken, hiçbir takımın, bir oyuncu ya da bir teknik direktör için kurulmadığı gerçeğinin kabullenilmesi gerektiğini belirtiyor.



Son yıllarda Rus futboluna Zhirkov, Berezutskiy, Ignashevich, Akinfeev, Dzagoev gibi çok önemli isimleri kazandıran CSKA'da yerli oyuncuların yanı sıra, yabancı oyuncuların da katkısı yadsınamayacak boyutta. Vagner Love, Carvalho gibi oyuncuları bünyesinde bulundura
n takımın başına geçen Zico'nun kendi ülkesinden oyunculara ayrıcalık tanıyacağını savunanlara şiddetle karşı çıkan Giner, Brezilyalı hocanın herkese eşit davrandığını ve bunun da tüm takım performasına en olumlu şekilde yansıyacağına inanıyor.


Rusya'ya gelmeden önce CSKA takımının maç kasetlerini izleyerek, tüm takımı tanıma şansı bulduğunu ve bunun geldiğinde yabancılık çekmemesini sağladığını belirten Zico, takımda Schennikov (1991 doğumlu), Dzagoev
(1990 doğumlu) gibi genç ve yetenekli isimleri görmekten oldukça memnun. Brezilyalı teknik adamın bu sene epey değişik kadrolar çıkartacağı aşikâr. Yeni getirilen kurallara göre Rusya'da sahada en fazla 6 yabancı oyuncu yer alabilecek. Görünen o ki, bu durum CSKA'ya epey zorluk çıkartacak. Carvalho'nun kiralık sözleşmesinin sona ermesi ve geri dönmesi, Necid ve Maazou'nun transferinden sonra CSKA kadrosundaki yabancı oyuncu sayısı 14'e çıkıyor!



Oyuncularının elinden gelenin en iyisini yapacağından emin olan Zico, CSKA'nın da yapı olarak daha önce görev aldığı Fenerbahçe'ye çok benzediğinin farkında. Katıldıkları her turnuvada şampiyonluğu hedefleyen, hiçbir zaman başarısızlığa tahammülü olmayan bir camiaya sahip olan CSKA'da, bu konuda her türlü çabayı göstereceğinin sinyalini veriyor. Brezilyalı gol kralı Vagner için, kendisine Brezilya milli takımına seçilmesi için yardımcı olmak istediğini belirtirken, Daniek Carvalho'nun da antremanlardaki motivasyonunun üst düzey olması Zico'yu mutlu ediyor. 2005 yılındaki UEFA şampiyonluğu ve Rusya'daki lig ve kupa şampiyonluğunda en büyük paylardan birine sahip olan Carvalho, Zico'nun kendisiyle Brezilya'da buluştuğunu ve dönüşü konusunda yardımcı olduğunu belirtiyor ve iddalı bir şekilde ekliyor :

" Çok iyi bir kadromuz, kaliteli bir teknik direktörümüz var. 2005'teki başarıyı tekrarlamak için her şart mevcut. "

Önümüzdeki günler CSKA adına neler gösterecek hep beraber göreceğiz. Inşallah Zico, hakettiği değeri Moskova'da görür ve başarılarını sürdürür.

Etiketler: ,

13 Şubat 2009 Cuma

Üzgünüz Andrey Burası Arsenal



Andrey Arshavin için en büyük hayal Rusya dışında bir ligde forma giymekti. Bunu da Arsenal transferiyle gerçekleştirmiş oldu. Bu sene Tottenham'a transfer olan Pavlyuchenko'nun başlarda yaşadığı gibi, Rus oyuncuların yurtdışında yaşadığı en büyük sorun olan, dil sorununu aşmak için geçtiğimiz sene boyunca Ingilizce dersleri aldı.Kendisini Londra'da bir sürü sürprizin beklediğini biliyordu elbet ancak geçtiğimiz sene uğraşıp didindiği dilin aksine, Arsenal'de Fransızca'nın daha hakim olduğunu gören Arshavin epey şaşırmış haliyle. Kendisine bu konularda yöneltilen sorulara cevaben, işi ne gerektiriyorsa kendini o yönde geliştirmeye devam edeceğini söylemiş. Bize de kendisine helal olsun demek düşer.

Etiketler: ,

İşler Kontrolden Çıkınca



Geçtiğimiz gün Istanbul'da oynanan THY - Ayazağa Esenspor maçı dünya futbol tarihine ilginç bir şekilde geçti. Tamı tamına 15 kırmızı kartın gösterildiği karşılaşma hakemler tarafından tatil edildi.

Olayların başlamasına sebep olarak, bir oyuncunun kırmızı kartla oyun dışı kalmışken sahayı terkederken, karşı takımın yedek kulübesinden yapılan tahrikler gösteriliyor. Oyuncunu da bu laflara karşılık vermesinin ardından bir anda saha karışıyor, seyirciler bile sahadaki olaylara katılıyor. Hakemler olayları dışarıdan izleyip, emniyet güçlerini sahaya davet ediyorlar. Olayların kontrol altına alınmasının ardından soyunma odasına giden hakemler, kulüp temsilcilerine kararlarını bildiriyor. Sonuç THY'den 7, Esenspor'dan 8 kırmızı kart!

15 rakamı bizlere ne kadar korkunç gelse de, bunun üstüne çıkan bir isim daha olmuş, hem de çok yakın bir zamanda. Ocak ayı içerisinde İspanya Bölgesel Ligi'nde oynanan maçı yöneten Jose Manuel Barro Escandón, tamı tamına 19 kırmızı kart göstermiş!


Kavga, bizde olduğu gibi oyundan ihraç edilen oyuncunun tahrik edilmesiyle başlıyor, seyircilerin de katıldığı olaylar sonunda, hakem kart gösterme işini soyunma odasında tamamlayabiliyor. Taraflar hakemin kartlarda adaletsiz davrandığını söylüyorlar, ancak onun bile bir sınırı var yahu!

Etiketler: ,

9 Şubat 2009 Pazartesi

Tatar Appiah


Daha önce Fenerbahçe forması da giyen Ganalı oyuncu Stephan Appiah kulüp arayışını son hız sürdürmekte. Geçtiğimiz Ocak ayı içerisinde Ingiliz kulübü Tottenham ile antremanlara çıkmasına rağmen, Londra ekibinin Honduras'lı Palacios'u transfer ederek kendisiyle anlaşmayı tercih etmemesinden dolayı Ingiltere'den ayrılan Appiah, Rusya şampiyonu Rubin Kazan ile anlaşmanın peşinde.

Sezon öncesi hazırlık kampını Ispanya'da yapan Rubin kampına katılan ve burada Dinamo ile yapılan hazırlık maçında Rus ekibinin formasını giyen oyuncu, yaptığı açıklamada Rubin Kazan'da forma giymekten mutluluk duyacağını belirterek, Şampiyonlar Ligi'nde forma giymeyi her oyuncu gibi kendisinin de istediğini ekledi.

Appiah'ı transfer etmeye çalışan bir diğer ekibin de Spartak Moskova'dan Mozart'ı alamayan Torino olduğu söyleniyor. Torino'nun bu konudaki güvencesi ise Appiah'ın Italya'da yaşayan ailesi.

Bakalım hangisi daha ağır basacak ? Yolculuk Tataristan'a mı olacak, yoksa Torino'ya mı?

Etiketler: ,

Yolun Sonu...

Etiketler: ,

2 Şubat 2009 Pazartesi

Tilki Döndü Dolaştı...




Arapsaçına dönen transfer sonunda nihayete erdi. Kulüpler anlaşamadı ve Arshavin seneye yine St. Petersburg kulübünün formasını giyecek. Bütün koşullarda anlaşıldığı, hatta çalışma izninin bile alındığı söylenmişti. Ama Arsenal ve Rus kulübü bazı koşullarda anlaşamamış olsa gerek, transfer süresinin dolduğu şu saatlerde Zenith'ten yapılan açıklama bu transferin gerçekleşmediğini söylüyor.

Kimbilir ne kadar pişmandır "Zenith beni satmak zorunda yoksa kağıt üstünde futbolcusu olurum" dediğine!
Boyundan büyük laf etmeyeceksin derken büyüklerimiz boşuna dememiş, Arshavin de bu lafın doğruluğunu bizzat öğrenmiş oldu.

Edit : Haberi yazdığımıza pişman ettiler ! Şimdi de ajanslara Arshavin'in 15 milyon sterlinlik bir bedelle 2012 sonuna kadar 4 yıllık bir kontrata imza attığı haberi düştü. Ancak imza transfer süresi dolduktan sonra atıldı ve henüz Zenith tarafından ses seda yok. En iyisi sıcağı sıcağına yorum yapmaktansa bekleyerek transferin onaylanıp onaylanmayacağını görelim.

Etiketler: ,

2 Aralık 2008 Salı

Gel Beraber Mesut Olalım!



Global krizin etkilediği Rus Futbol kulüplerinden ikisi Saturn FC ve FC Khimki takımları birleşme kararı aldı. Moskova bölgesinin iki ekibi, yaşadıkları maddi krizi aşabilmek için kulüplerin böyle bir kararın alındığını açıkladılar. Geçen seneyi 11. Ve 14. sırada bitiren iki takımın birleşmesinden sonra 16 takımlı ligde takım sayısı eksileceğinden, lig bitiminde sıralamada 15. sırada yer alan Shinnik takımı küme düşürülmeyecek ve gelecek sene de Rus Premier Ligi’nde mücadele edecek.

Etiketler: ,

1 Aralık 2008 Pazartesi

Unutulmaz Maçlar: İngiltere - ABD



1950'de Brezilya'da düzenlenen Dünya Kupası'nın ve belki de şampiyona tarihinin ilk sürpriz skoru..


Daha önceki Dünya kupalarına politik nedenlerden dolayı katılmayan Ingilizler, bu turnuvaya en iyi kadrolarıyla katılma kararı almışlardır. Dönemin en iyi takımı olarak görülen Ingiltere’de teknik direktör Winterbottom, kadroya Wilfred Mannion, Tom Finney, Billy Wright, 1963 yılında bu takımın başına geçerek takımı ilk dünya şampiyonluğuna taşıyacak olan Alf Ramsey ve o dönemin en iyi oyuncusu olarak gösterilen Stanley Matthews’u da dahil ederek Ingilizlerin bu turnuva için ne kadar aç ve istekli olduklarını göstermiştir. Hatta takımlarını Lloyd şirketine o gün için çok yüksek bir miktar olan 3 milyon dolara sigortalatmaları da işi ne kadar ciddiye aldıklarının bir göstergesidir.




Amerika ise, turnuvadan 15 gün önce bir araya gelmiş, son 7 maçında galibiyet yüzü görmemiş, attığı 2 gole karşılık, kalesinde 45 gol görmüş bir takımdır. Oyunculardan bazıları Amerikan Ligi’nde oynamakta, maç başına 25 dolar gibi sembolik ücretlerle hayatlarını sürdürmektedirler. Ilk 11’lerinde, Amerikan vatandaşı olmak istediğini açıklamış, Amerikan pasaportu taşımayan 3 oyuncu bulundurmaktadırlar. Dönemin FIFA kuralları, böyle bir durumda herhangi bir aksi koşul içermemektedir ve bu oyuncuların ABD forması giymesinde bir sakınca yoktur.




Grup maçlarına 2-0’lık Şili galibiyetiyle başlayan Ingiltere’ye karşın, Amerika Birleşik Devletleri güçlü Ispanya’ya direnememiştir ve 3-1’lik skorla mağlup olmuştur. 2.maçlara gelindiğinde, ABD - Ingiltere maçı öncesi, Ingiliz gazeteleri kendilerinden o kadar emindirler ki, Daily Mirror gazetesi “Amerikalı amatörlere düştük.” diye manşet atar.




Maç beklendiği gibi başlar ve Ingiltere karşı kaleyi abluka altına alır. 15 dakika içerisinde atılmış 2’si direkten dönen 6 şut, Amerika’nın ecel terleri dökmesine sebep olur. Ilk yarım saat içerisinde değil karşı kaleye gitmek, yarı sahasından çıkamayan Amerika, 38. Dakikada golü bulur. Soldan taç atışında topu içeriye aşıran Amerika’da, araya giren Haiti asıllı oyuncu Gaetjens, Ingiliz kalecisini mağlup eder ve Amerika Birleşik Devletleri 1-0 öne geçer. Golü atan Gaetjens daha sonra Avrupa’da top koşturacak, ülkesine döndüğünde ise diktatör yönetim ajanları tarafından yakalanıp, öldürülecektir.

Bu golü duyan herkes, ABD’nin şeref sayısını bulduğunu düşünür, Ingiltere’nin maçı alacağına inanç halen devam etmektedir. Ancak defans ve kaleci Borghi, Ingiliz akınlarına direnir. Ingilizler saha koşullarının da çok iyi olmaması sebebiyle en etkili oldukları mevkiiyi - kanatları kullanamamaktadır. ABD ikinci golü de Frank Wallace’in ayağından bulma şansını yakalar ancak başarılı olamaz, maç 1-0 tamamlanır. Ingilizler 20, ABD ise 1 şut atarak maçı tamamlar. Kazanan taraf ise bu istatistiğin tam aksine Amerika Birleşik Devletleri olur.



Bu Ingiltere’nin ilk Dünya Kupası ve yayın imkanları da çok geniş olmadığından, sonuç basına yansıyarak ülkeye ulaştığında, herkes ufak çaplı bir şok yaşar. Hatta halen öyle bir takıma güven hakimdir ki, bir yazım hatasının olduğunu skorun 10-0 Ingiltere lehine olduğunu düşünenlerin sayısı hiç de az değildir. Ingilizler maçın ardından kaybetmeyi hazmedemezler ve maçta oynatılan 3 oyuncuyu da sebep göstererek maç sonucuna itiraz ederler. Bu çabaları sonuç vermez ve mahkeme ve FIFA 1950 Aralık’ta maçın sonucunu tescil eder.

Ancak bu galibiyete rağmen, ABD gruptan çıkamaz, turnuvaya veda eder. Bu galibiyet onlara bir dahaki Dünya Kupası maceralarına kadar yeterli olacaktır. (44 yıl kadar sonra!) Ingiltere ise bu yenilgi ardından Ispanya’ya da kaybederek elenir ve evine dönmek zorunda kalır. Ertesi gün Daily Mail gazetesi futbolda küçük görmenin yeri olmadığını belirtircesine bir başlık atar “ Tüm zamanların en büyük spor sürprizi!” Amerikalıların bu galibiyeti tarihteki yerini “Belo-Horizonte mucizesi” olarak alır ve 2005 yılında çevrilecek olan "The Game of Their Lives" filmine de konu olur. Filme ait sitenin linki budur. Maçın görüntüleri de aşağıda.


Etiketler: ,

27 Kasım 2008 Perşembe

Unutulmaz Maçlar: Aberdeen-R.Madrid

1983 yılının Mayıs ayında, Göteborg’un meşhur stadı Nya Ullevi’de 17 bin civarı taraftar, o senenin flaş takımı Aberdeen ile yılların efsane takımı Real Madrid’in Kupa Galipleri Kupası final mücadelesini izlemek için toplanmıştır.


Aberdeen kadrosunda şu anda Celtic takımının teknik direktörlüğünü yapan Gordon Strachan, bir dönem Iskoç milli takımının başında olan Alex McLeish, 40 yaşına kadar Iskoç milli takımının kalesini korumuş olan Jim Leighton’un yanı sıra, Eric Black, John Hewitt gibi isimler vardır. Ama bu kadronun bir araya gelip, kaliteli bir oyun sergilemesinde en büyük katkı hiç şüphesiz Alex Ferguson ve yardımcısı Archie Knox’a aittir. 


Real Madrid cephesinde ise, ileride Ispanya milli takım teknik direktörlüğü yapacak olan Camacho, uzun yıllar Alman milli takımı formasını giymiş olan Uli Stielike, Ispanyol futbolunun en büyük golcülerinden Carlos Alonso González, nâm-ı diğer Kral Santillana ve 1992 yılında Braga takımının teknik direktörlük görevini yerine getirirken bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Juanito’nun yanı sıra teknik direktörlük koltuğunda da bir zamanların efsanesi Alfredo Di Stefano oturmaktadır. Gerçekten korkutucu bir güce sahip olan Real Madrid, kağıt üzerinde maçın favorisidir. 

Turnuva başlarken hiç kimsenin adını kupayla birlikte anmadığı Aberdeen, ilk turlarda Isviçre’den Sion ve Arnavutluk temsilcisi Tirana’yı saf dışı bırakır. Ilk 2 turdaki bu rakiplerden sonra karşılarına çeyrek finalde Bayern Münih gelir. O dönemde kadrosunda Karl-Heinz Rummenige, Paul Breitner gibi yıldızları barındıran Alman takımıyla Almanya’da 0-0 berabere kalmayı başaran Iskoçlar, kendi evlerindeki mücadelede son dakikada John Hewitt’in attığı golle maçı 3-2 kazanırlar ve bir sonraki tura adlarını yazdırırlar. Bu galibiyet bütün dünyanın dikkatlerini onlar üzerine yoğunlaştırmasına neden olur. Yarı finalde Belçika temsilcisi Waterschei’i güle oynaya 5-1 ve 0-1 lik skorlarla saf dışı bıraktıktan sonra finale ulaşırlar. Rakip Real Madrid’dir.

Real Madrid turnuvanın finaline gelene kadar, Romen takımı FC Baia Mare’yi 5-2, Újpest FC’yi 4-1, Inter Milan’ı 3-2 ve yarı finalde de Austria Wien’i 3-2 ile saf dışı bırakır. İşlerin hiç de Madrid’lilerin planladığı gibi gitmeyeceğinin sinyalini, çeyrek finalde Aberdeen, Bayern Münih’i eleyerek vermiştir. Real Madrid belki de İsveç’e kaçınılmaz sonu yaşamaya gelmiştir.

Maçın henüz başlarında, şu anda Birmingham takımında görev yapmakta olan Eric Black, takımını öne geçiren golü atar ve Real Madrid bir anda neye uğradığını şaşırır. Çok çabuk toparlanan Real Madrid, Santillano’nun kazandırdığı penaltıyı Juanito’nun gole çevirmesiyle 1-1 eşitliği yakalar. Maç çekişme içinde geçer ve sonunda uzatmalara gidilir, defansın göbeğinde oynayan Alex McLeish ile kaptan Willie Miller ikilisi ve kalede Jim Leighton penaltı dışında müthiş bir direnç gösterirler ve Real Madrid’e gol şansı vermezler. Uzatmalarda yine o adam sahneye çıkar “John Hewitt”. 87. dakikada oyuna takımının ilk golünü kaydeden Eric Black’in yerine dahil olan Hewitt, tıpkı Bayern Münih karşısında yaptığı gibi, 112. dakikada takımına turu getiren golü kaydeder.

Çeyrek finalde ve finalde attığı goller ve getirdiği turlar ona “Süper Yedek” denmesini sağlar. 

Kupayı kaldıran Aberdeen’de Alex Ferguson :

 “Şimdi geri dönüp ve kendi kendime diyorum çeyrek finalde Bayern Münih’i ve ardından favori Real Madrid’i nasıl yenmeyi nasıl başardık ? Bu başarı bizim için çok önemliydi çünkü biz küçük bir takımdık. Ofisimde çalışan biri sekreter olmak üzere iki kız, günlük işleri yapan bir grup adam, yardımcım Archie Knox, rezerv takım koçum ve bir de fizyoterapistim vardı. Bütün teknik kadro bundan ibaretti.” şeklinde bir açıklama yapar. Real Madrid teknik direktörü efsane DiStefano ise Aberdeen'in takım ruhundan ve maneviyatından inanılmaz etkilendiğini söyler.

Aberdeen, hiç kimsenin beklemediği bir şekilde Real Madrid’i yenerek kupaya uzanır. Takım Aberdeen’e döndüğünde muhteşem bir coşkuyla karşılanır. 

Bu zaferden tam 25 sene sonra aynı tarihte o müthiş günü yaşatan oyuncuların seyirci olarak katıldığı bir maçta, Ferguson ve şu anda yönettiği Manchester United takımı, Aberdeen’in sahasında adlarına düzenlenen bir dostluk maçında onurlandırılırlar. O günkü isimler belki sahada değillerdir ama kesin birşey var ki, o da isimlerinin stadyumda anons edilmesi bile onları yeterince memnun etmiştir. 

Etiketler: ,

26 Kasım 2008 Çarşamba

Unutulmaz Maçlar: Almanya vs Cezayir


1982 Dünya Kupası'nda halen üzerinden pis kokuların ve şike dedikodularının kalkmadığı bir mücadele.

Kadrosunda bugün neredeyse hepsinin önünde saygıyla eğildiğimiz isimlere sahip Batı Almanya’ya bir göz atalım. Kalede 103 gollü sezonda Fenerbahçe forması da giyecek olan “Toni” Harald Schumacher, defansta ileride Beşiktaş Teknik Direktörlüğü yapacak Hans Peter Briegel görülür. Saçlarının yanısıra, müthiş sol ayağıyla da ün yapmış Paul Breitner, büyüklerimizin futbolun cambazlarını sayarken ismini asla unutmadığı Pierre Littbarski, eski Bayern Munih Felix Magath’li orta sahanin yani sira forvet hattı da birbirinden müthiş isimlerden oluşmaktadır. Altın kafa lakaplı Horst Hrubesch ve Karl-Heinz Rummenigge, rakip defanslar için gerçek birer tehdittir. Başlarında ise, ileride Galatasaray teknik direktörlüğü yapacak olan Jupp Derwall vardır. 1980 yılında Italya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nın sahibi olarak bu turnuvaya gelen Almanya, kendinden çok emindir ve bu turnuvayı da kolayca kazanacağını düşünenlerin sayısı hiç de az değildir.


Cezayir kadrosunda ise Fransa’da top koşturan 3 futbolcunun yanı sıra, ileride Avrupa’nın büyük takımlarının gözdesi olacak olan Rabah Madjer, Belloumi ve Assad gibi Afrika’da forma giyen, yetenekli oyuncular bulunmaktadır. Ancak Almanya’nın kadrosuna kıyaslanacak bir durum elbette ki söz konusu değildir.

Bu durumlar ortadayken ilk maçlar gelir çatar. Cezayir, Almanya’yı sergilediği mücadele ile şoka uğratır. Oyuncular sahada adeta hayatlarının en büyük mücadelesini verir. Ilk yarıyı gol yemeden atlatan Cezayirli oyuncular, ikinci yarıda Almanya’ya Afrika’dan onca yolu boşuna gelmediğini gösterircesine hünerlerini göstermeye başlarlar, 54. dakikada, ceza sahasına giren Belloumi’nin taşıdığı top Alman defansının bacaklarının arasından geçer ve Madjer’in önüne düşer. 1985 yılında Porto forması giyerken, finalde atacağı nefis topuk golüyle Bayern Münih’i devirerek kupayı kaldıracak olan Madjer, bu golü atarken hiç zorlanmaz. Bu golün üzerinden 15 dakika geçmeden Almanya gole cevap verir, Magath’ın pasıyla Rummenigge takımına eşitliği getiren golü kaydeder. Ancak, Almanların sevinci sadece 1 dakika sürer, Zidane, Assad ve Belloumi üçgeninin geliştirdiği organize atakta, Belloumi takımını tekrar öne geçirir.

Almanlar bu maçta düştükleri durumu hazmedemez. Oyun genelinde başvurdukları sertlikler, Cezayir’den Fergani ve Cerbah’ın ciddi şekilde sakatlanmasına sebebiyet verir. Ancak bütün bunlar, Almanların maçı kazanması için yeterli olmaz. Cezayir bu maçtaki oyunuyla ve aldığı puanla 2.tur için büyük avantaj elde etmiştir ancak işler hiç de beklendiği gibi gitmez.

Almanya maçından sonra Avusturya’ya 2-0 yenilen Cezayir, Şili’yi 3-2 ile geçer. Öte yandan Almanya, Şili’yi Rummenigge’nin hat-trick yaptığı maçta 4-1 mağlup etmiştir. Ancak burada FIFA’nın yaptığı büyük hata, Almanlar tarafından sinsice değerlendirilir. Cezayir’in son maçı Almanların son maçından bir gün öncedir. Grupta alınan bu sonuçlarla Almanya, eğer Avusturya’yı 1-0 yenerse, 2.tura Avusturya ile birlikte yükselecektir. Cezayir maçlarını tamamlamıştır ve yapacak hiçbirşeyi yoktur. Almanya ve Avusturya, son maça çıkarlar ve 10.dakikada skor Hrubesch’in golüyle 1-0’a gelir. Iki takım bu dakikadan sonra 80 dakika boyunca hiçbirşey yapmazlar ve bu utanç dolu maç 1-0 biterken, Cezayir 2.tura hiç de haketmediği bir şekilde veda eder. Maç boyunca durumu protesto etmek isteyen Cezayirli taraftarların oyunculara banknotlar sallaması, ve Ispanyolca “Fuera,Fuera” “Dışarı! Dışarı!” diye stadı inletmesinin yanı sıra, bir Alman’ın kendi milli bayrağını yakması akıllardan asla silinmez.

Maçtan sonra yaptığı açıklamada Derwall “ Sahaya futbol oynamaya değil turu geçmeye çıktık ve bunu da başardık.” şeklinde bir açıklama yaparak şikeyi bir anlamda kabul eder. Öfkesi dinmeyen Alman taraftarlar, staddan çıktıktan sonra takımın kamp yaptığı otele gelerek protestolarını sürdürürler, Alman oyuncular bir türlü susmak bilmeyen taraftarların üstüne su balonları atarak dağıtmaya çalışır.

Tarihe “Anschluss” (2. Dünya Savaşında Almanların Avusturya’yı nazi rejimi döneminde bünyelerine katmalarını anlatan terim, Almanca’da politik ittifak, birlik anlamında) maçı olarak geçecek olan bu maçtan sonra FIFA dersini alır ve gruptaki kritik maçların bundan sonra aynı gün ve saatte oynanacağı açıklanır.

Etiketler: ,

Biraz Ayıp Olmadı Mı ?




Futbolda kulüp taraftarlarının birbirlerine ince şakalar ve mesajlar gönderen pankartları her zaman stadlarda bizlere birer tebessüm kaynağı olmuştur. Ancak geçtiğimiz günlerde oynanan Dinamo Moskova - Zenith St.Petersburg maçında açılan pankart, şakanın tadını kaçırdı.

Dünyaca ünlü 50 ve 60’lı yıllarda efsane olmuş, Dinamo Moskova ve SSCB’nin Kara Panter lakaplı kalecisi Lev Ivanovich Yashin’e gönderme yaparak “ Yashin’iniz öldü, şimdi Dinamo Moskova’nız da ölecek.” anlamına gelen bir pankart açan Zenith St. Petersburg taraftarları, bizlere fanatiklikte sınırların fütursuzca nasıl aşılabileceğini göstermiş oldular.

Olaylarla ilgili Rus Taraftarlar Birliği’nden ve St.Petersburg kulübünden sorumlu kişilerin cezalandırılacağı açıklamaları yapılsa da, sanırım en büyük cezayı maçın sonunda 1-1’ lik beraberliği alarak gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını kaybeden Zenith, şimdiden çekmiş gözüküyor.

Etiketler: ,

25 Kasım 2008 Salı

Abramovich Çok Yaşa!

Rus Futbol Federasyonu’nun 2.9 Milyon Euro’luk maaşını ödememesi üzerine istifa sinyalleri veren Guus Hiddink, devreye giren Chelsea patronu sayesinde görevine devam edecek.Euro 2008 bonuslarini bile alamadiklari federasyon tarafından onaylanan Hiddink ve ekibine maaş yetiştiremediklerini belirten yetkililer, Abramovich’in olaya müdahalesiyle rahatladılar. Bu durumdan rahatsızlığını belirterek görevi bırakacağı izlenimini veren ekiple görüşen Abramovich, gereken ödemeleri yapacağı garantisini vererek durumu düzeltti.

Etiketler: ,

24 Kasım 2008 Pazartesi

Mesafe Tanımaksızın...

Son zamanlarda aşina olduk onun ismine. Hiddink’in futbolu Rusya’da sevilen ve desteklenen bir spor haline getirirken bizlere sunduğu yeteneklerden biri Denis Kolodin.

Kariyerine bir forvet oyuncusu olarak başlayan ancak daha sonradan defansın ortasında yer alan Kolodin, oyun stiliyle biz futbol severlere 1978 Dünya Kupası’nda Hollanda forması giymiş, uzaktan attığı füze gibi şutlarla meşhur olan Haan’ı hatırlatıyor. Haan o turnuvada çok ünlü kalecileri mesafe tanımaksızın attığı şutlarla mağlup etmeyi başarmıştı. Kolodin de Euro 2008’de Rusya formasıyla 30 – 35 m ve ötesinden attığı inanılmaz şutlarla tanıttı kendini futbol piyasasına. Hatta defansta yer almasına rağmen, bu şutlar ve frikikler sayesinde bir önceki sezon Dinamo Moskova’da takımının en çok gol atan oyuncularindan biriydi.

Futbolunun en olgun dönemlerinden birini yaşayan 26 yaşındaki oyuncu, top hakimiyeti, driblingleri ile ve tatlı sert oyunuyla Hiddink’in de favorileri arasında. Onu oynatmak için milli takımın kilit isimlerinden Berezutskiy ‘i bile yedek bırakabilen Hollandalı teknik adamın ona güveni tam. Kimbilir, belki de ilerleyen yıllarda birileri ona güvenip Rusya’nın zorlu koşullarından Avrupa’nın pahalı ve bakımlı liglerine götürmeyi düşünür?

Etiketler: ,

Test Sürüşü



Bloga test sürüşü için yeni yazar aldık efendim. Kriz sebebiyle Rusyadaki cıvırları bırakıp henüz geldi. Türk sosyal hayatına ve Rusya'da yüzüne bakılmayan futbola adaptasyonu için beleş oryantasyon sağlayalım istedik. Lambuja kalitesiyle. Henüz bloga nasıl yazı yazılacağını çözmeye çalışıyor. Çözdüğünde Hiddink'in kapalı kapılar ardındaki Rusya maceralarını anlatacak bize. Beğenirsek boş mukaveleye imza attıracağız. Hadi bakalım Daniel Alves...

Etiketler: